Türkiyede ilk ve tek, hepimizin gözbebeği, tüm sektörün en yetkili kuruluşu, lisans ve ceza dağıtan, yaptıkları kadar yapmadıkları da konuşulan, telekomn sektöründeki herkesin gözünün üstünde olduğu, herkesin kendi düşünceleri doğrultusunda etki altına almak istediği, bürokrasi ve siyasi kanat tarafından etkilenen, sektörün ve kurumun gelişmesi ve işletilmesi için telekom sektörünün çeşitli alanlarında lisans veren, tüm lisanslı operatörlerden para toplayan ve her yıl sonu kullanamadığı parayı hazineye verirken övünen ve bir sonraki yıl daha fazla kazanmak için yeni ücretler keşfeden, yönetiminin –tam yetkili kurul ve başkanının—seçiminde ve değiştirilmesinde tamamen bürokrasiden gelen adaylar tercih edilen, Ulaştırma Bakanlığından ve tüm etkilerden bağımsız olması gereken ancak atamalarda bir türlü sektörün talebi dinlenilmeyerek, Kurul üyeleri Ulastırma Bakanı önerisiyle, Bakanlar Kurulu tarafından seçilen, kurulma hedefi “Telekomünikasyondaki Türk Telekom tekelini ortadan kadırarak özel sektörün rahat çalışacağı rekabetçi bir piyasa oluşturmak ve bu yolla da ülkenin kalkınmasına katkı sağlamak” olan sevgili Telekomunikasyon Kurumu; ISS’lerin iki yıldan bu yana mücadele verdiği ve dört gözle beklediği, TT’nin perakendecisi olmadan ADSL portları üzerinden Internet erişimi sağlama isteğini nihayet karşıladı.
Önce hatırlatalım; ISS’ler geçen yıl sonunda 60.000 portluk ADSL satışında Türk Telekom’un tekel yaklaşımına a itiraz ederek Rekabet Kurumu’na gitmişlerdi. Kurulun aldığı karar neticesinde, konu hakkında bir anlaşmaya varmak için ISS’ler, TT ile Genel Müdürü Sayın Ekinalan’ın da katıldığı bir dizi toplantı yaptılar. Ancak anlaşamadılar. TT, hem tekel davranışını sürdürmek, hem de sınırlı sayıda ve düşük marjlarla pay tanımayı öneriyordu.
Sonuçta karar TK’ya bırakıldı. Kurum da uzun süren çalışmalar sonrası “98 adet lisanslı ISS” için “5.000” adet port tahsis etti. Yani ISS başına ortalama 100 port (aslında bu dağıtım daha farklı ama ortalama ile size durumu göstermek istedim). Ancak bu arada TT yeni 200.000 ADSL portluk ADSL cihazları satın almış ve kurdurtarak satışına da başlamıştı. Hatta yeni 600.000 port ihalesi açılıcağından söz edilmeye başlanmıştı.
TK aynı süre zarfında, ISS’lerin asıl istedikleri ve serbest bir piyasada olması gereken –TT hizmetini satıp komisyon almak yerine–, ADSL portlarından ISS merkezlerine veri akışı yöntemi ile iletimi ve ISS’lerin kendi Internet çıkışlarını kullanmak yöntemi konusunda bir türlü karar verememişti.
TT, –son kullanıcıya sattığı—kendi fiyatından %10 geri gelerek oluşacak fiyatı, ISS’lere tahsis edeceği 5000 port çin TOPTANCI fiyatı olarak görmek istiyordu. Halbuki ISS’ler % 40 geri gelinmesinin doğru olacağını ifade ediyorlardı. Bunu ileri sürerlerken, TT’nin maliyet fiyatları henüz hesaplanmadığı için, AB uygulamalarını örnek gösteriyorlardı. TT, ISS’lerin talebine biz araştıralım, bu işte bir terslik var, bu olamaz demiş. Ancak bir daha da cevapla geri dönmemişlerdi. ISS’ler yaptıkları hesaplamayı detayları ile TK uzmanlarına ve kurul üyelerine anlatmış ve en az %40 indirim istemişlerdi. TK bu kez ne TT’nin ne özel sektörün istediği, arada bir fiyat gibi bir ara çözüm yerine ilk kez tam hesapların gösterdiği ve ISS’lerin istediği indirimi verdi.
Bu iyi ve yerinde kararın haberi, ISS’lere ulaştığı sırada, ISS’ler yeni tarifenin altında TT’nin istediği ve TK’nın onayladığı bir başka tarife daha gördüler. Bu yeni tarifeye göre artık TTNET ADSL’nin başlangıç hızı olan 256/64 Kbs hızındaki bir ADSL bağlantısını limitsiz 49 YTL yerine 3 GB sınırla 29 YTL’ye alınabileceğini gösteriyordu. Üstelik ilave her bir GB için 1 yeni kuruş ödemek yeterli olacaktı.
Üstteki tarifede ISS’lere 28 YTL’ye satılan ve içinde Internet erişimi olmayan hizmete karşılık, aşağaıda son kullanıcıya 29 YTL’lik TTNET ADSL’i bulunuyordu. Bu koşullarda ISS’lerin yine rekabet koşullarında haksızlıkla karşılaştığı görülüyor. Üstelik rekabet konularını her zaman göz ardı eden TK, bir tek kararda ISS’lere hem çok önemli bir şey vermiş oluyor, hem de hemen kararın altında bu verdiği şeyi geri alıyor.
Artık ISS’ler için 28 YTL fiyatının önemi yok. Çünkü halen var olan tüm ADSL portları ve yeni satılacak olanlar 29 YTL’lik yeni tarifeden işlem görecektir. TK kullanıma bağlı ADSL tarifesini onaylarken ISS’leri de düşünmüş ve toptan alımlarda %10 indirim önermiştir. Ancak ISS’ler açısından bu ihtimal TTNET’in satış noktası olmaktan başka bir şey değildir. Rekabeti zorlamaktadır.
Tüm bu olanlardan sonra TT’nin sektörde kimseye bir şey vermeye niyeti olmadığına ve böyle bir ihtimal olduğunda da derhal fiyatlarını düşürerek ve kar yada zarar hesabı yapmadan, savunmaya geçeceğine artık iyice eminim. TT yönetimi bu tavrını umarım çok uzun sürdürmez. Yoksa batan devlet bankalarından sonra literatürümüze bir de batan devlet telekomu girer ki, alternatifi henüz oluşturulmadığı için, dünyanın en büyük gürültüsünü ve utancını yaşarız. Sayın TT yetkilileri, lütfen en acilinden şu maliyet muhasebesi işini bitirin, yoksa şu anda yolunda giden ülke ekonomisini tehlikeye atacaksınız. TK’ya gelince yazının başlığından öpücüğe muhatap olanların ISS’ler olduğunu anlamışsınızdır. İlk öpücüğün ise üzerinden sadece üç buçuk ay geçti. Bakalım şimdi sıra kimde.
Sayın okuyucum sürç_ü lisan ettimse affedin lütfen. AB görüşmeleri kapımızda iken, telekomunikasyon konusunda rekabet ihlallerinin hangi merci tarafından çözüleceği bile tartışılan ve bu yüzden ihlallerin sürdüğü, TT satışının gündemi devamlı mesgul ettiği, bizzat Sayın Ulaştırma Bakanının bile %100 mahkemlik olur dediği, sektörün önünün açılması için bu satışın beklendiği, Telekomunikasyon konusunda politika belirleyen Ulaştırma Bakanlığının Türk Telekomun sahibi olduğu, sırf AB ilerleme raporunda hoş görünsün diye TK düzenlemelerinin çıkarıldığı ancak uygulamasının 2007’ye ertelendiği, TT satılmadan UMTH şirketlerinin bir işe yaramayacağının “sisli perdeler” arasından görüldüğü bu ülkede yaşayan bir yazarın da zaman zaman çok uzun cümleler kurup, okuyucuyu yormasına sebep oluyor. Hepinize bol bol AB’li ve milyar Eurolu günler dilerim.



Kaynak : 