Son günlerde yine böyle sığındığım konular kapsamında, oğlunun kaleminden dengeli , demokrasi tutkunu ve yılmaz savunucusu merhum Osman Bölükbaşının poltika servüvenlerini okuyorum, ara ara tekrar okuyorum. Serde hemşehrilik de var, ondan olsa gerek.
Bu anlamda yakın tarih gerçekten çok yakın ki, olan olaylar, takibine ve karşısına konulan aksiyonlar bugünkülerden çok farklı değil. Dünden bugüne gibi.
İçerik itibariyle ilgimi en çok çeken bölümlerden birisi, tek partili hayattan çok partili hayata geçişte yaşananlar, ortaya konulan açılımlar, direnimler, oyunlar, oyun bozanlar ve doğasına uymayan doğal sonuçlar. Hani TEK Operatörlü Telekomunikasyon sektöründen ÇOK operatörlü telekomünikasyon sektörüne geçiş tiyatrosunun birkaç perdesi.
Çok partili hayata geçişin önemli köşe taşlarından birisi olan Millet partisinin programında yer alan aşağıdaki ifadeler, günümüz açısından halen geçerliliğini koruyan bir hedef olarak yer alabilir statüdedir.
Devletin şu alanlarda kayıtsız kalamayacağı ve düzenleyici müdahelede bulunacağı programda yer almıştır. ‘ tekel kurulması, sermayenin haksızlıkları, aşırı kar ihtirası, hileli ticaret, haksız istismar, büyük kitlelerin ekonomik krizlerden doğan acı ve sefaleti,..’
Programda devletin şu müdahelelerine karşı çıkılmaktadır;
‘işe ve üretim araçların üzerindeki şahsi mülkiyet haklarının devlet lehine ihlali ve bireysel girişimciliği sınırlama eğilimi olan devletçilik ile devlet sermayeciliği..‘ ( sayfa 106)
Çok partili hayata geçişteki oluşumlara sekte vurma adında o dönemlerdeki TEK partinin, türevi olan ÇOK partilere karşı iktidar kuvvetini acımasızca ve traji-komedi formatında uygulaması, yasama kuvvetinin geceden sabaha kanun yapıp, olayın değerlendirmesini ve sonucunu bambaşka yöne sürmesi, iktidar imkanlarının üçgen gibi bir tarafa sivri diğer tarafa kucaklayıcı işletildiği mekanizmalar, köprülerin yıkılmasına varıncaya kadar fiziki engellemeler… Gerekirse köprü kurmak için arabasının bagajında halat ve tahta taşıyan bir Bölükbaşı.
Son birkaç yılda yaşadıklarımıza bakılırsa TEK operatörlü ekonomik düzenden ÇOK operatörlü ekonomik düzene geçişimiz de çok farklı gözükmüyor gibi.
Turk Telekom’un özelleşme ve efendisinin değişeceği bir dönemde, düzenleyici kurumların bir elemanı olsaydım, herhalde aşağıdaki alıntıdan da bir vazife edinirdim. Yine kitapta,
‘omuzlarda taş taşıyarak bir caminin temelini atmış olanlar için ortaya bir kilisenin çıkmasına mani olmak hak ve vazifelerin başında gelir. Bu itibarla prensiplerin bekaretini korumak hususunda vazife almış bir nöbetci hassasiyetiyle hareket etmeyenler, kendi davalarına ihanet etmiş ve neticesi bir efendi değiştirmekten ibaret olan bedbaht bir mücadelenin zavallı kahramanları durumuna düşmüş olurlar..’ ( sayfa 93)
Ve yine dayanamadım, internetten beslendim, Gazetelerin internet sitelerine son dakika düşen haberler;
- Bir aylık süresi olmasına rağmen bir hafta içinde Rekabet Kurulu, Telekom’un satışını koşulsuz onayladı,
- Herhalde birkaç ay daha zaman alır derken, Bakanlar Kurulu bir gecede Satışa onay verdi.
- Ve dışarıdan, Fransız kamuoyu baskısı Pepsico ‘nun yoğurtcu Danoneyi satın alması yolundaki girişimini geri püskürttü.
Kaynak kitap: Osman Bölükbaşı, Türk Siyasetinde Anadolu Fırtınası



Kaynak : 