Bu yazıya Yeni Elektronik Haberleşme Yasa Tasarısı dosyasından da ulaşabilirsiniz.
Yazının ilk bölümünü EHK ve Telekom Sektöründe Rekabetin Tesisi – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz sektör temsilcileri ağız birliğiyle, kendileri açısından kimin yetkili olduğundan ziyade, rekabet ihlallerinin nasıl ele alınacağının öncelikli konu olduğunu ifade ediyorlar. Sektör temsilcilerinin özellikle vurguladıkları hususlar şunlar:
- Rekabet ihlallerine karşı çok net tanımlar, yaptırımlar, usul ve süreçlerin olması önemli.
- 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, AB’de ve dünyada geçerli rekabet anlayışı ve yasaları ile uyumlu tanımlar, süreçler ve yaptırımlar içeriyor.
- Gerek mevcut telekomünikasyon kanunlarımız olan 406 ve 2813 sayılı Kanunlar gerekse EHK rekabeti ilkesel olarak benimsiyorlar ama net tanımlar ve süreçler mevcut değil.
- Bu eksiklikten dolayıdır ki; pek çok firmanın rekabet ihlali gerekçesiyle Telekomünikasyon Kurumuna ilettikleri şikayetlerin ve soruşturma taleplerinin önemli kısmı yıllar geçmiş olmasına rağmen sonuçlanmadı, veya gerekçeli karar ya da dayanak olmaksızın reddedildi. Rekabet bozucu hareketlerin tanımı kanunda da yönetmeliklerde de yok, hangi somut verilere dayanılarak rekabet ihlalinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin kararlaştırılacağı belli değil. Böyle olunca rekabet lafta kalıyor.
- Bu durumda telekom sektörü için ya yeni kanunda rekabet ve rekabet ihlaline yönelik tanımlar, süreçler ve yaptırımlar ayrıntılı olarak yer almalı ya da diğer bütün sektörlerde uygulanan Rekabet Kanunu uygulanmalı.
Sektörün bu görüşlerine hak vermemek elde değil. Yasa koyucunun tericihi bu sektörde rekabete ilişkin tüm düzenlemelerin tek bir uzman Kurum tarafından yapılması yönünde ise, buna elbette saygı duymak durumundayız.
Ancak 19. yy’da dünya kanunlarına giren, 1930’lardan bu yana dünyanın önde gelen iktisat-hukuk okulları tarafından teorisi geliştirilen, geçen onyıllar içerisinde oldukça büyük bir ictihad birikimi oluşturmuş, modern devletlerin tamamında uygulanmakta olan rekabet hukukunu bu kadar kolaylıkla devre dışı bırakmak doğru değil.
Hangi davranışların rekabet ihlali kapsamına girdiği, ne tür analizler sonucunda rekabet ihlalinin tespit edileceği, rekabet ihlaline ilişkin başvuruların hangi usule göre ele alınacağı yasa ile belirlenmediği takdirde serbest pazar tesis edilemiyecektir.
EHK taslağında bahsettiğimiz usul ve süreçlere ilişkin hiç bir hüküm yer almadığı gibi, tesis edileceği ve korunacağı söylenen ‘rekabet’in ne olduğunun bile tanımlanmamış olduğunu görüyoruz.
Telekomünikasyon sektörünün yasa koyucudan beklentisini tekrarlayarak bitirelim:
Hangi Kurum uygularsa uygulasın:
- Mevcut Rekabet Kanunumuz telekom sektöründe uygulanmalı
veya,
- Rekabet ile ilgili maddeler en azından rekabet kanunundaki kadar net bir şekilde EHK’ya dahil edilmeli.
Yukarıdaki iki yoldan birinin seçilmemesi sektördeki yatırım ortamı için son derece zararlı bir tablo ortaya çıkacaktır.
Kanunun rekabetle ilgili kısmının bu haliyle AB uyum sürecinde takılması muhtemeldir, ancak o zamana kadar sektörün tekel yapısından rekabetçi yapıya evrilmesi ve vatandaşlarımızın rekabetin getireceği avantajlarından istifade etmesi çok zor olacaktır.
İlgili link : Yeni Elektronik Haberleşme Yasasında Rekabet Sorun



Kaynak : 