Telekom sektöründe yaşanan serbestleşme süreci 14. ayını da geride bırakıyor ama sorunlar bitmiyor. UMTH firmaları hala tam anlamıyla hizmete geçememekten yakınıyorlar.
2 ay kadar önce Türk Telekom, UMTH firmalarına kiralık hat vermeyi durdurdu. Firmalara herhangi bir yazılı duyuru yapılmayan bu uygulama, müşterileri ile sözleşme imzalayan bir çok UMTH firmasını zor durumda bırakırken, 2 şubat tarihinde Telekomünikasyon Kurumu’nun verdiği “kiralık devreler verilecek” kararı da halen uygulanmıyor.*
Kararın uygulanmaması UMTH firmaları arasında “madem UMTH lisansları neden verildi” sorusuna yol açarken, Türk Telekom yöneticileri “Bu kararla C, B ve A tipi lisans alan işletmecilerin arasında, uygulamada hiç bir farkı kalmıyor. Ortaya çıkan fotoğraf, kaynakların orta-uzun vadede özel sektörün paylaşımına açıldığı şeklinde” yorumunu yapıyorlar.
Türk Telekom yetkilileri “telekom sektöründe serbestleşmenin olmayacağı” yönündeki spekülasyonların “yersiz” çıktığı, “serbestleşmenin gerçekleştiği”ni savunuyorlar ama sektörün diğer oyuncularına göre sancılı geçiş süreci devam ediyor. Yerleşik operatörün pazar kaybetme kaygısı, UMTH firmalarının Türk Telekom ile uzun vadede çalışmalarında sorun çıkmaması için yasal yollara başvurmakta gecikmeleri ya da birlikte hareket etmekte ve strateji belirlemekte zayıf kalmaları, Telekomünikasyon Kurumu’nun geçen yıl boyunca hareket etmekte ve belirleyici olmakta etkin davranmaması gibi etkenler nedeniyle, bu süreçten en avantajlı çıkması gereken tüketicilerin yararlanacağı bir ortam da henüz oluşamadı.
Sektörün önemli derneği Telkoder yarın İstanbul’da yapacağı bir toplantıda bu konunun boyutlarını tartışacak.
TK’nın kiralık hatlar konusunda aldığı kararın yankılarını dün yayınladığımız bir haberde analiz etmeye çalıştık*. Bugün ortaya çıkan tabloyu farklı bir pencereden yani Türk Telekom yönünden değerlendireceğiz. Sorumuz şu; “yıllardan bu yana ve de 2004 içinde verilen kiralık hatlar, şimdi neden verilmiyor?”
Türk Telekom Hangi Gerekçeleri Öne Sürüyor?
Bir UMTH firması, aldığı lisans gereği Türkiye’nin en az 8 bölgesine hizmet götürecek şekilde santral (pop noktası) kurmak zorunda. Bu pop noktaları arasındaki iletişimi sağlamak için gerekli teknolojik desteği ve kiralık hatları –talep edildiği takdirde– Türk Telekom karşılamakla yükümlü. Bu noktada bir problem yok.
Türk Telekom’un, “kiralık devrelerin” UMTH işletmecilerinin kullanımına açılmasına yönelik TK kararına itiraz nedeni şu şekilde özetlenebilir:
- Türk Telekom, kiralık hatlar sayesinde UMTH işletmecilerinin kurumsal müşterileri ile kuracağı direk bağlantı sayesinde Türk Telekom şebekelerini devre dışı bırakacağını ve UMTH firmalarının şehir içi ses taşımasına bile olanak sağlayacağını düşünüyor.
Türk Telekom oluşan bu durumda, C, B ve A tipi lisansların aralarında bir fark kalmayacağını, herhangi bir lisansa sahip işletmecinin her türlü kurumsal sesi taşıyabileceğini oysa C tipi lisans sahibi işletmeci firmanın sadece arama kartları ile hizmet vermekle yükümlü bulunduğunu söylüyor.
Ancak bu ifade bir yandan da akla, geçen yıl lisanların verilmesinde belirlenen 8 aylık süre yani şubat 2005 sonunda Türk Telekom tarafından “B lisans sahiplerine verilmesi gereken altyapının halen neden verilmeye başlanmadığı” sorusu geliyor.
Türk Telekom Neden Kiralık Hatlar Konusunda Endişeli?
Görülen şu ki; Türk Telekom, “kiralık devrelerin UMTH işletmecilerine açılması, kendi kaynaklarının UMTH firmalarına geçeceği ve büyük oranda bir gelir kaybının yaşayacağı” endişesinde. Serbestleşme sürecinden geçen tüm ülkelerin yerleşik (incumbent) telekom firmasının yaşadığı bu endişeye karşın, bugüne kadar ki tecrübeler, serbestleşmenin ardından geçecek 2 yılın sonunda, yerel tekelin özelleştirmenin tamamlandığı ülkelerde % 25, tamamlanmadığı ülkelerde % 15 pazar kaybına uğradığı şeklinde.
Bunu rakamsal olarak özetleyecek olursak; Türk Telekom’un bugünkü ses gelirlerinin % 70’i sehiriçi, % 19’u şehirlerarası ve % 9’u yurtdışı şeklinde. UMTH firmalarının rekabet edeceği segment yani yurtdışı ve şehirlerarası bölümde bu rakam 1.5 milyar $ olarak veriliyor.
Dünya Değişiyor.. Ses Trafiği IP’ye Kayıyor
Aslında Türk Telekom’u bekleyen tehlike sadece Türkiye içinden de değil.
Dünya’da ses trafiği hızla IP üzerine kayıyor. Bunun sonucu olarak, broadband yani geniş bant yani DSL ve kablo erişim çok önemli hale geldi. Bu konuda erken davranan firmalar avantajlı hale geçti. Türk Telekom ise bu konuda geç kalmış durumda.
Türkiye’de ADSL dağıtımı, serbestleşme tarihinden az önce yani 2003 aralıktan itibaren başladı. Şu anda 500.000 kadar kullanıcı var. Üstelik kullanıcıların bir kısmı, başlarda biraz daha iyi olmakla birlikte, şimdilerde iyice düşen servis kalitesinden şikayetçi. Rekabet olmaması nedeniyle şu anda Türk Telekom’dan hizmet alan bu grubun, ISS’lerin hizmet vermeye başlaması durumunda o tarafa kayması çok olası.
2 gün evvel Bakan Yıldırım’ın TGRT’de katıldığı programda belirttiği “ISS’ler ADSL ile ilgilenmedi” sözleri ise pek gerçeği yansıtmıyor. ISS’ler ADSL ile o kadar ilgilendiler ki, konuyu Rekabet Kurulu’na kadar da götürdüler. Ancak ISS’lere henüz bu konudaki tüm kapılar kapalı. ISS’ler ADSL’i port ya da bit stream olarak satamıyor. Rekabet Kurulu kararı sonucu, port olarak satmayı düşünerek başvuran firmalara toplam 5000 port (çoğu firma başına 50 port civarıydı) tahsis edildi ama hem sayı hem de gelir paylaşımı çok düşük olduğu için bu konu kayda bile değer değil. Bit stream konusunda ise, ekim ayında TK tarafından açıklanan fiyatları Türk Telekom mahkemeye taşıdı. Davanın ilk aşamasında da yürütmeyi durdurma aldı. Şimdilik bu karar geçerli.
Tabi bunlar Türk Telekom’a ancak zaman kazandıracak. Çünkü, serbestleşme demek, sistemin içine Türk Telekom’dan bağımsız çalışabilecek operatörlerin girmesi demek. Bu, bugün olmasa da 2-3 yıl sonra olacak. Türk Telekom işte bu süreyi ADSL abone sayısını arttırarak geçirmeye çalışıyor.
Ancak Genel Müdür Mehmet Ekinalan’ın “servis-müşteri bazlı şirketiz” açıklamasına karşın, Türk Telekom’un gerek eskiden gelme alışkanlıkları, gerek ise hareket etmekte –belki devlet şirketi olması nedeniyle, ihale kanunu benzeri zorlamalar neticesinde– hızlı olamayışı, ADSL konusunda ucuz fiyata rağmen, korkuları birlikte taşıyor. ISS’lerde ADSL satmaya başladığı zaman, özellikle de son aylarda yaşanan proxy, hız düşüklüğü, müşteri hizmetleri telefonlarının cevap vermemesi gibi sıkıntıları ile müşterilerin ISS’lere kayma olasılığı da gözardı edilemeyecek bir durum.
Diğer yanda da dediğimiz gibi, tehdit sadece yurtiçi firmalardan da gelmiyor.
Bugünlerde Dünya’da olduğu kadar, Türkiye’de de kullanıcıları hızla artan bir uygulama var. Bütün Dünya’da 75 milyon kişi tarafından download edilen SkyPe.. Bir bedava soft (yazılım) telefon. Yani bilgisayarında Skype yüklü diğer bir kullanıcıyla, dünyanın neresinde olursa olsun, ister aynı şehir, ister dünyanın öbür ucu, kesintisiz ve kaliteli bir görüşme yapabiliyorsunuz ve buna karşılık da tek kuruş ödemiyorsunuz.
Türk Telekom’un A, B, C lisansları arasında fark olmadığı ve şirketlerin şehiriçi görüşmeleri de yaptırabildiği uyarısına karşın, var olan ya da gelişen soft (yazılım) telefonlar yani SkyPe konusunda ya da Net Meeting gibi uygulamalar konusunda ne tedbir alacağını da merak ediyoruz.
Türk Telekom anlayacağınız, Yerli UMTH’cilere pazar kaptırmayayım derken, SkyPe’nin yada Net Meeting türü uygulamaların önünü açmış olacak. Bugüne kadar toplam 75 milyon kullanıcı tarafından download edilen uygulama, bu ay yayınlanan raporlara bakılırsa, ilk çıktığı zamandan bu yana geçen ilk 6 ayda, tüm dünya telekom operatörlerini toplamda % 3 pazar kaybına uğratmış vaziyette ve hızla gelişiyor. Geçen gün yayınladığımız Motorola benzeri firmalar SkyPe’ye özel donanım telefonlar üretmeye bile başladılar.**
İşte bu SkyPe uygulaması gibi uygulamalar geniş bant kullanımını özendiren uygulamalar. Türk Telekom bir yandan geniş bant sayısını arttırırken, bir yandan bu tür uygulamalardan da zarar görecek. Buna karşı nasıl önlemler alacağını da önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Ancak, bizim düşüncemiz, Türk Telekom’un bu tür tehditleri ancak yerli operatörlerle yapacağı işbirlikleri ile aşacağı şeklinde. Aksi takdirde, pazar bu tür uygulamalarla dışarı yönelecek, üstelik bu şekilde “verginin de oluşamayacağı” bir sisteme gideceğiz.
Türk Telekom Ne Yapmalı?
Hep anlattığımız konuya dönelim. Türk Telekom yıllardır bahsettiğimiz “AĞABEY”lik konumuna gelse ve firmaların önünü açsa, aslında ileriye yönelik olarak kendi önünü ve dolayısıyla Türkiye’nin önünü açmış olacak.
OECD raporuna bakıldığında, Avrupa’da 1 abone başı gelirlerinde 2003 verileri ile 200 $’lık seviye ile Türk Telekom en alt sırada. Alttan ikinci sırada ise 400 $ civarı geliri ile Polonya yer alıyor. üstelik 2003 yılında Türk Telekom telefon ücretleri de bu ülkelerin her birinden 2 ya da 3 kat pahalıyken.. Peki neden böyle olmuştu?
Telekom sektöründe, fiyatların düşmesi ile hizmet kullanımının arttığına dair tablolar, telekom sektörünün bildiği analizlerdir. Ama asıl önemlisi bu ülkelerin herbirinde, data gelirleri, ses gelirlerinin yanında % 30 ila % 60 arasında pay almaktadır. Türkiye’de ise data gelirleri 2003 verileri ile ancak % 10’ların altındadır.
ARPU (kullanıcı başına gelir – avarage revenue per user) olarak tanımlanan bu rakam Türkiye’de kullanıcı başına 14-17 $/ay arası iken, katma değerli servislerin geliştiği ülkelerde 50 hatta 100 $/ay’lara fırlamaktadır.
Diyeceğimiz, Türk Telekom bahsettiğimiz ağabey’lik pozisyonunu benimsemediği için, kendi ses gelirleri, kurumsal pazara kendisinin sattığı ya da ISS’lerden gelen az miktarda kurumsal data geliri ve 2004’de 500.000 kullanıcının ADSL gelirleri ile yetiniyor.
Ama eko-sistem denilen tarzda bir sistem belirlese ve ISS ve UMTH firmalarına altyapı sağlamak işine ağırlık verse, hem daha çok uzmanı olduğu hem de daha yararlı bir iş yapıyor olacak.
Biz merak ediyoruz. 2004 yılını Turkcell & Telsim geçmiş yıl ara bağlantı rakamı konusunda anlaştığı rakam sayesinde 2.1 katrilyon olarak kar haline geçirdi. Peki bu yıl? Bu yıl nerden böylesine büyük bir rakam bulacaklar? Korkunun ecele faydası yok. Türk Telekom yöneticilerinin biran önce vizyonlarını artık ömrü tamamlanmakta olan stratejiler yerine, yeni çağın, yeni gereksinimlerin rotasına sokmaları gerekiyor. Belki tüm telekom sektörü ile oturup birlikte bir vizyon çizmesi gerekiyor. Bu hem kendilerinin bireysel geleceği, hem Türk Telekom’un geleceği, hem sektör hem de Türkiye için gerekli.



Kaynak : 