turk-internet.com okuyucuları bilir, geçtiğimiz son 2-3 yıldan bu yana zaman zaman Telekomünikasyon Kurumu için eleştiriler yaptık. Bunun nedeni, “Kurumun, Telekomünikasyon sektörü için çok önemli olduğuna” işaret etmekti.
Telekomünikasyon Kurumu neden önemli diye soran varsa.. kısaca anlatayım.. Dünya’da telekom sektörlerinin serbestleşmesi döneminin başladığı 1980’lerde, hemen her ülkede bir telekom piyasasını düzenleyici kurum (regulatory body) kuruldu.
Çünkü, hemen her ülkede yaşanan tecrübe bunu gerektirdi. Yani her ülkedeki devlete ait dev ve tekel durumdaki telekom şirketi bulunuyordu. Almanya’da Deutsche Telekom, İngilitere’de British Telekom ve Türkiye’de Türk Telekom gibi. Dünya’nın gelişen ortamında telekom sektörlerinin gelişmesi için serbestleşmesinin önemi anlaşılınca, ülkeler serbestleşme sürecine girdi ama bu süreci yerel telekom tekelleri engellemeye çalıştı.
Şimdi şöyle düşünün; bir ülkenin ve hükümetin, bu telekom tekellerinin, devlete sağladığı gelirlerden ya da sağladığı diğer olanaklardan (istihdam gibi) vazgeçmesi, ve hatta haberleşme gibi çok stratejik bir konuyu yöneten bu şirketleri tekelleşmeden çıkarması ve küçültmek istemesi acaba neden gerekiyor?
Bu sorunun cevabı basit, yıllar içinde, aynen bizdeki Türk Telekom örneğinde olduğu gibi, bu şirketlerin getirdikleri ile götürdükleri arasındaki farka bakıldığında, bilançonun eksi yanı daha ağır basıyor.
Götürdükleri ile neyi kastettiğimizi sorarsanız, ülkemizden bir kaç örnekleme yapalım; İlk hatırlatacağımız nokta, bu yılın temmuz ayına kadar, uzak mesafe telefonlara ödediğimiz faturalar. Türk halkı çok uzun yıllardan bu yana dünya’daki diğer ülkelerin 2 ya da 3 katı telefon ücreti ödeyerek, aslında Türk Telekom’u finanse etmiştir. Bir başka örnek, bugünlerde yaşadığımız internet kesintileri. Tekel olması durumunda, ülkemizin ve biz kullanıcıların kaderi o tekel firmanın insafı, vizyonu ve becerisine kalmış oluyor. Özellikle de günlük kesintinin 60-70 milyon $’lara mal olabileceğini düşünürseniz nelerin kaybedilebileceğini daha iyi anlayabilirsiniz sanırım.
Bir başka örnek, Türk Telekom’un eleman sayısında. Türk Telekom benzeri bir firmada bugün 15-30.000 arası personel çalışması normalken, 65.000 kişi var. Bu elemanların sadece 2000 kadarı mühendis. Yani asıl işi gerçekleştiren ve ödüllendirilmesi (daha yüksek maaş ve sosyal imkanlar alması) gereken kişiler. Oysa hem onlar alması gereken hakları alamıyorlar. Hem de belki herkes için genelleştirilemez ama bu şirketimizde, diğer devlet şirketleri gibi, geçmiş zaman hükümetlerin kendi partililerine iş sağlama politikalarının uzantısında işe alınmış kişiler var. Bizzat Türk Telekom Genel Müdürü normal eleman sayısını 25.000 olarak telafuz etti. Peki geri kalan 35.000 kişiye Türkiye olarak ne ödüyoruz biliyor musunuz? 1 Milyar $. Yani Türk Telekom geçmiş yıllarda 2 milyar $’lar civarı kar etmek için, bu ve başka giderleri karşılamak zorundaydı ve bunu da telefon ücretlerini 2-3 kat pahalıya çıkararak yaptı.
Şimdi ne oluyor da ADSL ya da uzun mesafe telefonlarında büyük indirimler yapılıyor diye sorarsanız. Cevabı yine basit. Telekom belki biraz zarar edecek ama bu sektöre girecek firmaların engellenmesi gerekiyor. Türk Telekom yılların verdiği tecrübe, müşteri miktarı ve omurganın tamamının elinde olması olanakları nedeniyle şu anda istediği indirimi yapabiliyor. Çünkü karşısındaki firmaların buna dayanacak gücü çok olmayabilir.
İşte.. Telekomünikasyon Kurumu’nun önemi burada yatıyor. Telekom sektörünün var olması isteniyorsa, o zaman Telekomünikasyon Kurumu’nun da güçlü olmasının sağlanması gerekli. Ülkenin menfaati açısından bu kurumda çalışan kişilerin özgür düşünebilen, tarafsız, konunun uzmanı ve çalışkan olmaları gerekli. Oturdukları koltuğun gereklerini yerine getirebilmeli. Bunu Telekomünikasyon Kurumu’ndan bir dostumuz da geçen hafta şöyle ifade etti;
Türk Telekom bu ülke için önemli bir şirkettir ama büyüklüğünün gereği olan anaçlığı – ağabeyliği takınmalıdır. Bunu sağlayacak olan da Telekomünikasyon Kurumu’dur ve bu kurumda fedakar, dürüst, çalışkan ve işini iyi bilen pek çok uzman var. Ama kurumun politik olmaktan çıkarılması ve sektörün gereğini yerine getirmesi sağlanmalıdır. TK stratejik bir kurumsa (ki bence tartışılması bile abes), mutlaka bu büyüklüğüne uygun şekilde güçlendirilmelidir.
Şimdi tekrar başlıktaki sorumuza dönersek.. Bu ayın sonlarında çıkacak çerçeve yasada bölge müdürlükleri (tüm devlet kurumları için) kaldırılıyor. Bu durumda Telekomünikasyon Kurumu’nun bölge Müdürlük’lerinin de ortadan kalkacağı sanılıyor. Oysa telekomda alanında Ankara’daki bir merkez yeterli olmayabilir. Çünkü, sektör bir çok yerde, bunu takip etmenin yolu da yatırımcıyı sürekli Ankara’ya taşımak olmamalıdır.
Yine başka bir husus, Telekomünikasyon Kurumu organizasyonunda hukuki yapılanmaya ağırlık verildiği, mühendislik ya da başka bir deyişle operasyon tarafının ortadan kaldırılmak istendiği şeklinde. Buna da bir cevabımız şöyle, regülasyon yapan firmaların konunun teknik yanını bilmesinde yarar var. Piyasanın düzenlenmesi hukuki olduğu kadar teknik bir altyapı da gerektiriyor.
Özetle, 2004 yılının hemen başında başladığı ilan edilen ama 1 yılın sonunda “az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, bir de arkamıza dönüp baktık ki, bir arpa boyu yol gitmişiz” dedirten telekom serbestleşmesi alanında, daha güçlü ama mutlaka tarafsız ve sektörün oluşmasında öncülük edecek bir Telekomünikasyon Kurumu istiyoruz.



Kaynak : 