17 mayıs 2004 pazartesi günü Ankara’da verilen “ses lisansları” haftaya damgasını vurdu. hangi TV kanalını açsam karşımda bir telekom büyüğümüz, hangi gazeteyi açsam bir telekom haberi. Ne mutlu. Sektörün gündeme bu kadar gelmesi, karanlıkta kalmış konuların açılması, en azından tartışılması anlamına geliyor.
İşte bunları düşünür ve geçtiğimiz hafta kim ne demiş diye bakarken, elime Türk Telekom Genel Müdürü Ekinalan’ın Selçuk Üniversitesi kariyer günlerinde söyledikleri geçti. Anadolu Ajansı’nın verdiği haberde;
“Türk Telekom Genel Müdürü Mehmet Ekinalan, Türk Telekom’un çalışan başına abone sayısının 300, mobil sektöründe rekabet ettikleri şirketlerin çalışan başına abone sayısının ise 7 bin olduğunu belirterek, ‘Biz bu şartlarda rekabete
gidiyoruz. Rekabette ne kadar zorlanacağımızın farkındayız’ dedi.
şeklinde bir ifade var. Ekinalan’nın bu sözleri içinde bulunduğumuz kördüğümü başka bir açıdan ifade ediyor. Sadece bu sözler bile Telekom sektörünün neden özelleşmesi ve neden liberalleşmesi gerektiğini ifade ediyor ama konunun öbür tarafından bizi ne kadar sancılı bir özelleşme-liberalleşme döneminin beklediğini de ortaya koyuyor.
Önce Türk Telekom’un eleman sayısını bir analiz edelim. Bunun için de aynı ülkede, aynı ekonomik koşullarda, aşağı yukarı aynı sayıda abone sahibi firma olarak Turkcell ile karşılaştıralım.
- Turkcell şu anda 20 milyon civarı mobil telefon abonesine hizmet veriyor. Eleman sayısı mı? Sadece 2000..
Türk Telekom’da durum nedir? 22 milyon sabit telefon abonesi ve 60.600 eleman.
Rakamları karşılaştırırken, Türk Telekom’un yurtçapında çalıştırdığı bir altyapı (omurga) olduğunu unutmamak lazım. Bu omurga –başka bir omurga kurulmasına izin verilmediği müddetçe– diğer telekom operatörleri tarafından –belli bir ücret karşılığı– kullanılacak. Dolayısıyla bu omurgayı da çalıştıran insanları karşılaştırma dışı tutmamız lazım.
Buna rağmen, rakamlar çok abuk. Örneğin zaten Ekinalan çok güzel ifade ediyor; “Çalışanların sadece 5800’ü koruma görevlisi” diyor. Yani Turkcell’de tüm çalışan sayısının 3 katına yakın sayıda kişi Türk Telekom’da koruma görevlisi olarak çalışıyor. Hani bir ara açıklanmıştı –bilmiyorum dikkat edeniniz oldu mu? Devlet’te çalışan toplam 2 milyon kişinin 500.000 tanesi odacı-çaycı imiş–. İşte özelleşmede karşı karşıya kalınacak en önemli sorunlardan bir tanesi bu. Yıllarca çeşitli iktidarlar tarafından, partizan yaklaşımlarla işe alınmış binlerce-onbinlerce-yüzbinlerce kişinin durumu..
Ekinalan’ın bu demeci son derece çarpıcı ve kendisini tebrik ederim, en önemli konulardan birisine parmak basmış.
Önümüzdeki dönem Türk Telekom özelleşmeye gider ve Telekom sektörü de liberalleşirken, en önemli sorunlardan birisi bu 60.600 kişi olacak. Kamu şirketi olmanın verdiği bu hantallaşma Türk Telekom’un başına “bela” olarak dikilecek.
Aslında önümüzdeki dönem mesleği “Telekom” olanlar için daha parlak olacak. Devletin binlerce kişiyi gereksiz istihdam etmesi nedeniyle düşük olan maaşları yerine, mesleklerinin ederini almaya başlayacaklar. Önümüzdeki dönem Türk Telekom’un diğer önemli sorunlarından birisi de bu olacak. Yani devletin olanakları ile yetiştirilmiş parlak telekom uzmanlarını, liberal sektör kapışacak.
Türk Telekom’un içinde bulunduğu açmazı anlıyor musunuz? Bir yandan rekabete açılmak, diğer yandan işten çıkarılmanın ağırlığını taşıyan binlerce kişi. “Ama zamanında haksızca işe alınmışlar” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Doğru yıllardan bu yana belki de haksızca devletin güvencesini ve parasını elde etmişler ama bugün içinde bulundukları durumun ağırlığını kurtarmaya yetmiyor bu düşünce. İşsiz kalacak insanların yaratacağı kaos, parasal dengesizlik. Sn. Ekinalan ve arkadaşlarına allah kolaylık versin gerçekten.
Ancak bu acılı dönemin ülkemize getireceği hız çok daha önemli. Şöyle düşünün, yıllardan bu yana bu kadar kişinin maaşını kim ödedi? Siz, biz, yurtdışına ihracat yapmaya çalışan tekstilcimiz..
Halbuki, örneğin en büyük maliyet çıktısı haberleşme olan ihracatçımız, daha düşük maliyeti ile daha çok satabilecek ve yeni iş alanları yaratabilecek. İşte kendi kendimize çelme taktığımız bu nokta belki düzelecek.
Liberalleşme ve özelleşme olmadığı sürece, tekel sürdüğü sürece, tek şirket olmanın verdiği avantajını kullanan Türk Telekom istediği oranda zam yaptı. Bizler de halk ya da şirketler olarak, diğer ülkelerdeki eşdeğerlerimizin 2 ya da 3 katı fiyatlarla telekom hizmeti aldık. Hatta VOIP’in telekom dünyasına girmesi nedeniyle şu anda 7-8-10 kat pahalıya konuşuyoruz.
Türk Telekom yıllardan bu yana kar’lı. Ama bu kar’ı Türk Telekom’un cebine biz –Türk halkı– koyduk. Yani dünya koşulları ile fiyatlandırılmış bir Türk Telekom, muhtemelen kar etmiyor olacaktı. Tekel olmanın avantajı ile istediği an fiyatlarına zam yaptı.
Şimdi yeni dönem.. Belki acılı olacak ama yapılması gerekenler yapılmalı. Türk halkının daha fazla para ödeyecek hali yok. Artık fiktif kar’lar yerine üretimden kar gerekli. Liberalleşmiş bir telekom sektörünün, ilk 5 yıl içinde, bugünkü büyüklüğünün 3 ya da 4 katına yani 30-40 milyar $’lara ulaşacağına ve bunun Türk halkına, belki işsiz kalanlara yeni iş alanları olarak döneceğine inanıyoruz.
* Yarın başlayacak olan “Türkiye, Telekomda Liberalleşmenin Neresinde” başlıklı yazı dizisinde neden “göstermelik lisans” dediğimi açıklayacağım.



Kaynak : 