Yazının ilk 2 bölümünü
- TT Eleman Aktarımlarında Son Durum-1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
- TT Eleman Aktarımlarında Son Durum-2
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Türk Telekom’un devri ile birlikte gündemimize birden nakle tabi personel sorunları geldi. Türk Telekom 1 aydır bu konuyla yatıyor ve kalkıyor. İşler mi? Allah bilir.
Hakan Yerlikaya’nın yazılarını izliyor ve anlamaya çalışıyorum. Sayın Yerlikaya maşallah bir konuyu çok çabuk değerlendirebilen ve yazıya da dökebilen bir insan. Özellikle bayramdan önceki cumartesi günü gösterdiği performans çok etkileyiciydi. Düşünün binlerce insan (son personel yazıları, yazı başına ortalama 40.000 civarı okunmuş) onun yorumlarını bekliyor. O da onları bekletmemek için, canla başla işini yapıyor. Gerçekten şaşırtıcı bir performans olduğu görüşündeyim. Bunu hem bloglardaki, hem de yazıların altındaki yorumlarda, hem de turk-internet.com’a ve kendisine gelen maillerde görebiliyoruz. Bu dönem, tüm personele, gelişmelerin aktarılmasında ve analizinda, Türk Telekom’un kendi yönetiminden daha hızlı ve açıklayıcı davranan turk-internet.com’a gelen pek çok teşekkür var.
İnsan kaynakları, benim ihtisas alanım değil. Türk Telekom içindeki durumu da çok net bilmiyorum. Ama gerek Yerlikaya’nın yazdıkları, gerek çevreden aldığım mesajlar ve gerekse, özel sektördeki arkadaşlarımızla tartışmalarımız, bizi bugünlerde “devlet memurları” hakkında pek de iyi olmayan yorumlara taşımaya başladı.
Çünkü, örneğin en son gönderilen sözleşmeleri, herhangi bir özel sektör firmasının sözleşmeleri ile karşılaştırırsanız, Türk Telekom sözleşmesi gerçek anlamda fırsat. Öyle ki, özel sektördeki pek çok arkadaş şakayla karışık da olsa, turk-internet.com da yayınlanan sözleşme maddelerini okuduktan sonra, “ne olur bu sözleşmeyi ben imzalayayım” demeye başladı. Bir avukat arkadaşımız da sözleşmede takınılacak tek sorunun “1 yıl süre ile rakip şirkette çalışmayı engelleme” maddesi olduğunu söylüyor. “Telekom alanında uzman bir kişi, başka hangi şirkete gider ki? 1 sene evde mi otursun?” yorumunu yapıyor. Ama bunun dışında sözleşme maddeleri, pek çok holding ve sektör şirketinin sözleşmesine nazaran güzel bir sözleşme.
Ama Türk Telekom’cuların pek de böyle düşünmedikleri mesajını alıyoruz. Şimdiden 7000+ kişi nakil dilekçesi vermiş diyorlar. 10 şubata kadar bir miktar daha verecek gibi de gözüküyor.
Peki sorun nerede?
Türk Telekom’cuların içinde, konuyu anlaşılmaz detaylara indiregeyen kişiler var. Ben bu kişileri bir yana bırakıp, akıllı uslu fikir üreten bir dostun yorumunu aktaracağım size; Bu dost Türk Telekom’da yönetici düzeyinde ama nakil dilekçesini de vermiş durumda.. Diyor ki..
Yeni yönetim, stratejik bir hata yaptı. Seçiçi davranılmadı. İş güvencesi fikri, sadece süre kavramı üzerine oturtuldu. Oysa, bu yeterli değil. Bize ihtiyaç olduğunu hissedemedik. Sahiplenme hissedemedik. Yönetim bu anlamda bir güven duygusu yaratamadı. Eğer Türk Telekom’un gerçek sahiplenen çalışanının önünde, ihtiyaç olmayana tavır konulsa idi, bu süreç çok daha rahat ve sancısız geçecekti.
Yönetim, yöneticilerini belirlemeliydi ama bunun yerine, “eski tas eski hamam” bir strateji belirlendi. Bu ise devlet kurumu olarak çekilebilir bir özellik olmasına karşın, özel sektör olarak güvenmezlik yaratıyor.. Onun için de örneğin ben “kusura kalmayın, zaten bana ihtiyacınız da yok sanırım. Çünkü böyle bir yaklaşımınız yok” diyorum.
Düşünün bir yönetici olarak, bu şirket benden verim bekleyecek. Hesap soracak. Ama yanımda, seçme şansım olmayan kişiler. Peki bu kişilerin başarılı olmaması durumunda sorumlu kim olacak? Ben mi? Yönetici olduğuma göre böyle olması beklenmiyor mu?
Dostumuz haklı ve olayın başka bir boyutunu gündeme getiriyor. Bize de farklı sorular sorduruyor.. “Allah allah.. adam haklı gözüküyor.. peki Türk Telekom yeni yönetimi bunu neden yapıyor?”
Türk Telekom Yönetimi Stratejisi Nedir?
Türk Telekom’cular arasında bugünlerde bir kaç popüler ifade var. Mesela “dağ fare doğurdu” ya da “gittin mi?” diyorlar. Bu kavramları, uzaktan bakan özel sektör çalışanları şaşkınlıkla izliyor ve diyor ki “bunlar buldu bunuyor” ama aslında olay farklı.
Olay gözümüze şu şekilde gözüküyor; Türk Telekom’un içinde bir yanda gerçek telekomcular var. Bunlar şirketi kendi malı olarak benimsemiş insanlar. Dağda-taşta, gece-gündüz çalışıyorlar. Bir yanda da Türk Telekom’a arpalık olarak bakan partilerin doldurduğu kişiler var.
Türk Telekom’u kendi şirketi olarak benimseyenler, özelleştirmenin bu olayı düzelteceği inancına sahipmişler. Bugünlerde bunu anlıyorum. İşte “dağ fare doğurdu” ifadesinin gerçek anlamı bu. Sözleşme ya da paket şartları ikinci seviyede önemli bazılarına göre.
Bu tür düşünenler, bir anlamda şirkete kırgın durumdalar.
Bu işin içinde Hükümet mi Var?
Özel sektör olarak anlayamadığımız bir husus var. Özelleştirme neden yapılır? Devletin ekonomideki yerini küçültmek ve devlet memurlarının sayısını azaltmak.
İşte Türk Telekom’da bir anlamda, içine doldurulan pek çok elemanla, verimsiz hale geliyor diye düşünüldüğü için özelleştirildi.
Peki.. o zaman devlet neden 2006’da 100.000 yeni eleman alıyor? O zaman neden Türk Telekom özelleştirildi.
İşte bu noktada, Türk Telekom’u yakından tanıyan bir devlet yetkilisi şunları söylüyor. TT içinde gerçek kalifiye ve telekom açısından “bu olmazsa olmaz” denilebilecek 4000 civarı insan var. Bunları gitmesi doğru olmaz.
Kapsamdışı ve sözleşmeli olarak nakil hakkı olan 28.000 civarı çalışanı düşünürseniz, o zaman 24.000 civarı nakil olması Türk Telekom’u yıkmaz anlamına geliyor bu sözler. Peki o zaman neden bu yol yerine toplam 28.000 kişiye teklif yapıldı.
İlginç bir nokta değil mi?
Ha bu arada.. Türk Telekom personeli arasında pek çok ilginç yorum yapan kişi var. Bunların yorumlarını size bir özel sektör çalışanı olarak değerlendireceğim ama yarın..



Kaynak : 