Türkiye Cumhuriyeti�nin en büyük özelleşmesi Türk Telekom�da nakle tabi personele yönelik karmaşa devam ediyor. Devlet ve özel sektördeki pek çok kişi, olayın farklı yönlerine bakıp, analiz etmeye, yorumlamaya çalışıyor. Bu bir anlamda akademik olarak üstünde çalışılması gereken bir olay haline geldi diye de düşünüyorum.
Biz şimdilik akademik olarak değilse de, ticari olarak olayın nasıl göründüğünü sunmak istedik. Piyasada �head hunter� yani �beyin avcısı� olarak bilinen insan kaynakları danışmanlık firmalarından K Partners International�dan (Korn Ferry International’ın işortağı) partner Orhan Kemal Alver�e konuyla ilgili ilginç noktaları sorduk.
Turk-internet.com : İlk önce röportajın asıl konusundan farklı bir sualle başlayalım. Türk Telekom personeli içinde kapsamiçi ve dışı diye 2 grup var. Bu gruplardan birisinin nakil hakkı var. Zaten birazdan soracağımız sualler özellikle bu grupla ilgili olacak ama, nakil hakkı olmayan kapsamiçi personel bu durumu “haksızlık” başlığı ile değerlendiriyor. Sizce bir haksızlık var mı?
Orhan Kemal Alver : Haksızlık yok. Çünkü personelin durumu baştan belliydi Sonradan değişmiş bir durum söz konusu değil özetle. Kamunun bu noktada yaptığı bir haksızlık görmüyorum.
Turk-internet.com : Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Şahin, şu ana kadar 7600 personelin nakil dilekçesi verdiğini söyledi. Toplam nakle tabi personel sayısı olarak 12.200 kapsamdışı + 12,000 sözleşmeli olmak üzere toplam 24.000 rakamı veriliyor. Yani şu anda % 25 nakil istemiş gözüküyor. Vergi diliminin değişmesi öncesi, yani 10 şubata kadar bir kısım nakil daha bekleniyor. Bu sayıları değerlendirir misiniz? Devlet sizce bu sayıda personele yer açabilecek mi? Gerçi 2006 yılında 100.000 yeni alımdan da bahsediliyor. Devlet Türk Telekom personelinin naklini istiyor mu?
Orhan Kemal Alver : Sanmıyorum. Devlet kadroları zaten şişmiş durumda. 100.000 yeni eleman başka bir konu. O politik olarak yapılacak bir alım. Devletin çıkarları açısından bu elemanların Türk Telekom�da kalması uygun olur.
Sayının büyüklüğü yanı sıra, bu elemanların teknik kalifikasyonlarına uygun yer nerede bulunacak? Çünkü bu kişilerin bilgi ve becerileri, spesifik bir bilgi ve beceri. Ama bir yandan da anayasal hak olduğu için yapılabilecek bir şey yok. O nedenle de kalmayı cazip hale getirmek gerekir.
Oger�in de bu elemanları istediğini zannediyorum. Dolayısıyla Devlet ile Oger bu noktada anlaşıyor diye düşünüyorum. Zaten son dönemde uzatılan nakil hakkı süresi de bunu gösteriyor. Malum önce 1 aydı, sonra 6 ay oldu, şimdi gündemde 5 yıl var.
Ben şu andaki durumu psikolojik görüyorum. Burada sorulacak soru, Oger acaba iyi bir strateji uyguladı mı? Çok karmaşık bir yapı var içerde, bir kısmı memur, bir kısmı işçi statüsünde. Oger bu işin pazarlamasını daha iyi yapmalıydı diye düşünüyorum.
Turk-internet.com : Biraz daha açalım bu konuyu.
Orhan Kemal Alver : Türk Telekom�da devlette çalışmaya alışmış insanlar var. Bu insanlardan özellikle yöneticileri ele alalım. % 90�ı özel sektör şartlarına uyum gösterebilecek düzeyde değil. Özel sektörün gerektirdiği dinamizm ve kendini geliştirme yerine devlette başka özellikler gerekiyor. Yani arası bir hayli açık bir uçurum var.
Bürokrat için başarı kriteri, örnek olarak bir köprü yapımını ele alırsak, en uzun, en büyük köprüyü yapmaktır, 6 şeritli yapmaktır. Arkasında bir iz bırakmak önemlidir. Oysa özel sektör yöneticisi aynı köprüyü en efektif ve optimum maliyetli yapmak zorundadır. Bürokratlar çeşitli iktidar dönemleri geçirecekleri ve her dönemin bir önceki döneme �tu kaka� diyeceğini bildikleri için yaptıkları işleri “özel sektörün hedeflediği başarı kriterlerinden, farklı kriterlerle” yapıyorlar.
Başka bir konu çalışkanlık. Üçüncü bir konu İngilizce. Türk Telekom�un tepe yöneticilerinden sizce % kaçı bir anlaşma-pazarlığı götürebilecek İngilizceye sahip? Ben söyleyeyim, % 15�i geçmez. Üstelik hatırlayın devlet onları dışarı da gönderiyor. Yani İngilizce öğrenmeleri için sponsorluk yapıyor ama ne oluyor? Verilen harcırah çok cazip, bürokrat bu harcırahı biriktirmeyi tercih ediyor. Dolayısıyla Washington�a gidip, Washington�u görmeden yani sosyalleşmeden geliyor. Kendilerini gönderildikleri amaç için yeterince geliştirmeden, dünyaya açılmak için gerekli olan bulundukları kültürü ve dili anlamak nosyonundan eksik kalarak geri dönüyorlar. Yani devletin çalışanlarına sağladığı bu muazzam imkanı, faydayı tam sağlayamadan geri dönüyorlar.
Rekabet gerektiren bir alandan bahsediyoruz. Ticari bakmaktan bahsediyoruz. İngilizce gibi becerileri olmaktan bahsediyoruz. Özel sektör hesap sorar. Bütün bunlar devlet memuru kültürüne alışmış insanlar için zor. İşte bu nedenle devlet memurları dışarıya bakınca korkutucu bir dünya görüyorlar.
Ama dediğimiz gibi, kalması gereken insanlar ya da farklı olan insanlar var. Bu nedenle de teklifin, personelin düşüncelerini daha iyi anlayan – yorumlayan bir sunuş şekli olabilirdi diye düşünüyorum.
Turk-internet.com : O zaman öyle soralım. Yani siz olsaydınız ne yapardınız?
Orhan Kemal Alver : . Bakın, kimi personele 5 yıla varan sözleşmeden bahsediliyor değil mi? O zaman denilebilir ki, 5 yılda neler yapılmaz. İki lisan bile öğrenilir. Bu 5 yılın sonunda da Telekom sektörünün gerekli gördüğü bir eleman haline gelinebilir. Özellikle farklı dediğimiz insanlar için bu böyle olabilir.
Türk Telekom�un potansiyelini de görmezden gelmek mümkün değil. Bu şirket içindeki elemanların yeni yönetim aktif bir politika izleyecekse, kazanacakları çok farklı beceriler olacaktır.
Bu işin halkla ilişkiler (yani personel ile ilikiler) tarafında, “piyasaya çıkacak duruma geldiğinizde (sözleşme süreniz bittiğinde) özgeçmişinize çok farklı beceriler yazar hale geleceksiniz” denilebilirdi. Çünkü Türk Telekom�un önümüzdeki dönem alıcısına para kazandırması için böyle olması lazım.
Türkiye’de, önümüzdeki yıllarda da Telekom alanında belirleyici firma Türk Telekom olacaktır. Bu omurga üzerinde yeni teknolojilerin geleceği beklenebilir. Türk Telekom�un mevcut ataletini atması beklenebilir.
Bir husus daha var. Önümüzdeki yıllarda en çok ihtiyaç duyulan insanlar ticari insanlar olacak. Mühendisler zaten var. Ama Türk Telekom�un satıcı ihtiyacı artacak.
Ben yine de kritik departmanlardaki elemanlara 2.bir teklif yapılabileceğini düşünüyor ya da bekliyorum.
Turk-internet.com : % 30�lara varan zam ve 5 yılı bulan iş garantisi cazip değil mi sizce?
Orhan Kemal Alver : Olmadığı gözüküyor. En garantili yer devlet. Özel sektörde yaşı geçtikçe, şirket değiştirmekte zorlanan insanlar bunu daha iyi takdir ediyor. Diğer yandan devlette öyle olanaklar var ki mesela sağlık yardımı konusu böyle. Üstelik artık özel sağlık kurumlarından da yararlanabilmeye başladılar. Bırakınız kendisini, eşini, kızı, oğlu yararlanabiliyor.
Turk-internet.com : Bu olayın �genel bir özelleştirme tepkisi� olduğu söylenebilir mi?
Orhan Kemal Alver : Hayır hiç öyle bir görüntüsü yok. Neticede her koyun kendi bacağından asılır. Kamu sektörünün kültürü ile yetişmiş insanların, özel sektörü tercih etmeleri zor. Devlet memurluğundan daha cazip koşullar olmadığı sürece daha da zor.
Düşünün devlette çalışan kişilerin bir de resmi gücü var. Bu haktan vazgeçmek bile zor. Devlet memurları bu olanağı çok sever. Devlet memurlarınla yaptığınız her görüşmede bunu görürsünüz.
Turk-internet.com : Özetle durumun Oger�in verdikleri ile orantılı olduğunu söylüyorsunuz.
Orhan Kemal Alver : Oger�in ne kadar insanın kalmasını hedeflediğini bilemiyoruz. Ama eğer önemli bölümlerden nakil talepleri varsa, ki şu ana kadar basına yansıyan olay böyle gözüküyor. İşin halkla ilişkiler tarafında eksik olduğunu düşünürüm.
Oger Telekom aslında �yabancı sermayeli bir şirket� olarak, satın alma neticesi daha ılıman mesajlar verdi. Kendilerini bu nedenle tebrik etmek lazım. Bu satın almayı Anglo-Saxon bir grup yapıyor olsaydı, daha keskin kararlarla karşılaşabilirdik. Oger Telekom yapması gereken şu; bu zor dönemde çalışanlarına özel sektör tecrübesinin, ileride bu insanların hayatlarına neler katabileceğini daha iyi anlatmalıdır.



Kaynak : 