Türk Telekom ihalesi toplumda çeşitli tartışmalara yol açtı. Tartışmaların göbeğinde 3 konu var. Birincisi fiyat, ikincisi yöntem (halka açılmama), üçüncüsü ise Türk Telekom’un yabancı firmanın ihaleyi kazanmış oluşu. Bu tartışma konuları çerçevesinde ve dışında (sendikaların çalışanlar açısından açtığı) çeşitli davalar önümüzdeki günlerde gündemimizde yer alacak.
Biz konuya teknik açıdan bakalım dedik ve bir ekonomiste sorduk. Konumuz ÖZELLEŞTİRME NİÇİN YAPILIR? Para-kaynak yaratmak için mi? Yoksa bürokratların, politikacıların kullandığı ama halkın sırtına bir kambur olarak binen KİT’lerden kurtulmak için mi?
Geçtiğimiz günlerde ekonomistler mail grubunda gözümüze çarpan bir tartışmada Ekonomist Murat Yeşildere ;
Özelleştirmeyi nakit girişi icin yapmak, evdeki gümüşleri tefeciye borç ödemek için elden çıkarmakla eşdeğer. Özelleştirmenin makro bir stratejinin parçası olarak hayata geçirilmesi gerektiğini düsünüyorum. Türkiye’de yerleştiremediğimiz kurumsal yönetim kültürünün en önemli ayaklarından birisi hesap sormak ve hesap verebilir olmak.
Halka arz/satış yaparak özelleştirme geliri yaratabilirsiniz ama hesap sorma mekanizmasını güçlendiremezsiniz. Küçük yatırımcı olarak kaçımız bugüne kadar sahip olduğumuz herhangi bir hisse senedinin genel kuruluna gidip, katıldık ?
Özelleştirmenin merkezindeki temalardan birisinin devletin küçülmesi ve belli fonksiyonlar dışında (adalet, savunma, v.b. gibi ) tamamen köşesine çekilmesi olduğunu düşünüyorum. Bununla birleştirerek tekel veya oligopol olan bazı kamu kurumlarının karlılıklarının daha verimli olmalari ile artacağına inanıyorum.
Unutmayalım ki kamu kurumları “arpalık” olarak nitelendirilen ve siyasi istihdami sağlayan kurumlar. Dolayısıyla bu kurumların özel teşebbüse geçmesi ya da bağımsız yönetimin (mevcut şartlarda ne kadar mümkünse; bknz TMSF, TCMB) idareye gelmesi bu şartları ancak sağlayabilir.
Son olarak rekabeti sağlayacak piyasa mekanizmalarini oluşturmadan özelleştirmeyi yapmak “altın yumurtlayan tavuğu hediye etmek” olarak görülebilir. Bu görüşe de katılıyorum. Ancak burada sorgulamamız gereken özelleştirme değil metodolojisi, aman bu tuzağa düşmeyelim !
diyordu. Bu görüşleri okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz. Yanısıra Yeşildere’ye bir kaç sual daha sorduk;
turk-internet.com : Özelleştirme Türkiye’de sorun olmaya devam ediyor. Herbir özelleştirme arkasında pek çok tartışma ve mahkemeye başvuru getiriyor. Öncelikle sorumuz şu.. Özelleştirmenin mantığı nedir? Devlet kasasına nakit girişi sağlamak için mi özelleştirme yapıyor?
Murat Yeşildere : Özelleştirmenin “nakit girişi” motivasyonu ile yapılmasının portföy yatırımları dışında son derece yanlış ve riskli olduğunu düşünüyorum. Portföy yatırımlarından kastım, kamunun elinde olan ama doğrudan yönetiminde olmadığı şirketlerin azınlık hisselerinin satışıdır.
Bunların dışında özelleştirmenin altyapısı hazırlanması gereken ve özellikle devletin mali politikalarından ciddi olarak etkilenen bir olgu olduğunu da söyleyebilirim.
Türkiye’de maalesef özelleştirme “nakit akış” düzeltmesi için düşünüldüğü gibi kamu kurumları istihdam sağladığı için politik gücün bir parçası/enstrümanı. Bu sebeple de kamu yöneticileri ve politikacılar bunların kontrollerinden çıkmasını istemiyorlar.
Bir de işin “verimlilik” boyutu var ki, bence diğer bir kanayan yara.
Ekonomik rasyonellikten uzak kurulmuşve işetilen birçk tesisin ve kurumun özelleştirme ile birlikte yeniden yapılanması gündeme gelecek/geliyor. Bu da çalışanlarda tedirginlik yaratıyor.
Özetle toplum KİT’lerden kurtulalım söylemini savunurken, toplumun parçası olan çalışanlar, aileleri, paydaşlar, politikacılar özelleştirmeye açık veya pasif direnç gösteriyorlar.
turk-internet.com : Türkiye’deki özelleştirmelerin amacı nedir? Neden Türkiye bu büyük dev firmalarını özelleştirmeli? Burda amaç nedir sizce?
Murat Yeşildere : Türkiye’de özelleştirmelerin temel amacı maalesef nakit/kaynak yaratmak ve kara delikleri kapatmak.
Bu konuda DPT adlı merkezi planlama yapan bir kamu kurumu olsa da ve Özelleştirme İdaresi çalışsa da, maalesef makro planın ne olduğu bir türlü belirlenemiyor. Rehabilite edilerek para eder hale gelebilecek kurumlar yok pahasına satılabiliyor.
Türkiye’de kamu reformu ve etkin çalışma, hesap sorma mekanizmaları yerleştirilemediğinden “adalet”, “savunma” gibi birkaç fonksiyon dışında ekonomi ve iş hayatından devletin çıkarılması gerektiğini düşünüyorum. Bu kapsamda da kurumların boyutu veya karlılığından ziyade makro strateji öne çıkmalıdır.
turk-internet.com : KAR eden firma özelleştirilmeli midir?
Murat Yeşildere : Yukarıda da değindiğim gibi özelleştirmede karlı/karsız ayırımı
doğru bir tercih faktörü değil. Burada makro strateji belirlenerek devletin olması gereken veya olmayı arzu ettiği stratejik sektörler dışında tüm alanlardan çıkması esas olmalıdır. Aksi takdirde her konuda istisnalar yaratılırsa karmaşa çıkabilir.
turk-internet.com : TT’yi yabancı firmanın almasına nasıl bakıyorsunuz?
Murat Yeşildere : TT’yi telekom konusunda teknik yeterliliği olan bir operatörun alması hem hizmetlerin hem yapının hem de sektörün geleceği açısından olumlu yan etkiler yaratacaktır. Telekom alanında bu yetkinlikte Turkcell dışında (o da mobil tarafta) yerli oyuncu yok. Turkcell’in, TT’yi almasının ise rekabet açısından ciddi sıkıntılar yaratabileceğini düşüyordum.
turk-internet.com : Telekom sektörü Türkiye için ne tür bir potansiyel taşıyor sizce?
Murat Yeşildere : Telekom TR coğrafyasında büyük potansiyel taşıyan bir alan. Ayrıca nüfusun bu konudaki eğilimi, katma değer taşıyan hizmetlerin henüz piyasada etkinliğinin az olması, penetrasyonun düşük olması, bence sektörün avantajlarını arttırıyor.



Kaynak : 