Ülkemizde değeri 10 milyar $’ın üstünde 2 (Turkcell ve Türk Telekom) ve 5 milyar $’a yakın 1 (Telsim) firma olmasına ve sektörün büyüklüğünün 10+ milyar $’lar mertebesinde olmasına karşın, maalesef yerli üretim ve ARGE anlamında gerilerde kaldığımız görülüyor.
Konuyu, verdiği önemi gördüğümüz için bir de TK Başkanı Dr.Tayfun Acarer’e sormak istedik. Telekom sektörünün düzenleyici üst kurumu olan Telekomünikasyon Kurumu Başkanı olan Dr.Acarer, bu göreve başladığı andan itibaren sektördeki ARGE çalışmalarının desteklenmesine yönelik toplantı ve çalışmalarla gündeme geldi. İşte sorularımıza verdiği cevaplar;
Turk-internet.com : Ülkemizde telekom alanında AR&GE Çalışmalarının zayıf oluşunu neye bağlıyorsunuz?
Dr.Tayfun Acarer : Ar&Ge vasıtasıyla teknoloji üretebilmek için çeşitli unsurların bir araya gelmesi gerekmektedir.
Öncelikle; ülkenin ya da sektörün yeterli teknolojik birikime sahip olması gerekir. Gelişmiş ülkeler bu birikime sanayileşme süreciyle başlayan ve günümüze kadar devam eden uzun yıllar neticesinde sahip olabilmiştir. Bu nedenle öncelikle gelişmiş ülkelerin lehine olan bu açığın kapatılarak teknolojik sınır olarak tanımlanan teknoloji üretebilme eşik düzeyine ulaşılması gerekmektedir.
Şüphesiz telekomünikasyon sektörü gibi baş döndürücü bir hızla ilerleyen bir sektörde bu eşik düzeyine yaklaşıp geçebilmek için ne gelişmiş ülkelerin sahip olduğu kadar zamana ne de kaynağa sahibiz. Bu yüzden “teknolojik sıçrama” olarak isimlendirilen ve bazı Asya ülkeleri tarafından başarılı bir şekilde uygulanan olguyu hayata geçirmeye yönelik bir stratejiye sahip olmamız gerekir.
Telekomünikasyon sektöründe Ar&Ge faaliyeti uzun dönemli ve maliyetli bir süreç gerektirmektedir. Bu yüzden kısa dönemli gelir ve büyüme hedeflerine yönelen yerli şirketler uzun dönemdeki geri dönüşlere rağmen böyle bir maliyeti üstlenmek istememektedir.
Bunlara ek olarak global telekomünikasyon sektöründeki Ar&Ge etkinlikleri öncelikli olarak belli başlı üreticiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Başka bir deyişle telekomünikasyon Ar&Ge’sinde Fikri Mülkiyet Haklarıyla da korunan global bir tekelleşmeden söz edebiliriz. Bu tekelleşme şüphesiz sektördeki Çok Uluslu Şirketlere önemli maliyet avantajları sağlamakta böylece yerel şirketlerin Ar&Ge yaparak yeni bir ürün geliştirmesi bu şirketler için rasyonel olmaktan çıkmaktadır.
turk-internet.com : Türkiye’nin Telekom ARGE’sinde zayıf olmasının bir tarafında Telekom sektöründe hizmet veren firmaların Türk ürünü satın almayışı var –kendini ispatlamış olmalı, 2 sene sonra arkası kesilirse ne olur, biz deneme yapmıyoruz ki gibi nedenlerle–. Bu konuda neler düşünüyorsunuz? Bu konuda nasıl önlemler alınabilir?
Dr.Tayfun Acarer: Aslında bu durum büyük oranda biraz önce bahsettiğim global tekelleşmenin bir sonucudur. Bir ürünün geliştirilmesinden dağıtım ve pazarlanmasına kadar tüm aşamalarda rekabet avantajlarına sahip olan şirketlerle ne fiyat ne de kalite açısından rekabet edemezsiniz.
Ayrıca, gerek mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı prensibine dayanan Avrupa Birliği Müzakere süreci gerekse yabancı sermayenin çeşitli teşviklerle ülkeye çekilmeye çalışıldığı bir dönemde yerli şirketlerin rekabet avantajı yaratacak şekilde vergi indirimleri vs teşviklerle korunması ve kollanması pek olası gözükmemektedir.
Bunun yerine AB üyesi ülkeler tarafından da uygulanan Ar&Ge vasıtasıyla teknoloji üretimini teşvik eden unsurların hayata geçirilmesi gerekir. Ülkemizde çeşitli kamu kurumları hem mali kaynak tahsisi hem de çeşitli indirimler vasıtasıyla bu tür teşvikleri uygulamaktadır.
Sektördeki AR-GE çalışmalarının desteklenmesi Kurumumuzun da önem verdiği konular arasındadır. Nitekim, telekomünikasyon hizmeti yürütmek ve/veya altyapısı kurmak ve işletmek isteyen sermaye şirketlerinin yetkilendirilmesine ilişkin usul ve esasları belirleyen “Telekomünikasyon Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği”nde İhaleye katılan başvuru sahiplerinin tekliflerinde yerli katkı oranının yüksekliği, kullanılacak teknoloji ve araştırma-geliştirme yatırımlarına ilişkin taahhütler, seçimde bir tercih ölçütü olarak değerlendirileceği hükmü bulunmaktadır.
Bununla birlikte bu hükmün uygulanabilmesi ancak telekomünikasyon alanında Ar&Ge yaparak teknoloji üretebilecek yerli şirketlerin sayısının artmasıyla mümkün olabilecektir.
Bir de sektördeki, özellikle de GSM sektöründeki ağır vergi yükünü hesaba katmamız gerekir. Vergi olarak elde edilen kaynakların en azından belli bir kısmının Ar&Ge’ye aktarılmak kaydıyla şirketlerde bırakılmasının şirketler açısından da önemli bir motivasyon unsuru olacağını düşünüyorum.
Röportajın devamını aşağıdaki başlıklarla okuyabilirsiniz;
- Acarer; GSM’de Vergilerin Bir Kısmı ARGE’ye Aktarılabilir-1
- Acarer; ARGE Çalışmalarının Desteklenmesi TK’nın Hedefidir-2
- Acarer; Vodafone Almanya’daki Vatandaşlarımızla Avantajlı-3
- Acarer; 3G Konusunda Karar Siyasi İradededir-4
- Acarer; TK Wimax Çalışmalarını Sürdürüyor-5
- Acarer; UMTH Firmaları Hizmetlerini Duyurmuyor-6
- Acarer; Özelleştirme Sonrası TT’nin Tekel Durumu Sürmeyecek-7
başlıkları altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 