Yazının önceki 5 bölümünü
- Kablo TV ve TT Özelleştirmesi Üzerine Düşünceler-1
- Kablo TV ve TT Özelleştirmesi Üzerine Düşünceler-2
- Kablo TV ve TT Özelleştirmesi Üzerine Düşünceler-3
- Kablo TV ve TT Özelleştirmesi Üzerine Düşünceler-4
- Kablo TV ve TT Özelleştirmesi Üzerine Düşünceler-5
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Son olarak Telekomünikasyon Kurulunun ve Kurumun Başkanı Ömer Arasıl’ın görüşlerini değerlendirelim.
Öncelikle Sayın Arasıl’ın üslubu –bilenler bilir– biraz serttir. Kimi zaman bunu konferanslarda, toplantılarda hepimiz şahit oluruz, Ömer Arasıl’ın uzlaşmacı olmadığı şeklinde bir görüşün sadece sektörde değil aynı zamanda bazı Kurul Üyelerinde bile hakim olduğu bilinmektedir. Bu ikili veya daha çoklu görüşmelerde ifade de edilmektedir. Kurul Başkanlığı önemli ve onurlu bir görevdir kanaatimce doğrusu ”yumurta kapıya geldiğinde” şeklinde bir üslup uygun değildir. Bu genel bir kabul de olsa bu noktada kullanımı doğru değildir.
İkincisi “forum shopping” ve RK ile imzalanan protokol konusu.
Hatırlanacaktır, RK ile Tk arasında iki yılı aşan bir süre önce imzalanan protokolün tanıtım konuşmasında bu protokolün işletmecilerin forum shopping yapmasını engellemek üzere yapıldığı belirtilmiş ve hakkını vermek gerekirse TK’nın çabaları ile gerçekleşen iki üst kurul arasındaki bu ilk işbirliği örneği toplumda kabul de görmüştü. Zaman içinde bazı sıkıntıların oluştuğu duyuluyor ve kimi zaman yakınmalar su yüzüne çıkıyorduysa da bilinmelidir ki forum shopping tanım olarak bir işletmecinin iki organdan birini kendi lehine karar çıkarmak için tercihidir. (bkz. www.wordiq.com/definition/Forum_shopping)
Burada yapılan ise bir kamu kurumu ve –herhalde– onun başkanının suçlanmasıdır. Herhalde Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci kimden nasıl bir görüş çıkabileceğini, az çok bilebilecek kadar öngörü sahibidir ve kanun emretmiyorsa görüş alıpta boş yere kendisini sıkıntıya sokmak istemez. Sonuç olarak bu olaya forum shopping demek bence mümkün değildir bunu Arasıl da bilir herhalde. Ben ya dili sürçmüştür yada teşbih yapmak istemiştir diye düşündüm.
Diğer bir konu, “son gelen öncekinin kanuni görevlerinden ilgili olanları üstüne alır” yaklaşımı. Bu konuda ülkemizde bizim görüş aldığımız bazı saygın hukukçular bulunmakla birlikte bir çok idari hukukçunun görüş oluşturmasının gelecekte bu tür tartışmaların ortaya çıkmasının engelleyeceği düşüncesinde olduğumuzu peşin olarak ifade ettikten sonra eğer Kanunlarda “filan kanundaki görev ve yetkinin yeni kurulan falan kuruluşa devredildiğine dair açık bir hüküm yoksa” bunun olamayacağı yönünde. Ancak bunun böyle tartışılması yerine gerçekten bilimsel olarak tartışılması daha doğru olacak.
Ömer Arasıl, RK’nın ifadelerinden yola çıkarak RK’nın Telekomünikasyon Kurumunun işini doğru yapamadığını ima ettiğini ifade etmektedir. Bu konuda Rekabet Kurumunda böyle bir görüşün olup olmadığını bilmiyorum ama bir önceki bölümde alıntı yaptığımız gazeteci Zülfikar Doğan’ın yazısında da görüleceği üzere, sektördeki her on kişiden dokuzunda TK’nın gittikçe kötüye gittiğine dair kanaatler güçlenmektedir.
Bu sevinilecek mutlu olunacak bir konu mudur? Aksine herkesimin bu konu üzerinde ısrarla durmasının nedeni, bundan ülke ve sektörün yara aldığının görülmesidir.
AB’ye uyum sürecinde STK’ların önemi bilinmektedir eğer STK’lar ve sektör bu konuda ben yanıyorum feryadına başlarlarsa bugün uyumlaştırmada sorun olmayan bu konu sorun haline gelebilir, gelecektir. Bu konu sadece sektörün geleceği değil ülkenin geleceğidir.
Tekrar konuya geri dönersek bu ifadelerden sonra RK, TK ve ÖİB’nin bir araya gelip, samimi ve dürüst bir çalışma ortamının kurulması nasıl mümkün olacak bunu anlamakta zorluk çektiğimi söylemeliyim. Fakat gerçekleştirilebilirse yararlı da olacağı kesindir. Bu öneri için Ömer Arasıl’ı tebrik ediyor ve sonuna kadar destekliyorum.
Son olarak Kablo TV’nin yapısal mı yasal olarak ayrılması mı daha iyi olur. Bu konuda süre gelen tartışmalar bakıldığında Telekomünikasyon Kurumu’nun önceki görüşlerinden vazgeçtiği izlenimi edinilmektedir. Burada önceki kararların başka yönetimler tarafından alındığı argümanı ileri sürülebilir. Ancak devlette devamlılık esastır. TK tarafından yapılan sunumlarda yurtdışındaki benzerlerinde olduğu gibi devamlılık, güvenirlilik gibi kavramlara vurgu yapıldığı izleyenler tarafından hatırlanacaktır. Her kurumun olduğu gibi Telekomünikasyon Kurumu’nun da fikir değiştirme özgürlüğü, serbestisi ve hakkı elbette vardır. Ancak, bu derece önemli kuruluşlar eğer fikirlerinde değişiklik yapıyorlarsa bu değişikliğin açık, doyurucu ve detaylı gerekçelerini kamuoyu ile kesin olarak paylaşmalıdırlar.
Aksi takdirde ben dedim oldu olarak algılanabilir ki bu da kurumun hesap verebilirliği olması ile taban tabana zıttır. TK’nın bugüne kadar ki performansı bana ayrıştırmanın yasal değil de yapısal olmasının gerekli olduğunu düşündürüyor. Sektör niçin TK’nın performansı için böyle düşünüyor, acaba böyle düşünen çoğunlukta mı hata var değerlendirmeyi takdirlerinize bırakıyorum. Geçenlerde bir elektronik ileti ile gelmişti. Sanırım tekrarlamanın tam sırası; ”Hayat, başkalarını suçlamadan önce kendimize dönüp bakmamız gereken yerdir.”
Yazının sonuç bölümünü Kablo TV ve TT Özelleştirmesi Üzerine Düşünceler-7 başlığı altında yarın okuyabilirsiniz.



Kaynak : 