Bu röportajın ilk 2 bölümünü
- Türk Telekom Bir Fransız-İngiliz Şirketi tarafından Kurulmuş-1
- 1930’larda Telefonu Mutlu Azınlık Kullanırdı-2
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
turk-internet.com : Kuruluşunu anlattığınız bu telefon şirketi ne zaman devletleştirildi?
Altemur Kılıç : Telefon da, elektrik, su ve havagazıyla birlikte 1935 de Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya döneminde millileştirildi ve bu da yabancı boyunduruğundan kurtulmanın önemli bir unsuru olarak zafer sayıldı…
turk-internet.com : Kitapta anlattığınız bir YIFAT hikayesi var. Orada Basın’ın telefonla haber yazdırmak için çektiği sıkıntılara operatörlerle flört etmek de dahil diyorsunuz. Bunu da aktaralım isterseniz..
Altemur Kılıç : Gazetecilikteki telefon maceraları çok. Bazılarını anılarımda yazdım. Yıfat, “r” leri telafuz edemediği için kendisini bu şekilde çağırdığımız Rıfat Ekinci idi. Kitapta onun Bolu’da zamanın ünlü bir cinayet davasını takip ettikten sonra telefonla haberini yazdırmakta çektiği sıkıntıyı (biraz da gazetede karşısına çıkan Yazı İşleri Müdürü’nün rahatlığı nedeniyle) ve postanede sıra bekledikten sonra aldığı telefonun 3 dakikada kesilmesini anlattım.
O zaman şehirlerarası telefon bağlantıları bir problem. “Basın” demek yetmiyor. Daha pahalı “Acele”, hatta “Yıldırım” konuşmalarının bağlanması bile saatlerce sürüyor. Ve üç dakika ile kısıtlı. Bağlantı uzak bölgelerde daha da güçleşiyor. Oralardan manyetolu sahra telefonlarıyla bağlantı yapıldığı için, Ankara’dan telefonla İstanbul’a haber yazdırmak da, Ankara’ya bağlanmak da zor. Bunın için çareyi santral memureleriyle flört etmekte, onları tavlamakta bulmuştuk.
Ben de bir defasında sesini beğendiğim bir memureden umutla rabdevu istedim ve aldım. Kararlaştırılan gün ve saatte Eminönü Meydanı’ndaki saatin altına gittim. Benim koltuğumun altında Vatan gazetesi, hanımın elinde bir gül olacaktı. Hanımı görür görmez, kaçmak istedim ama yakalandım. Bu dertten aylarca da kurtulamadım.
turk-internet.com : Bir de bilgisayarlarla ilgili anlattıklarınız var. Bunu da aktarır mısınız?
Altemur Kılıç : Bilgisayar konusuna gelince; ilk konsol ve delme kartlı bilgisayarlar Amerika’da 1940 sonlarımda karşılaştım. Ve hayran oldum.. IBM’in, New York Manhattan’da BM karşısında bır binası vardı…(şimdi TÜRKEVİ ) Gelip geçerken orada giriş katında konsol bilgisayarları görülüyordu.
Sonra 1970’lerde Amerika’da IBM Şirketi, biz diplomatları, New York civardaki merkezine davet etti. Bütün gün ve gece bize bilgisayarları anlattılar ve ilk masa üstü ekranlı bilgisayarları ve neler yapılabileceğini gösterdiler. Hayran oldum.
Sonradan Basın Yayın Genel Müdürü olunca bilgisayarları Türkiye’ye getirmeyi kendime misyon saydım: Başbakan Nıhat Erim’in Amerika seyahat programına IBM ziyaret ve brifingini koydurdum. O da ikna oldu fakat bilgisayarların devlete girmesi için yapılmasını arzu ettiğim brifing , o zaman ki Tübitak yönetiminin “IBM’in reklamı olur” ifadesiyle kendileri tarafından yapılmak istendi. Bence piç oldu ve muhtemelen bilgisayar olayını geciktirdi.
1973’de İzmir’de yayınladığım DEVIR dergisine “İnsan Yaptı, İnsanı aştı” başlıklı özel bilgisayar eki yaptık. Bu ekin takdim yazısında İnternetin geleceğini de internet ismi olmaksızın yazdım…Kahin değildim..Teknik bır insan da değilim ama bilgisayarların geleceğini tahmin etmiştim. Ama devlet bu konuda çok geç kaldı çünkü bürokratlar olayı anlayamadılar. Hala da anladıklarını tahmin etmiyorum.
turk-internet.com : Son olarak; Türk Telekom’un özelleşmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?
Altemur Kılıç : Türk Telekom’un özelleştirilmesine gelince ; her konu yerinde ağırdır. İlke olarak globalleşmenin kaçınılmaz gereği olsa bile, bugünkü koşullarda, bu özelleştirmenin, ülke çıkar ve hassasiyetleri düşünülmeden, aşırı tavizler verilerek yapılmasından endişe ediyorum.



Kaynak : 