Yazının ilk bölümünü Türk Telekom’un Devrinden Sonra Bizi Ne Bekliyor-1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Bu noktada karşımıza yeni Şirketin İnsan Kaynakları alanında karşılaşacağı problemler ortaya çıkmaktadır.
Bilindiği üzere; Türk Telekom’da şu anda yaklaşık 50.000 civarında personel bulunmaktadır. Tıpkı organizasyon yapısında olduğu gibi şirketin İnsan kaynakları yapısı da son derece karmaşıktır. Türk Telekom’un müşteri (abone) sayısı dikkate alınarak personel sayısının azlığı veya çokluğu tartışması bir tarafa çalışanlar karmaşık bir hukuki statüye tabidir. Şu an itibarıyla şirkette çalışanlar asli sürekli görevli (Bu pozisyonlar her ne kadar 5189 sayılı Kanunla iptal edilmiş olsalar da Şirkette çalışmaya devam ediyorlar) kadrolarda çalışanlar, sözleşmeliler ve İş Kanununa tabi kapsam içi ve kapsam dışı personelden oluşmaktadır.
Yeni şirketin önünde devir tarihinden itibaren 150 gün gibi kısıtlı bir süre bulunmaktadır. 150 günlük süre içinde Şirketin öncelikle yeni bir organizasyon yapısı geliştirmesi ve geliştirdiği bu organizasyon yapısına uygun insan kaynağını seçmesinin pek kolay olmayacağı düşünülmektedir.
Çünkü; Şirkette çalışan 50.000 kişinin neredeyse yarısı asli sürekli görevli, sözleşmeli ve İş Kanununa tabi kapsam dışı personelden oluşmaktadır. Bunların dışında kalan personel sayısının tümü kapsam içi olarak bilinen memur, teknisyen, işçi ve yardımcı hizmet elemanlarından oluşmaktadır. Büyük bir çoğunluğunun eğitim düzeyleri düşük olup, eğitim düzeylerinin düşük olmasının yanında hizmet içi eğitimlerle bilgi düzeyleri de yükseltilmiş personel değildir. Sevk, idare ve kendi başına karar verme, müşteri ilişkileri konusunda son derece yetersiz oldukları düşünülmektedir.
Türk Telekom’da şef ve başteknisyen (şef teknisyen) unvanından başlamak üzere uzman, mühendis ve daha üst seviyedeki yönetici kadronun tamamı sözleşmeli veya kapsam dışı statüdedir. Bunların Şirketin hisse devrinden sonra 150 gün içinde diğer Kamu Kurum ve Kuruluşlarına nakil hakkı bulunmaktadır. Son birkaç gündür, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve daha bir çok irili ufaklı İl Müdürlüklerinden şifai olarak aldığım bilgilere göre naklen geçiş hakkı olan personelin çok azı “Bekle gör” düşüncesinde iken % 90’a varan miktardaki personelin ise şirkette kalmama eğiliminde olduğu, yine kalmak isteyen kapsam dışı personelin önemli bölümünün ise ya emekli olmayı hak etmiş durumda oldukları veya emekliliklerine çok az kaldığı, Şirkette kısa süre kalıp sözleşmeleri feshedilse dahi İş Kanunu hükümlerine göre kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarını hesap ederek kalmayı düşündükleri, bu durumun ise büyük ölçüde Şirketin işine gelmeyeceği düşünülebilir. Bu düşüncelerin altındaki en büyük nedenlerden bir tanesi de Türk Telekom personelinin bu güne kadar kendilerinin devlet güvencesi altında görmeleri, yarın özelleştiği takdirde Şirketin kendilerini “Kaşının üstünde gözün var” gerekçesiyle işten çıkaracağı yönündeki düşünceden kaynaklanmaktadır. Bu durumun tüm kamu görevlilerinde olduğu herkesçe kabul edilen bir husustur.
Bu nedenle Şirket geçmişte yönetim kademesinde olan, kurumu tanıyan, kurumdan öte altyapıyı ve şirketin imkanlarını bilen personelden yoksun kalma tehlikesi ile karşılaşılacağı düşünülmelidir. Bana yeni özelleşen bu şirketin “Giderlerse gitsinler, biz onların bir maaşı ile hem de daha iyisi üç mühendis, üç teknisyen, üç yönetici buluruz” diyebilecek lüksü varmış gibi gelmiyor.
Naklen gidecek personel açısından da çok önemli güçlükler bulunuyor. Çünkü; bir çoğu emekliliğini doldurmamış, doldurmuş olsa dahi küçük, okuyan çocuğu var, evi, arabası gibi belli bir birikimi ise yok. Emekli olsa emekli maaşı ile geçinmesi, sorunlarını halletmesi imkanı bulunmuyor. Ayrıca, yıllarca Türk Telekom’da çalışmış, buranın ortamına, mevzuatına, kısacası her şeyine alışmış olan birinin gittiği Kurum ve Kuruluşlarda aldıkları yüksek maaşın da etkisiyle oradakilerle uyum sağlamakta güçlük çekecekleri, hatta bu sebeple kendilerine iyi gözle bakılmayacağının büyük olasılık olarak görülüyor.
Her iki tarafı bekleyen sorunların az çok belirgin olduğu dikkate alınarak gerek organizasyon yapısında ve gerekse de personel seçiminde bütün bunların dikkate alınacağını umuyorum.
Oger Telekom seçimini yaparken elbette kamu personeli olmanın ürkekliği üzerinden atmış, kendisini geleceğe hazırlayabilen, dinamik, belirli bir eğitim düzeyi sağlamış, Şirketi tanıyan, karar verme ve Şirketi temsil yeteneğine sahip personeli seçeceği, bunları seçerken mevcut unvanından çok gelecekteki beklentilerine bakacaktır.
Tabi bir başka sonuç ta bu gün için Hükümetin bu denli büyük bir özelleştirmeden duyacağı mutluluktur. Bu mutluluğu da Maliye Bakanı imza töreninde beyan etmiştir.
Temennimiz tüm taraflara hayırlı olmasıdır.



Kaynak : 