Telekom sektörüne yeni ısınmaya başladığımız bugünlerde, piyasanın paylaşılması, rekabet derken gözden kaçan en önemli hususlardan bir tanesi “vizyon” ve tabi ki uzantısındaki “araştırma çalışmaları”.
İşte bu arada bir sevgili okurumdan benzer düşünceleri taşıyan bir mail aldım. Bu maili sizlerle paylaşmak istiyorum. Maili hiçbir satırına dokunmadan aynen veriyorum..
(Not : Geçtiğimiz hafta ki ADSL Hakkında 3 Mail – Kararı Siz Verin başlıklı yazımdaki, mail sahibi isminin yayınlanmasından rahatsız olduğu için bundan sonra sizlerden gelen maillerde aksi bildirilmedikçe isimlerinizi yazmama kararı aldım. Aşağıdaki mailin de sahibinin kimliğini bu nedenle vermiyorum.)
- Sevgili Serdar Bey,
Bugünkü ADSL yazınız üstüne telekomünikasyon sektörünün durumu ile ilgili bazı düşüncelerimi iletmek istiyorum.
Türk Telekom’un cihaz veya sistem tedarikinde satın almaya geçmeden önce kendi içinde kapsamlı bir araştırma ve planlama yaptığını bilmiyorum. Çünkü ileri teknoloji konularında neşriyatlarına rastlayamadım. Eğer hakikaten böyle bir çalışma yapılmamış ise, Türk Telekom tarafından ADSL hizmetinin sunulmasında ve bu hizmetin kullanılmasında sorunlar olması veya olabilmesi normaldir.
Batı ülkelerindeki telekomünikasyon ana işletmecilerine baktığımızda idari mevkilerde bilgili, tecrübeli ve kendini başka kuruluşlarda ispat etmiş yöneticiler ile araştırma ve planlama yapan ve bunları yapacak yeteneklere sahip teknik elemanların bulunduğunu görülüyor. Örneğin, France Telecom yıllık cirosunun % 1,1 ini yani 576 milyon euroyu araştırma için harcıyor ve 3400 araştırma elemanı istihdam ediyor.
Belki bu harcamanın da etkisi ile, nüfusu bizimki civarında olan Fransa’nın
ana telekomünikasyon işletmecisinin yıllık geliri bizimkinin on katı civarında. France Telecom un araştırma elemanları arasında ülkemizde tahsilini tamamlayıp doktorasını yapmış ve ülkesine dönmek istediği halde profesyonel olarak tatmin edici iş bulamadığı için dönemeyen bir vatandaşımız da var.
Geçen hafta A.B.D. temelli fakat uluslararası üyelere ve yüksek statüye
sahip olan IEEE (Institute of Electrical and Electronics Engineers) in Paris’te düzenlediği ICC 2004 (IEEE International Conference on Communications) konferansına dinleyici olarak katıldım. Yukarıda bahsettiğim Frans Telecomda araştırma yapan vatandaşımızla da orada
tanıştım. Konferansta bildiri sunan vatandaşlarımızın sayısı da epey
yüksekti. Bunların çoğunluğu halen yurtdışında çalışmakta. Konferansı
organize edenlerin arasında da vatandaşlarımız var. Fransa’dan Hikmet
Sarı ve Türkiye’den Erdal Panayırcı hem Paristeki organizasyonda önemli
görevleri üstlenmişler hem de ICC 2006’nın ülkemizde organize edilmesine
karar aldırmayı başarmış kişiler. Demek ki beyin gücü, çalışma isteği, beşeri ilişkiler, organizasyon kabiliyeti gibi ülkemizin ilerlemesini hızlandıracak yeteneklerimiz var. Telekomünikasyon sektöründe bir türlü serbestleşme yapılamadığı için bu yeteneklerden faydalanma imkanımız yok.
Konferansın ana konuları: sayısal uçurum, geniş bantlı hizmetler, sabit ve hareketli telsiz erişim ve iletişim (wireless), bu hizmetleri verebilmek için geliştirilmekte olan cihazlar ve bu cihazların sağlayacakları şartlar (specifications). Önümüzdeki yıllarda bu konferansta konuşulan ve tanımlanan sistemler ve cihazlar kullanılacak. Bu gelişmeleri şimdiden takip edip bunlara katkıda bulunmazsak sadece tüketici olarak kalacağız.
Üretmeden tüketici olarak yaşıyabilmek için ise gelir lazım. Özel sektör elinden geldiği kadar teknoloji gelişmelerine katkıda bulunmaya çalışıyor. Ülkemiz özel telekomünikasyon sektöründen konferansa katılım vardı. Bu arkadaşlar, tekel dolayısıyla, iç pazar oluşmadığı halde geliştirdikleri ürünleri ihraç ederek ticari varlıklarını devam ettiriyorlar, ama büyüyemiyorlar ve belki de kaybolacaklar. Gönül isterdi ki, konferansta Türk Telekom’dan da bir iki kişi olsun da yenilikleri öğrensin, bu yenilikleri getiren vatandaşlarımızla bilgi alış verişi yapsın ve yerli üretime destek olsun.
Sayısal uçurumun iyi tarafında olmamız için yapmamız gereken, herkesin kabul ettiği gibi, halkımıza geniş bantlı Internet erişimi sağlamak. Bunu yaparken yatırılan paraların verimli bir şekilde harcanması lazım. Çünkü paramız sınırlı.
Yine hepimizin kabul ettiği, en verimli yatırımların serbest bir pazarda rekabete dayalı olarak iş yapan özel teşebbüsler tarafından yapılacağı. Pekiyi o halde neden özel teşebbüsün ADSL yatırımı yaparak bu hizmeti vermesine müsaade etmiyoruz? Neden bu hizmeti para harcayarak ithal ürünleri kullanan, sınırlı bilgi ve eleman gücü olan Türk Telekom un tekeline bırakıyoruz? Bu durumdan, ADSL almak için sırada bekleyen halk kazanamıyor, iş yapıp hizmet verip ihtiyaç karşılamak isteyen lisanslı
özel şirketler kazanmıyor, ülkemizde üretim yapmak istiyen imalatçılar
kazanamıyor, ülkemize dönmek isteyip bilgisi ile orantılı iş bulamayan
beyinlerimiz kazanamıyor, Türk Telekom’un sahibi ve yüksek iç ve dış borcu olan Hazinemiz kazanamıyor, ya yurtdışına gitmek ya da ancak yabancı üreticilerin ülkemizdeki satış bürolarında çalışmak zorunda kalan, üniversitelerimizde yetiştirdiğimiz teknik elemanlarımız
kazanamıyor.
Eğer biz bu durumun ülkemize ne yararı olduğu ve kime ne kazandırdığı sorularına cevap veremezsek sayısal uçurumun iyi tarafına geçemeyiz.



Kaynak : 