Geçen bu süre içinde şu ana kadar yeni yönetim tarafından, “Gelecekte Türk Telekom’daki istihdam yapısının korunacağı, performansa dayalı adil bir ödüllendirme sisteminin uygulanacağı” vaadini içeren bir moral mektubu yayımlanmasının dışında kamuoyunu ve özellikle çalışanlarını aydınlatacak, onları motive edecek bir açıklama yapılmadığı gibi, yeni yönetimin bu konuda ne düşündüğüne ilişkin ip uçları da görülmüyor.
Bu durum hem kapsam içi, hem de kapsam dışı ve sözleşmeli personelin “Gelecekte ne olacağız” sorusuna cevap bulunamamasının tedirginliğini yaşamasına neden oluyor. Bu konudaki gelişmelerin gecikmesi sebebiyle kapsam dışı personelin “Artık Türk Telekom’da işimiz bitti, yeni yönetim bizi istemiyor, şayet bizi isteseydi bu güne kadar ya bir açıklama yapılır veya bizlerle bir şekilde irtibata geçilirdi, bunlar yapılmadığına göre artık istenmiyoruz.” şeklinde belki de hiç doğru olmayan bir düşünceye kapıldıkları ve önümüzdeki günlerde (Vergi oranın % 15 olduğu Ocak ayında) başka kamu kuruluşlarına naklen gitmenin hazırlıklarını yaptıkları görülüyor.
Kapsam dışı personelin böyle bir düşünceye kapılmasının başka nedenleri de var elbette.
Öncelikle bunların geçmişteki devlet memurluğu kültüründen kaynaklanan “kendilerini devletin sınırsız iş güvencesi altında hissetme” duygularının önemi büyük. Gitme motivasyonunu birinci derecede oluşturan bu nedenin yanı sıra 21.11.2005 tarihinde devirden sonra Türk Telekom’un personelin naklen gidişleri ile ilgili tebliğde yer alan hususlar ve daha önce Yönetim Kurulu Başkanı Doany’nin basında yer alan “Şirketten ayrılmak, kamu personeli olmak isteyenlerin bu kararına saygı duymalıyız” şeklindeki beyanlarının da etkili olduğunu ve Ocak ayından itibaren kapsam dışı personelin % 80-90’ının, başka kurumlara gitmek için nakil talebinde bulunacağı, sözleşmeli personelden de kimsenin kalmayacağı yorumları yapılıyor.
Kapsam dışı personel ve sözleşmeli personelin toplam sayıları 20.000’in üzerindedir. Bu sayı çalışanların % 35-40’ına tekabül eder. 50.000 kişiye yakın bir çalışanı olan işletmeden 3-4 ay gibi kısa bir sürede 10-20.000 kişiyi, bilhassa da şirketin eğitimli ve yetişmiş personelini başka kurum ve kuruluşlara gönderdiğiniz takdirde hizmetin aksamayacağını düşünmek pek olası değil. Tabi buna cevap; “eğitim düzeyi daha yüksek elemanlar alınacak” şeklinde olabilir ama bu arada bir uyum süresi geçeceği de açık.
Özetle Türk Telekom’un sağladığı servislerin önümüzdeki dönemde kısa ya da uzun bir süre aksadığını görmek olasıdır. Tabi bu meydana gelirse, ülke ekonomisinin etkileneceğini düşünmek lazım, özellikle de haberleşmenin büyük önemi olan sektörlerde.
Diğer yandan, ister sözleşmeli, ister kapsam dışı olsun naklen başka kurum ve kuruluşlara gidecek olan personel açısından naklen gitmenin bir kurtuluş olduğunu düşünmüyorum. Çünkü, bu personelin büyük çoğunluğunun hizmetleri 15-20 yıl arasında veya 20 yıldan da fazla. 20 yıldan beri gözlerini PTT’de veya devamı olan Telekom’da açmış, onunla yatmış, onunla kalkmış,
santral kartlarıyla, telefon kablolarıyla, transmisyon trunklarıyla, akülerle, telefonun kendine özgü müşterisiyle özdeşleşmiş insanların ayrılığı kolay olmayacak diye düşünüyorum.
Bunların büyük çoğunluğu Şirkette işe başladıktan sonra evlenmiş, çoluğa çocuğa bu Şirketle karışmış, evini, arabasını buradan elde ettiği kazançlarla almış, acıyı tatlıyı, mutluluğu ve mutsuzluğu Telekom’da yaşamışlardır. Telekom onlar için bir yaşam biçimi haline gelmiş. Önemli bir bölümü de bu motivasyonla kendisini Şirkete adamış, bilgisini geliştirmiş, şef olmuş, amir olmuş, şef mühendis ve hatta müdür olmuş, Şirketin gelişmesiyle birlikte bilgisini geliştirerek Şirketin bu günlere gelmesinde önemli katkıları olmuş durumda.
Yazının devamını yarın TT Nakle Tabi Personel Ne Yapıyor Analizi -2 başlığı altında okuyacaksınız.



Kaynak : 