Bu yazı Özelleşen Türk Telekom’da Personelin Durumu başlıklı dosya kapsamındadır.
Yazının ilk bölümünü TT Kapsam İçi Personelin Naklen Geçiş Hakkı Var mı?-1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Diğer taraftan, Türk Telekom’un % 55’in özelleştirme sonucu Oger Telekom’a ihale edilmesinden sonra, yapılan özelleştirmenin Kanunlara ve bilhassa Anayasa’ya aykırı olduğuna ilişkin Danıştay’da ve CHP tarafından Anayasa Mahkemesinde “Yürütmenin durdurulması ve işlemin iptali” istemiyle dava açıldığı, özellikle CHP tarafından Anayasa Mahkemesine açılan ve personelin naklini öngören 5398 sayılı Kanunla 4046 sayılı Kanunun 22.maddesinde yapılan değişikliklerin (Yani nakle geçiş işlemlerini düzenleyen maddenin) davanın “Anayasaya aykırı olmadığına” karar verildiği ve konuyla ilgili yapılan iki başvurunun da reddedildiğini hatıralayacaksınız.
Personelin iş mevzuatına geçtikten sonra Emekli Sandığı ile ilişkilendirilmesinin naklen geçiş işlemleriyle bir alakası görülmüyor. Bu sadece o kişilerin sosyal güvenlik yönüyle emeklilik işlemlerinin SSK yerine, Emekli Sandığınca yapılmasını öngören ve bu özelliği ile de Türkiye’de ilk olan bir uygulamadır.
Zaten; önümüzdeki günlerde Hükümetin Avrupa Birliğine, IMF’ye, sosyal güvenlik kuruluşlarının bir çatı altına alınmasını taahhüt ettiği, bununla ilgili Yasa Tasarısının da görüşülmek üzere TBMM’de beklediği dikkate alınırsa, Kapsam İçi personelin Emekli Sandığına bağlı olmasının tek nedeninin onları sosyal bir güvence altına alma çabası olduğu da görülmektedir.
Bu yazıyı yazmamın nedenine gelince, geçtiğimiz günlerde bir okuyucumdan aldığım mailde şunlar yazılıydı;
Kapsam İçi personelin Emekli Sandığına tabi olmaları nedeniyle, naklen geçiş verilmesi gerekmez mi?” sorusundan hareketle özelleştirme sonucunda diğer personele tanınan naklen geçiş hakkının, kapsam içi personele tanınmadığı gerekçesiyle bir dava açıldığı ve kazanıldığı duyumu var. Acaba bu doğru mu?
Yukarıda da işaret edildiği üzere Kapsam içi personelin naklen geçiş hakkının bulunmadığını düşünmekle birlikte, acaba gözden kaçırdığımız bir husus mu var düşüncesiyle konuyu bizaat Türk Telekom Genel Müdürlüğü nezdinde araştırdım ama yetkililer şunu ilettiler;
Böyle bir davanın açıldığından haberimiz yok. Açılmış olsaydı davanın Genel Müdürlük aleyhine açılması gerekirdi. Bilgimiz de olurdu.
Elbette buna rağmen kapsam içi personel bu konuyla ilgili dava açabilir, ancak işaret edilen nedenlerle bu konuda açılacak davaların kazanılmasının mümkün olmadığı, belki ilk kademe mahkemelerinde kazanılsa dahi, temyiz sonucunda yine bozulacağı, bu nedenle bu konuda açılacak davaların ancak dava açanlara masraf etmekten öte bir yarar sağlamayacağını düşünüyorum.



Kaynak : 