“Uluslar arası Spam Yasa & İlkerleri: Küresel Dava” adlı bir konferansta mahremiyet uzmanları tarafından yanıtı aranan soru işte buydu. Konuşmacıların çoğu, salt yasal düzenlemelere karşı gelerek, teknolojik ve yasal tedbirlerin birlikte alınması gerektiğini öne sürdüler.
Perşembe günü burada düzenlenen konferansın sponsorluğu, analiz, bilgi ve danışmanlık hizmetleri veren Spam ve Internet Kamu İlkeleri Enstitüsü (Institute for Spam and Internet Public Policies) tarafından gerçekleştirildi.
Hangi anti-spam sağlayıcıyı sorduğunuza bağlı olarak, spam, tüm mesajların yüzde 65-79’unu temsil eder. Birleşmiş Milletler, gelecek yılın sonuna kadar eğer mevcut trendler devam eder ve spamların ekonomik yapızı değişmezse bu yüzdenin 98’e ulaşacağını tahmin ediyor.
Osterman Research tarafından yalpan bir araştırmaya göre, ABD şirketleri, spam ile uğraşma konusunda Uluslar arası şirketlerle farklılıklar gösteriyor.
Araştırma şirketinin başkanı Michael Osterman’a göre, Amerika Birleşik Devletleri’nde ankete alınan kişilerin yüzde 45’inin, yurtdışındaki yüzde 25’lik orandan farklı olarak teknolojinin bu problemi çözebileceğine inandığını belirtiyor. Global şirketlerin sadece yüzde 53’lük bir bölümü, bununla hemfikir olan yüzde 42’lik ABD şirketleri ile birlikte, tüm dünya çapında tek tip bir anti-spam yasası olması gerektiğini savunuyor.
ITU – Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (International Telecommunication Union), uluslar arası anti-spam yasaları ile ilgili bir harmoni yakalamaya çalışırken, Osterman, “Uluslararası anlamda uyumlu bir yasalar kümesi bile teknolojik çözümler kadar etkili olmayacaktır. En iyi anti-spam düzenlemesi spamların yüzde 5’inden fazlasını engelleyemezken, en kötü spam-önleme teknolojisi en az yüzde 80’lik bir başarıya sahiptir” diyor.
Internet Araştırma Görev Ekibi (Internet Research Task Force)’nin Anti-Spam araştırma grubu yardımcı başkanı John Levine, Birleşmiş Milletler’in mevcut anti-spam Dünya Zirvesi Information Society (Bilgi Toplumu) toplantısında konuştu.
“Yasaları daha uygulanabilir hale getirmek için teknolojiye ihtiyaç duyuyoruz”, bunu ekledikten sonra, kayda değer politik çabaların sonucunda grup, spam’ın “kötü, çok kötü” olduğuna karar verdi.
Özellikle de az gelişmiş ülkeler için bu durum böyle çünkü hala pahalı internet bağlantılarına sahipler ve dolayısıyla spam onlara daha pahalıya maloluyor. Ayrıca, konuşmasının devamında belirttiğine göre, bu ülkelerin vatandaşları Internet konusunda yeterince bilgili değil, solayısıyla spam ve Internet Dolandırıcılığına daha kolay kurban olabilirler. Örneğin Afrika’da, spam üreticileri AIDS ilaçları satıyor.
Tüm ülkelerin dolandırıcılığa alet edilen spam mesajlar için yasaları var, ancak Levine’e göre, tıpkı ABD ve kanada arasında imzalanan anlaşma memorandumu (MOA) gibi, kötü adamları yakalamak için daha fazla işbirliğine ihtiyaç var.
- “Kısacası, spam gönderen bir domain’e ait kayıtları mahkemeye çağırmak için kimin aranacağının bilinmesi iyi bir başlangıç”.
Toplantıda, az gelişmiş ülkeler tek ve büyük bir anlaşmadan tarafayken, daha gelişmiş ülkeler daha küçük, MOU gibi bağımsız anlaşmaları tercih ettiler.
Levine, spam mesajlarının çoğunun ABD’de doğduğunu, ve bunların kekeleyen ekonomilerin, teknik olarak eğitimli çalışanların ve gevşek yasaların spam çekici ticari teklifler hazırlamaya yardımcı olduğu diğer ülkelerden kontrat altında gönderildiğini belirtiyor. Örneğin, ortaya çıkan birçok virüsün Rusya’da doğduğuna inanmak mümkün, çünkü burada alabilecekleri tüm işlere ihtiyacı olan ve onları durduracak yasalar olmayan işsiz durumdaki birçok bilgisayar programcısı var. Aynı şekilde Çin, Amerikalı spam üreticileriyle yapılan kontratlar ile en büyük spam üreticilerinden birisi konumunda. Levine’e göre bu ülkeler artık spam üretiminin güvenilir bir uzun-dönem kalkınma stratejisi olmadığını anlamaya başlıyorlar.
“Ancak temizlemek zorunda oldukları çok fazla kontratlı spam üreticisi var.
Microsoft Avrupa-Orta Asya-Afrika (EMEA)’da, bu bölgelerdeki anti-spam çalışmalarından sorumlu avukat Jean-Cristophe Le Toquin, spam üreticilerinin alt kontratlar yapmak yerine kendi mesajlarını gönderdiklerini ve EU tabanlı çok az endüstri olduğunu, Bazı durumlarda, bunların, yaptıkları işin kabul edilemez olduğunu bilmeyen küçük firmalar olduğunu belirtti.
Microsoft, EU içindeki spam üreticilerine, birçok yasal zemin kullanarak yasal eylemler getiren kanuni bir güzergah çizdi. Le Torquin’e göre EU’nun Veri Koruma Kanunu ve tüketici koruma yasaları en geçerli ve en etkili yasal EU zeminleri. Ancak ISPlerle ilişkisizler. Microsoft’un davalarının çoğu kontrat ve ticari isim ihlalleri kapsamına giriyor ve sahte bir Hotmail hesabından spam mesaj gönderilmesini de kapsıyor. Mülkiyet hakkı yasalarına da bir kişinin bir ISP’ye spam göndermesi halinde başvurulabilir. Microsoft, Hotmail aleyhine haksiz rekabet oluşturmakla ilgili diğer yasalarla da denemeler yaptı.
Microsoft’a, AOL ile giriştiği bir dava sonucunda Avrupa için Kamusal Hasar adına rekor düzeyde bir tutar ödenmişti; ayrıca bir cep telefonu mağazası ve şahsa karşı da davalar kazandı. Kaynaklarını yoplayan ISP’lerin daha etkin olması gerektiğini belirtti.
Ancak Le Toquin, uluslar arası sınırlarda yaşayan spam üreticilerine karşı yürütülen davaların kazanılabilmesinin çok zor olduğunu, ve ISP’lerin kendi mücadelelerini vermeleri gerektiğini söylüyor.
Microsoft yakın zamanda Hollanda’da yaşayan 52 Nijerya vatandaşı hakkında “Nijerya Penceresi” sahtekarlığı suçunu işledikleri gerekçesi ile açtığı davayı kaybetti; mahkemenin kararına göre bu kişilerin ev bilgisayarlarında oluşturulan posta mesajlarının bir suça delalet etmek ve bu kişileri sınırdışı etmek için yetersiz bulundu. Dediğine göre en güçlü davalar, kendi ülkeleri içinde spam mesajı üreten kişilere karşı yürütebilir.
Şu ana kadar, Microsoft yeteri kadar güçlü bir iader tanımlayamadı. Bir Avrupa şikayet veritabanı için bastırıyor. Le Toquin: ”Herkes bir şeyler yapmak istiyor, ancak kimse para harcamak istemiyor, ve bu da işleri zorlaştırıyor” diyor. Birçok ülke için tek bir araca sahip olmak maliyeti minimize edecek ve davaların sınır ötesinde açılabilmesine olanak sağlayacaktır.
1990’ların ortalarında, Kanada’lı bir ISP, mülkiyete tecavüz yasalarını kullanarak bir spam üreticisini başarılı bir şekilde dava etti ancak Kanada İstenmeyen Ticari E-mail karşı Koalisyonu başkanı Neil Schwartzman’a göre Kanada devleti soruna bakmaya ancak 2000 yılında başladı. Bir yıl önce, devlet, yasama ve yürütme ile başlayan bir plan hazırlamak üzere bir komite kurdu.
“Bu politikanın spam’a nasıl uygulandığını ve mümkün olduğunda eylemlerde bulunabildiğini deniyoruz. Daha sonra, yeni bir yasa yazma işlemine hemen geçmektense, yeni yasamalara ihtiyacımız olup olmadığını saptayacağız”.
Plan ayrıca, kara ve beyaz listeler gibi bilgi paylaşımı özelliklerini de içeriyor. Dediğine göre bir kanun yapıcının belirli türlerde engelleme listeleri ve spam önleme teknolojisi oluşturma alanındaki niyeti kötü yönlendirilmiş.



Kaynak : 