Bir önceki yazımızda, “telekomünikasyon sektöründe görev yapan ve bu sektörün düzenleme, denetleme görevini yerine getiren, ikincil düzenlemeleri yapan TK, yeni başkanını arıyor” diye yazımıza başlamıştık.
Kıyı Emniyeti Genel Müdür Yardımcısı Tayfun Acarer’in Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım tarafından Başbakanlığa önerildiği ve kararname’sinin buradan onay alıp Cumhurbaşkanlığı makamına 9-10 gün kadar önce gittiği ve henüz çıkmadığı ifade ediliyor.
Biz yine dünya ve Avrupa’daki düzenleyici kurumların yapısına bir göz atalım.
Avrupa’da bir çok düzenleyici kurum, telekomünikasyon sektörüne yönelik düzenleme ve denetlemenin yanı sıra, posta hizmetleri frekans tahsisine yönelik yetkilere de sahip. Bu sektörde bir çok yetkilendirmeyi de bu otoriteler sağlıyor. Örnek verelim:
- Alman RegTP kurumu, telekomünikasyon sektörüne yönelik ekonomik ve hukuksal düzenlemelerin yanı sıra, bilgi teknolojileri ve posta düzenlemelerini içeren yetkilere de sahip. Diğer yandan RegTP, frekans izleme, denetleme ve bunların tahsisine yönelik faaliyetleri de gerçekleştiriyor. Yani biz de RTÜK, TK ve yeni kurulması yönünde yasa çalışmaları yapılan Posta Hizmetleri Düzenleme Kurulu’nun yetkilerini üzerinde topluyor.
Devam edelim…
ABD’de faaliyet gösteren FCC; telefon, uydu, TV ve kablo haberleşmelerini hem uluslararası hem de eyaletlerarası düzenlemekle görevli bulunuyor. Diğer devlet kurumları ile uyumlu çalışan FCC, tüketicilerden hükümetlere kadar, radyo-TV istasyonlarından telli haberleşmelere kadar bir çok konuda tüm yetkiyi üzerinde barındıran bir yapıya sahip.
Ülke örneklerine devam edersek, Avusturya, Danimarka ve Fransa’da, hem telekomünikasyon hem de yayıncılık alanında düzenleyici kurullar tek başına yetkili olmakla beraber, bir çok ülkede posta hizmetleri de bu kurumlar tarafından düzenleniyor ve denetleniyor.
Telekomünikasyon Kurumu (TK), yapısı gereği sadece telekomünikasyon sektörüne yönelik faaliyetleri düzenlemek ve denetlemekle görevlendirilmiştir. Radyo-TV frekans dağılımını yapmış, ancak bunun dağıtımı ve tahsisi RTÜK tarafından yapılması gerekmektedir. Diğer yandan posta hizmetleri için ayrı bir kurul oluşturulması planlanmaktadır. Hadi bütün bunları geçelim, yetkilendirme görevi TK’dan alınarak, Haberleşme Genel Müdürlüğü’ne verilmek istenmektedir.
Şimdi böyle bir kuruma bir başkan atamanın önemini vurgularken, bir yandan da sormak istiyorum.
Türkiye’deki yetkili kurum olan TK’nın yetkileri neden azaltılıyor? Geçen yıl daha özerk bir yapıya kavuşmalı derken, bu yıl yeni yasa tasarısına göre bir de yetkileri alınıyor. Bunun haklı nedenleri var ise telekom sektörü merak ediyor, bu konuda açıklama yapılması gerekmektedir.
Tüm dünyada neredeyse birinci öncelik haline gelen telekomünikasyon sektöründe, bu sektörü düzenleyen kurumun yetkileri neden parçalanmaktadır. Böyle bir ortamda, serbestleşmeden, sektöre yönelik sağlıklı özelleştirmeden söz etmek mümkün olacak mıdır?
Bu soruların cevaplarını arıyoruz. Biz devam edelim.
TK başkanı nasıl bir kurum bulacak bilemiyoruz. En güçlü aday Dr. Tayfun Acarer değerli bir bürokrat ve telekom tecrübesi var. Dr. Acarer, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Bölümünden mezun ve İstanbul Üniversitesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği’nden doktorası bulunuyor. 1982 yılında PTT’de Mühendis olarak göreve başlayan Acarer, PTT ve daha sonra Türk Telekom’da değişik kademelerde görev yapmış ve 1988 yılında Türk Telekom Telsiz İşletme Müdürlüğü’ne (Türk Sahil Radyo) Ünite Müdürü olarak atanmış. Acarer, 15 yıl kadar bu görevini sürdürdükten sonra 2004 yılında Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğüne Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak tayin edilmiş.
Devam edeceğiz…



Kaynak : 