Yazının ilk 3 bölümü için
- 5187 Sayılı Basın Kanunu’nda Sorumluluk-1
- 5187 Sayılı Basın Kanunu’nda Sorumluluk-2
- 5187 Sayılı Basın Kanunu’nda Sorumluluk-3
başlıkları altına bakınız.
E- Dağıtımcı:
Dağıtımcılarla ilgili düzenleme, Süreli yayınların dağıtımı başlıklı 23 üncü maddede yer almaktadır. Başlığından da anlaşılabileceği gibi süresiz yayınların dağıtımı konumuz dışındadır. Maddeye göre; süreli yayınların dağıtımını yapan kişiler, kendilerinden dağıtımı istenen yayınları, dağıtımını yaptıkları diğer yayınlar için aldıkları satış fiyatı, tiraj ve sayfa sayısına göre belirlenen dağıtım ücretini aşmayacak bir bedel karşılığında dağıtmakla yükümlüdürler.
Bu yükümlülüğe aykırı davranmaları durumunda dağıtımından kaçındıkları yayının toplam bedelinin on misli ağır para cezasıyla cezalandırılacaklardır. Maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesinde; süreli yayınları perakende olarak satışa sunan gerçek veya tüzel kişilere aynı anda diledikleri kadar dağıtım şirketiyle anlaşıp diledikleri yayınları satabilme serbestisi getirilmiş, ikinci cümlesinde; hiç kimsenin bu kişilere rakip yayınları satmama yükümlülüğü getiremeyeceği, bu yayınları satmama koşuluna bağlı olan veya bu sonuçları doğuracak edimlerde bulunamayacağı söylenmişse de buna aykırı hareketin getireceği netice yani müeyyide gösterilmemiştir.
Son olarak; konu başlığı ile ilgisi bulunmamakla birlikte Yasanın Süreli yayın sahibinin hakkını kaybetmesi başlıklı 9 uncu maddesinin 2 nci fıkrasının ikinci cümlesinden de bir nebze bahsetmek gerekir:
Bilindiği gibi 06.11.2003 tarihinde kabul edilen 5000 sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü ile Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ile “Bu Kanunun yürürlük tarihinde 5680 sayılı Kanun gereği mevkute neşredenler, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereği mevkute neşretmekten alıkonulamazlar.” hükmü getirilerek medya alanında tanınan iki kurum ve temsilcisi olan kişiler arasındaki marka ihtilafı ile ilgili devam eden davaya müdahale anlamına gelecek kişiye özel düzenleme yapılmıştı.
Aynı anlayışın yeni Yasanın 9 uncu maddesinin 2 nci fıkrasının ikinci cümlesinde de devam ettirildiğini görmek üzücüdür. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi bakımından cümle metnini aynen aktarmakta yarar vardır: “Ancak, bu Kanunun yürürlük tarihinde 5680 sayılı Basın Kanunu gereği mevkute neşredenler 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereği mevkute neşretmekten alıkonulamazlar.” İkinci fıkranın birinci cümlesi ise şöyledir:”556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri saklıdır.” Görüldüğü gibi ilk cümle ile mevkute ismi marka olarak tescil edilmişse buna üstünlük tanınmakta, ikinci cümlede ise daha evvel 5000 sayılı Kanunla kişiye özel düzenleme yapıldığı-marka hakkının hiçe sayıldığı göz ardı edilerek mevkute beyannamesindeki isim, markanın getirdiği üstün hakka rağmen korunmaktadır.



Kaynak : 