Örneğin cuma gününden beri ortalıkta maillerle dolaşan bir Danıştay kararı var. Bu karar Danıştay 5.Dairesinin 12.05.2004 tarihinde verdiği 2004/2240 sayılı karar ve “Özelleştirme dolayısıyla 399 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin eki 1 Sayılı cetvelde yer alanların maaşları dondurulmaz” şeklinde bir ifade taşıyor.
Böyle bir karar olduğu doğru. Ancak; bu kararın Türk Telekom personelinden ziyade daha önce özelleştirilen Halk Bankası ve Emlak Bankası için çıkarıldığı biliniyor. Üstelik aldığımız bilgiye göre, durum da hayli farklı. Şöyle ki; Halk Bankası ve Emlak Bankası’nın özelleştirilmesinde personelin maaşlarının sonsuza dek dondurulması gündemdeymiş. Dava buna karşı açılmış.
Oysa Türk Telekom’daki durum şöyle; Türk Telekom’dan nakil olan kişinin maaşı, nakil olunan kurumdaki maaşlar kendisine yetişene kadar sabit kalacak. Yetişince o da zam almaya başlayacak.
Bunun nedeni de bilindiği gibi, Türk Telekom’da çalışan personelin maaşlarının diğer devlet kurumları maaşlarının hayli üstünde oluşu. Bu zaten gittikleri kurumlarda dengesizlik yaratacak bir durum iken, buna başka bir dengesizlik ya da eşitsizlik eklenmesinin mümkün olmayacağı da açık.
Ama öte yandan, bu karar Türk Telekom için geçerli olsaydı bile, yararlanacak kişi sayısı sınırlı olacaktı. Şöyle ki;
Türk Telekom’da İş mevzuatı uygulamasının başladığı Ekim 2000’e kadar Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ve Yardımcısı, İl Müdürleri, İl Müdür Yardımcıları, Müfettişler ve Müdürler 1990’da yayınlanan 399 sayılı KHK Ekinde yer alan 1 sayılı cetvele göre çalışmaktaydı. Bu cetvelde bulunan üst düzey ve orta kademe yöneticisi 1000 kadardı.
Ancak, 2000 yılında uygulamaya konulan İş mevzuatı ile Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcıları, Daire Başkanları, Müfettişler, Bölge Müdürü ve Yardımcıları ile İl Müdürleri 4502 Sayılı Kanunla oluşturulan ve “Asli Sürekli Kadro” adı verilen kadrolara atandılar.
Müdürlere de İş mevzuatına tabi Kapsam Dışı statüde sözleşme imzalayarak iş mevzuatına geçmeleri önerildi. Bir çoğu imzaladı. Hemen imzalamayanların bazıları, aradan geçen süreçte imzaladı.
2000 yılından bu güne kadar ki süreçte iş mevzuatına geçmeyen personel sayısı azaldı ve hatta neredeyse yok denecek sayılara indi. Bu gün için Türk Telekom’da 399 sayılı KHK eki 1 sayılı cetvelde çalışanların sayısının iki elin parmağını geçmeyecek kadar olduğu bildiriliyor.
Dediğimiz gibi Türk Telekom’da 24.000 civarındaki nakle tabi personel var ama bu karara uygun durumda olanların sayısı 10-15 kişiyi aşmazdı.
Bu konuda kafa karıştıran bir husus 399’a tabi olduğu şeklinde ama Danıştay kararında “Özelleştirilen kuruluşlardaki, 399 sayılı KHK 1 sayılıcetveline tabi kadroların kalkması halinde ise eski kadrolarına ait parasal hak unsurlarına herhangi bir artış uygulanmayacağı açıktır” deniyor. Türk Telekom’da 399 sayılıl KHK ile 1 sayılı cetvelde yer alanların kadrolar, iş mevzuatı uygulanmaya başlandığından beri boşaldıkça iptal ediliyor. Dolayısıyla bu cümle nedeniyle de, kadroların sayısı bugün 10-15’i geçmeyecekti.
İşte Danıştay’ın bu kararının birden bire hem de pek ilgilendirmediği Türk Telekom’da ortaya çıkması ve de özelleşmeye tabi her personeli etkileyecekmiş gibi, üstelik de “Bankazedelere ve Özelleştirme mağdurlarına müjde” başlığı dağıtılması, “allah allah, buradaki amaç da nedir? sorusunu akla hemen getiriyor.
Bu mailler, öyle olmadığı halde, binlerce Türk Telekom çalışanlarına naklen gittikleri kuruluşlarda “Maaşlarının dondurulmayacağı, zam göreceği” imajı veriyor. Acaba neden?
Gelelim başka bir konuya, aylardan beri sesi soluğu çıkmayan bir sendika dün bir bildiri yayınlıyor ve 14 Kasım 2005 tarihinde Türk Telekom’un % 55 hissesinin Oger’e devrini –sebebleri kendilerince mucib bir şekilde– yasa dışı ilan ediyor.
Yani bu eleştiri Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarının yasal olmadığını ilan ediveriyor.. ben mi yanlış anılıyorum.. Tabi en ilginci de, açıklamayı devir tarihinden aylar sonra yapmaları..
Açıklamada bir başka ilginç husus “Oger’in sunduğu sözleşmenin tuzaklarla dolu olduğu” şeklinde. Biliyor musunuz ki şu anda telekom özel sektörü dikkatle Oger’in personel yaklaşımına bakıyor ve “neden böyle fazla iyi bir sözleşme” şeklinde soruyor.
Dediğim gibi, sözleşmeye dikkatle bakıldığında, özel sektörde çalışanlar açısından “iyi değil” şeklinde yorumlanan tek madde “ayrıldıktan sonra aynı sektörde en az 1 yıl çalışma yasağı”. Bunun dışındaki maddelerde bir terslik gözükmüyor. Bunu özel sektör firmalarının sözleşmeleri ile kıyaslayarak ifade ediyorum.
Bu nedenle “tuzaklarla dolu” diyen kişi ve kuruluşlara bir önerim var.. Sizin tuzak olmadığını düşündüğünüz ve şu anda Türkiye’de uygulanan en iyi olduğunu düşündüğünüz bir İş Sözleşmesi bulun ve bunu Oger’in sunduğu sözleşme ile karşılaştırın. Bulduğunuzda burada yayınlayacağım. Ben bulamadım.
Eğer biraz dikkatle incelenir ise Oger’in ortaya koyduğu sözleşmeyi ülkemizde, başka özel sektör kuruluşlarının çalışanlarına sunması beklenemez.
Bu tür çabalarla Türk Telekom personelinin, özellikle de nakil olacakların kafasının karıştırılmaya çalışıldığı görülüyor. Acaba özelleştirme karşıtlarının bu saatten sonra amacı ne?



Kaynak : 