Yazının önceki bölümleri için
başlıkları altına bakınız.
Bir önceki bölümdeki ve benzer birçok mahkeme içtihadından mahkemelerimizin özelleştirme konusunda sağlanacak kamu yararının, özelleştirilecek olan kuruluşun en yüksek bedelle satışıyla sağlanacağına dair bir algısı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yaklaşım Türk Telekom özelleştirilmesinin mahkeme önüne gitmesi halinde, mahkemenin yapacağı kamu yararı analizinin temel ölçütünün ne olduğu hakkında da bizlere bir fikir vermektedir.
Oysa, genel olarak alt yapı hizmetlerinin özelleştirilmesindeki temel amaç ve kamu yararı, özelleştirilecek olan kuruluştan kısa vadeli nakit akışı sağlamak olmadığı gibi Türk Telekom özelleştirilmesinden beklenen kamu yararı da bu olmamalıdır.
Zira, özelleştirme basit bir mülkiyet ya da yönetim transferi değil, bütün bir iktisadi organizasyonu serbest piyasa mekanizmasına göre işleyen yapıya kavuşturmak ve bunun için gerekli dönüşümü sağlamaktadır(5).
Bu açıdan bakıldığında Türk Telekom özelleştirmesinden beklenen kamu yararının Türk Telekom’u serbest piyasa mekanizması içinde sağlıklı olarak işleyebilecek, daha uygun fiyatla daha kaliteli hizmet verebilecek bir hale getirmektir.
Bunun, dışında Türk Telekom özelleştirmesi ile ortaya çıkması hedeflenen bir diğer kamu yararı, telekom sektöründe bir devlet tekelinin oluşturduğu baskının bertaraf edilerek piyasanın sağlıklı ve sürdürülebilir bir rekabet ortamı içerisinde işleyebilmesini sağlamaktır(6).
Zira, devlet yönetimindeki Türk Telekom’un rekabeti kısıtlayıcı davranışları karşısında uzun süre önce sağlanması gerekli olan serbestleşme halen tam anlamı ile sağlanamamakta, bu duruma müdahalede bulunması gerekli olan görevli devlet kuruluşları ise bir diğer devlet kuruluşu olan Türk Telekom’a müdahale etmekten imtina etmektedir. Türk Telekom özelleştirmesi ile sağlanacak kamu yararı hesaplanırken bu unsur da dikkate alınmalıdır.
Netice olarak, özellikle telekom gibi, ülkede yaşayan her bir ferdin hayatını doğrudan etkileyen bir sektörün tamamen dönüşümünü sağlayacak bir özelleştirmede yapılacak olan kamu yararı analizinde fiyat kesinlikle ilk sırada yer almamalıdır. Zira, uzun vadede düzgün ve sürdürülebilir bir rekabet ortamının oluştuğu bir telekom sektöründen halkın veya kamunun elde edeceği fayda, satıştan elde edilecek olan gelirin büyüklüğünden sağlanacak faydadan çok daha önemlidir.
Kamu yararı ile ilgili olarak bir diğer sorun ise, bir özelleştirmede kamu yararının varlığını belirlemeye yetkili olan devlet erkinin hangisi olduğu sorunudur.
Mahkemelerimizin birçok özelleştirmeyi kamu yararına aykırılık gerekçesi ile iptal ettiğine yukarıda değindik. Ancak, acaba kuvvetler ayrılığı ilkesinin var olduğu bir yapıda mahkemelerin herhangi bir özelleştirmeyi ya da idari işlemi kamu yararına aykırılık gerekçesi ile iptal etme yetkisi var mıdır, ya da mahkemelerin yapabileceği kamu yararı değerlendirmesinin sınırları ne olacaktır?
Kuvvetler ayrılığı sistemi içerisinde politika belirleyici organın yürütme organı olduğunda kuşku olmadığı gibi, söz konusu politika belirleme yetkisinin bir sonucu olarak herhangi bir kamu kurumunun özelleştirilip özelleştirilmemesinde kamu yararının olup olmadığına karar verecek olan devlet erkinin yürütme olduğunda da kuşku yoktur.
Bunun gibi, söz konusu özelleştirmeden elde edilecek olan kamu yararının, bu özelleştirmenin en yüksek bedelle yapılması sonucunda mı, yoksa daha düşük bedelli olsa dahi ilgili piyasada sürdürülebilir bir rekabet ortamının tesisini sağlayacak ve tüketicinin daha uygun fiyata daha kaliteli hizmet almasını sağlayacak şekilde yapılmasında mı, ya da bu kurumun bizatihi özel sektöre devrediliyor olmasından mı elde edileceğine karar verecek olan yürütmedir. Zira, söz konusu kamu yararı tercihlerin hepsi birer politik tercihtir. Yargı ise ne politika belirlemeye, ne de politik tercih yapmaya yetkilidir. Anayasa Mahkemesi de bir kararında şu ifadelere yer vermektedir “…. Bir kuralın Anayasa’ya aykırılık sorunu çözümlenirken Kamu yararı konusunda Anayasa Mahkemesi’nin yapacağı inceleme yasanın yalnızca kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığını araştırmaktır. Yasayla kamu yararının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini denetlemek anayasayla bağdaşmaz.
Çünkü bir yasanın kamu yararını gerçekleştirip gerçekleştirmediği veya ülke gereksinmelerine uygun olup olmadığı bir siyasi tercih sorunudur…(7) ” Dolayısıyla, bir iktisadi teşebbüsün özelleştirmesinin daha yüksek bedelle yapılmaması nedeniyle kamu yararının çiğnendiği gerekçesi ile mahkemelerin idari işlemleri iptal etme yetkileri bulunmamalıdır. Zira, yukarıda da değinildiği gibi ilgili özelleştirmedeki kamu yararının ne olduğunu belirleme yetkisi yargıya değil, yürütmeye ait bir yetkidir.
Yazının devamı için Türk Telekom Özelleştirmesi ve Kamu Yararı-IV başlığı altına bakınız.
(5) Nursel Öztürk, Özelleştirme Ders Notları
(6) Belirtmek gerekir ki, bu çalışmada Türk Telekom özelleştirmesi ile yukarıda sağlanan yararların sağlanıp sağlanmayacağı, ya da genel anlamda özelleştirmenin piyasaların işleyişi üzerinde olumlu etkilerinin olup olmadığı değil; eğer özelleştirme bir politika olarak benimsendi ise, bu bağlamda yapılacak kamu yararı analizinin dayanağının ne yönde ve hangi devlet erki tarafından yapılması gerektiği tartışılmaktadır.
(7) Anayasa Mahkemesi Kararları Dergisi, E.1994/77, sayı 32, cilt 1, syf. 176



Kaynak : 