| turk-internet.com Notu : Bu makale 2004 yılını sektör lideri şirketlerinin yöneticilerinin kendi kaleminden değerlendiren “2004 NASIL GEÇTİ DOSYA“mız kapsamındadır. |
Yazının ilk bölümü için 2004’de Bilgi Edinme Hakkı Nereye Geldi-1 başlığı altına bakınız.
2004’de neler olmuş, kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Örneğin Adalet Komisyonu Üyesi, CHP Adana Milletvekili, Yergök; Adalet Komisyonunun 4982 sayılı B.E.H.K tasarısının 4. maddesindeki “diğer kanunlara açıklanması yasak olan” ibaresini hakkın kullanımı açısından çok sakıncalı bularak, metinden çıkardıklarını da belirtmiş. “Dilekçe hakkının bile düzgün uygulanmadığı, gizililiğin asıl olduğu” ülkemizde avukatların görevlerini yaparken gerekli bilgi-belgeye zamanında ulaşamamasının bedelinin “adaletin gecikmesi” olduğuna dikkat çeken Yergök, B.E.H.K ile ilgili olarak 24 Ocak 2004’te çıkarılan Başbakanlık Genelgesi’ni olumlu bir adım olarak değerlendirmiş, ancak bu hakkın gereğince kullanılması için herşeyden önce “bu kanunun halka iyice tanıtılması” gerektiğini söylemiş.
Aynı Konferans’ın konuşmacılarından Haluk Şahin, konferansın ardından;
“Bilgi Edinme Yasası uzun yıllardır Basın Konseyi’nin ‘yapılması gerekenler’ listesinde vardı. Ama bu konuda diğer STK’lardan ya da halktan gelen yaygın bir talep olduğunu söyleyemeyiz… Derken bir gün, biraz da Avrupa Birliği’ne tam üyelik sevdasına hem muhalefetin hem de iktidarın oybirliğiyle yasalaştı.
Buyurun size kökleri olmayan bir yasa daha! Bakalım bu önemli olanağı kullanabilecek miyiz? Bakalım istiridye gibi hemen kapanan bürokrasiyi bu amaçla işletebilecek miyiz? Yoksa, bu yasa da Avrupa Birliği için düzdüğümüz çehiz dolabında duran bir biblo mu olacak?”
diye yazmış.
Av. Fikret İlkiz,
“Görüşümüze göre devlet sırları konusunda hazırlanan yasa tasarı taslağı, sayma yoluyla devlet sırrını belirlemek yerine yine anlaşılması zor olan ve sınırları belirsiz tanımları yeğlemektedir. Bu ilk saptamamızdır.
Dolayısıyla hazırlanmış olan Devlet Sırları Kanunun tasarısı, 24 Nisan 2004 tarihinde yürürlüğe girecek Bilgi Edinme Hakkı Kanununa aykırı düşmektedir. Tasarı bilgi edinme ve gerçekleri öğrenme hakkının temel felsefesiyle çelişmektedir.
Çünkü ‘sır’ kavramını eylem ve işlemlerinde içselleştirmiş olan Devlet mantığıyla hazırlanmış olan Devlet Sırları Kanunu tasarısı; bu haliyle gizlilik kültüründen vazgeçmeyen zihniyetinin turnusol kağıdıdır”
demiş.
“… devlet sırrı, henüz mecliste görüşülmekte olan ve henüz kanunlaşmamış olan yasa tasarısında şu şekilde tanımlanıyor: ‘Devlet sırrı yetkili bulunmayan kişilerce hakkında bilgi sahibi olunması halinde devletin güvenliği, milli varlığı, bütünlüğü, anayasal düzeni ve dış ilişkilerini tehlikeye düşürebilecek her türlü bilgi veya belgelerdir’.
Çok geniş kapsamlı, her türlü bilgi ve belge bu tanımın kapsamı altına girebilir. O bakımdan, bence bu maddenin ve kanun tasarısının çok iyi incelenmesi ve üzerinde çok düşünülmesi lazım. Bu haliyle geçerse, hakikaten her kamu kurum ve kuruluş elinde tuttuğu bilgiye ‘devlet sırrıdır’ diyecek”
demiş ve eklemiş:
“Etkin bir uygulama için her kamu kurum ve kuruluşunda bir bilgi edinme birimi kurulması gerekiyor. Bakanlıklarda böyle bir birim olması gerekiyor. Şimdilik henüz böyle bir hazırlık yapılmadı. Ve ne zaman hazır olacakları da belli değil…Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu da ortada yok henüz!”
Yazının devamı için 2004’de Bilgi Edinme Hakkı Nereye Geldi-3 başlığı altına bakınız.



Kaynak : 