Araştırmanın sonuçlarına göre, BT yönetiminde yaşanan zorluklar, CIO’ları BT yönetiminde temel olan iki faaliyeti başarıyla yürütmekten alıkoyuyor: BT’yi bir işletme gibi yönetmek ve işletmeye kaliteli bir hizmet sunmak.
CIO’ların yüzde 88’i, varlık yönetiminin iyi bir BT yönetiminde vazgeçilmez olduğu konusunda hemfikir olmakla birlikte, üçte birinden fazlası (yüzde 35) ortamlarının durumu hakkında bilgi sahibi değil. Yüzde 43’ünün ise varlıkları hakkında istedikleri düzeyde bilgileri yok.
Bu tabloyu daha da karmaşıklaştıran unsur, BT ortamına uygulanmakta olan yeni teknolojilerin miktarı. CIO’ların yarısından fazlası (yüzde 53), geçtiğimiz 12 ay boyunca önemli miktarda yeni teknolojileri uyguladıklarını iddia ederken, yüzde 48’i aynı çalışmaları gelecek 12 ay içinde de yapacaklarını öngörüyor. Bu sonuçlara bakıldığında yüzde 36’sının yeni teknolojileri önümüzdeki yıl CIO’ların karşılaşacağı en önemli zorluk olarak tanımlanmasıysa araştırmacılara şaşırtıcı gelmiyor.
CA Teknoloji Hizmetleri Baş Danışmanı Kirsten Cox, sürekli yeni teknolojilerin uygulanıyor olmasının, karmaşıklık katmanlarının üzerine yeni katmanlar eklenmesine neden olduğuna ve bu durumun da BT statüsünün kontrolünü sürdürmeyi etkin olarak tehlikeye attığına dikkati çekerek sözlerini şöyle sürdürüyor:
“BT’nin bir işletme gibi yönetilmesi, BT kaynaklarının BT çıktısına karşı disiplinli biçimde yönetimini gerektiriyor. Fakat CIO’lar neye sahip olduklarını bilmezken, bunun bir getirisi olduğunu nasıl bilebilecekler?”
CIO’lar iyi bir BT yönetiminin ikinci ana unsuru olan “işletmeye kaliteli hizmet sunmada” da önemli zorluklarla karşılaşıyorlar. Bu ise büyük oranda, kaliteyi ölçebilecek bir sürece sahip olmamalarından kaynaklanıyor.
Araştırmaya katılanların yüzde 55’i, yurtiçi müşterileriyle ortak herhangi bir hedefleri olmamakla birlikte, başlıca ölçüt olarak da mali performansa odaklanıyor. Yüzde 70’i, BT kaynaklarının şirketin kurumsal performans öncelikleriyle bağlantılı olmasında hemfikir; yüzde 39’u da bunu zaten uyguluyor. BT kaynaklarını performans öncelikleriyle ilişkilendirmeyenlerin yüzde 45’i bunu yapmanın imkansız olduğu görüşünde.
Araştırmanın ümit verici yönüyse, bu zorlukların üstesinden gelmek için CIO’ların bazı önlemler alıyor görünmeleri. Geçtiğimiz 12 ay boyunca CIO’ların bir numaralı faaliyeti ‘altyapı standardizasyonu’ çalışmaları ve yüzde 58’i bu konuda az çok bir şeyler yapmış. Katılımcıların yüzde 55’i önümüzdeki 12 ayda, ‘ek yönetim denetimleri uygulama’ faaliyetine gireceklerini belirtiyor. Bu durum, CIO’ların BT ortamlarını daha iyi yönetmenin yollarını aradıklarını gösteriyor.
Araştırmanın tümüyle ilgili olarak genel bir değerlendirme yapan Cox, performans ölçümünün, BT’nin işletmeye nasıl adapte edildiğini ve kurumsal önceliklerin nasıl desteklendiğini değerlendirmenin en temel yolu olduğunun altını çiziyor ve sözlerini şu şekilde tamamlıyor:
BT’yi sadece mali performansı baz alarak ölçmek, bu işlevin sadece bir ana maliyet unsuru olarak görüldüğü ve işletmeye yük olmaktan öte işletmenin öncelikleri üzerinde çok az bir etkisi olduğu anlamını taşır. CIO’lar BT yönetimini reddetmiyorlar. Asıl sorun, hiç durmadan artan BT karmaşıklığı ve yeni teknoloji uygulamalarına yetişmeye çalışmak. Ancak CIO’ların artık ortamlarının kontrolünü, teknolojinin kontrolünden kurtarmaya öncelik vermeleri güven verici. Gelecek yıl ne kadar ilerlediklerini ve hizmet sunumunu kurumsal öncelikleriyle dengeleme konusunda daha iyi bir konumda olup olmadıklarını görmek enteresan olacak.



Kaynak : 