Türk Telekom’da bayram sonrası ilk haftayı arkada bıraktık. Aynı sayfaları paylaştığımız yazar arkadaşımız Hakan Yerlikaya çeşitli yorumlarını günlerdir aktardı. Buna karşılık, burayı tıklayarak ulaşabileceğiniz blogda ve yazıların altlarındaki bölümlerde pek çok Türk Telekom çalışanı düşüncelerini ve yorumlarını iletti. Bazıları da doğrudan Hakan Yerlikaya’ya mail attı.
Bütün bunları, bugünkü yazımda özetlemek istiyorum. Bu aynı zamanda Türk Telekom özelleştirmesine dışarıdan bakan bir gözle, yeni yönetimin eleman politikasının ve yıllardır ülkemizi kemiren devlet personel politikasının sonuçlarının gözüktüğü bu olayın analizi olacak.
Önce isterseniz, son durumu ve haberleri bir ele alalım;
- Hatırlayacaksınız, devir işlemi öncesi kapsamdışı ve sözleşmeli personelin başka bir devlet kurumuna nakli için gerekli hazırlıkları ve yönetmelikler yapılmıştı. kapsamdışı ve sözleşmeli personelin, devir sonrası, Türk Telekom’da kalmak ya da başka bir devlet kurumuna nakil olmak kararını vermesi için 6 ay süresi bulunuyordu.
Ancak devir sonrası (14 kasım 2005) bir sorun gün ışığına çıktı. O da gelir vergisi dilimi nedeniyle, kimi Türk Telekom çalışan maaşlarında 150 YTL’ye varacak olan farklardı. Türk Telekom kapsamdışı ve sözleşmeli personel nakil olacakları kuruma, son maaşları mertebesinde bir maaşla gidecekleri için bu 150 YTL’yi önemsiyorlar ve vergi dilimi atlamadan önce gitmeyi tercih ediyorlar.
Çünkü Türk Telekom kapsamdışı ve sözleşmeli personel diğer devlet kurumlarının üstünde maaş alıyorlar. Bu nedenle de gittikleri yerin maaşları, kendi maaşlarına yetişene kadar, belki 1 yıl belki daha uzun süre zam alamayacaklar.
Bu ise, nakli düşünen kişiler için 14 kasım – şubat maaşı arasında bir yerlerde nakil hakkını kullanma zorunluluğu demekti. Yani devletin verdiği 6 aylık süreyi beklemenin anlamı kalmıyordu.
Bu duruma karşı ilk önlem, devlet eliyle alındı. Halen TBMM’de görüşülen Elektronik Haberleşme Yasa Taslağı içine (önceleri 3 yıl olarak konuşulan), 5 yıllık süre eklendi. Yani Türk Telekom kapsamdışı ve sözleşmeli personeli, şirkette kalabilecek ama 3-4 yıl sonra gitmeye karar verirse de devlet ona başka bir kurumunda yer bulacaktı. Gerçi bu kanun henüz TBMM’de bekliyor. Şubat başından önce de ele alınmayacak gibi gözüküyor.
Diğer yanda Oger de yapacağı organizasyon ve çalışan hakları çalışmalarını hızlandırmak zorunda kaldı.
Not edelim; Oger Telekom 14 kasıma kadar ki dönemde, Türk Telekom’daki çalışmalarına yönelik hazırlıklarını yapmış gözükmüyor. Aslında Türk Telekom içinde, Oger Telekom’u temsilen Dr.Paul Doany ve 10 kadar arkadaşı yer alıyor. Doany görebildiğimiz kadarıyla, danışmanlar ağıyla çevrilmiş durumda. Hepimizin bildiği British Telekom alt şirketi British Consult, Anaylsys, Bilsel Hukuk Bürosu, Bersay Halkla İlişkiler ve 3 İnsan Kaynakları şirketleri hemen ilk görülenler.
Bu danışmanlar ordusunun, 14 kasımdan itibaren, Türk Telekom’un teknik ve idari konularını gözden geçirdiği ve planlamaya yönelik çalıştığı düşünülüyor. Ama aralık ayının ortasından itibaren Türk Telekom’da başlayan kriz, personelin yeni yönetimden yeterince bilgi alamaması nedeniyle nakil için hazırlık yapması şeklinde ortaya çıkınca, bazı şeyleri hızlandırmak aciliyet kazandı.
Personel, gerek maaşlarını, gerekse şirket içi pozisyonunun nasıl şekilleneceğini değerlendiremediği için, tabii caiz ise “evdeki bulgur, çarşıdaki pirinçten iyidir” diyerek, mutlu olamayacağını bilse bile devlet kurumlarını tercih etmeyi düşünmeye başladı.
İşte bu hengame arasında yeni yönetim durumu farketti. Önce 4 toplantı (Trabzon, Ankara, Adana ve İstanbul) ile şirketin il ve orta seviye yöneticilerini topladı. Onlara yapacaklarını anlattı. Arkasından da bahsettiğimiz paketi gönderdi.
Ancak görülen o ki, paket aceleye gelmiş.
Devamını TT Eleman Aktarımlarında Son Durum-2 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 