Makalenin ilk 3 bölümünü
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Overture’e karşı DoubleClick ve AdSense’e karşı DoubleClick
Google gibi DoubleClick te gerçek bir internet çağı çocuğudur. Yazılımdan bir servis olarak yararlanıyor, data yönetiminde merkezi bir yeterliliğe sahip, ve, daha önce belirtildiği gibi, web servisleri isimlendirilmeden çok önce, web servisleri için bir öncüydü.
Yine de, sonuçta DoubleClick ticari modeli tarafından sınırlandırıldı. 90’lı yıllarda web kavramının katılım değil yayıncılık olduğu, tüketicilerin değil reklam verenlerin denetimi altında olması gerektiği, boyutun önemli olduğu, ve Internet’in MediaMetrix ve diğer Web reklamcılığı şirketlerinin ölçümünü yaptığı top Web-siteleri ile gittikçe artan bir oranda domine edildiği fikri yaygındı.
Sonuç olarak, DoubleClick, kendi yazılımının “2000’in üzerinde başarılı uygulamasına” web sitesinde gururla yer verdi. Yahoo! Arama Pazarı (eskiden Overture olan) ve Google AdSense’in her biri zaten yüz binlerce reklam sunmakta.
Overture ve Google’ın başarısı, Chris Anderson’ın “uzun kuyruk” olarak tabir ettiği, küçük sitelerin web’in içeriğini yönlendiren kollektif gücünü anlamakta yatar. DoubleClick’in sundukları resmi bir satış sözleşmesi gerektirmekte ki bu da satış pazarlarını sayısı birkaç bini geçmeyen büyük şirketlerle sınırlandırmakta.
Overture ve Google, herhangi bir Web sayfasına nasıl reklam yerleştirmeleri gerektiğini çözdü. Dahası, banner ads ve açılır pencereler gibi yayıncı / reklam-ajansı tarzı reklam formatlarından kaçınıp, çağrılmadan gelen reklamları minimal düzeye indirerek, text-duyarlılıklı, kullanıcı dostu reklam formatını seçtiler.
The Web 2.0 dersi: tüm web’e ulaşmak için müşteri-self servisini ve algoritmik veri yönetimini zorlayın, sadece merkezi değil uçları hedefleyin, sadece başlangıcı değil uzun kuyruğu zorlayın.
Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, diğer Web 2.0 başarı hikayeleri de bu davranışın aynısını göstermekte. eBay otomatik bir arabulucu gibi davranarak bireyler arasında bazen sadece birkaç doların işlem görmesine izin vermekte. Napster (yasal nedenlerle kapatılmasına rağmen) networkünü merkezi bir şarkı veri-tabanı oluşturarak yaratmamıştı, ancak her şarkı indirmekte olan kullanıcının aynı zamanda bir server halini alacağı bir sistem dizayn ederek networkünü büyütmüştü.
İnceleme ; Bir Platform Bir Uygulamayı Her Zaman Yener
Microsoft, rakipleriyle her karşı karşıya gelişinde, en baskın uygulamalara karşı bile platform kozunu başarıyla oynadı. Windows Microsoft’un Lotus 1-2-3 ile Excel’i, WordPerfect ile Word’ü, ve Netscape Navigator ile Internet Explorer’u değiştirmesine olanak verdi.
Oysa ki bu sefer çarpışma, bir platform ile bir uygulama arsında değil de her biri radikal olarak farklı işletim modellerine sahip iki platform arasında: Bir tarafta muazzam kurulmuş tabanı ve sıkı bir biçimde entegre olmuş işletim sistemi ve de API’leri programlama paradigmasına kontrolü bırakmış olan basit bir yazılım sağlayıcısı var; diğer tarafta ise sahibi olmayan ve bir dizi protokol, açık standart ve işbirliği anlaşmaları ile birbirine bağlı bir sistem var.
Windows, yazılım API’leri aracılığı ile özel mülkün kontrolünün zirvesini simgelemekte. Netscape, Microsoft’un kendi rakiplerine karşı kullanmış olduğu teknikleri Microsoft’a karşı kullanarak bu kontrolü ele geçirmeye çalıştı ancak başarısız oldu. Ancak Web’in açık standartlarını elinde tutan Apache gelişti. Savaş artık uygulamaya karşı platform gibi denk güçlerde olmayan bir savaş değil platforma karşı platform haline geldi ve şimdiki soru hangi platformun daha da önemlisi hangi yapının ve hangi işletim modelinin gelecekteki imkanlara daha uygun olacağı.
İlk PC devirlerindeki sorunlar için Windows harika bir çözümdü. Uygulama geliştiriciler için endüstriyi zora sokmakta olan pek çok sorunu ortadan kaldırarak bir gelişim sahası yarattı. Ancak tek bir sağlayıcı tarafından kontrol edilen tek bir monolitik yaklaşım artık bir çözüm değil sorun halini almıştır. Platform olarak Internet’in olduğu gibi İletişim-yönelimli sistemler birlikte çalışılabilirlik gerektirmekte. Bir sağlayıcı her etkileşimin her iki ucunu da kontrol edemediği sürece, yazılım API’leri yoluyla kullanıcı girişleri sınırlı olacaktır.
Tanıma göre, platformu kontrol ederek kendi uygulamasına kenetlenmeye çalışan herhangi bir Web 2.0 sağlayıcısı, artık platformun gücü ile oynayamayacak.
Bu kenetlenme ve rekabetçi avantaj olmadığı anlamına gelmiyor ancak, bunların yazılım API’leri ve protokolleri üzerinden kontrol edilemeyeceğini düşünmekteyiz. Oynanmakta olan yeni bir oyun var. Web 2.0’da başarılı olacak olan şirketler, PC yazılım döneminin kurallarını uygulamaya çalışanlar değil bu yeni oyunun kurallarını iyi anlayanlar olacaktır.
Diğer Web 2.0 başarı hikayelerinin de bu davranışın aynısını göstermesi şaşırtıcı değil. eBay otomatik bir arabulucu gibi davranarak bireyler arasında bazen sadece birkaç doların işlem görmesine izin vermekte. Napster (yasal nedenlerle kapatılmasına rağmen) networkünü merkezi bir şarkı veri-tabanı oluşturarak yaratmamıştı, ancak her şarkı indirmekte olan kullanıcının aynı zamanda bir server halini alacağı bir sistem dizayn ederek networkünü büyütmüştü.
Makalenin devamını Web 2.0 Nedir – 5 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 