web analytics
Pazar, Haziran 28, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa YENİ TEKNOLOJİLER Yeni Ekonomi Finans & Ekonomi

26.Yıl Dönümünde 24 ocak 1980 Ekonomik Kararları-2

1973 yılındaki petrol krizi ile petrolün varilinin 2,74 Amerikan Dolarından 11,65 Amerikan Dolarına çıkması, 10/8/1970’de yapılan %66,7, 1/3/1978 yapılan %29,9 ve 10/6/1979 yapılan %77,7 oranlarındaki devalüasyonlar, ithal ikamesi sanayileşmenin gereği olarak yapılan ara ve yatırım malı ithalatının pahalılanması sonucu maliyet enflasyonu şeklinde kendini göstermiştir. Diğer bir ifade ile, enflasyonun kaynağı talep canlılığı ve buna dayalı büyüme değildir.

Ersin Dedekoca-Ersin Dedekoca
23 Şubat 2006
-Finans & Ekonomi
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Yazının başını 26.Yıl Dönümünde 24 ocak 1980 Ekonomik Kararları-1 başlığı altında okuyabilirsiniz.

1970 Lİ YILLARIN SONLARINDA EKONOMİK DURUM

    a) Ekonomik büyümedeki yavaşlama

    1963 yılından sonra planlı ekonomi ile yakalanmış olan ve 60’lı yılların sonunda girilen ekonomik durgunluk nedeniyle 10 Ağustos 1970 yapılan %66,7 oranındaki devalüasyon ve istikrar tedbirlerini takip eden yüksek büyüme, aşağıdaki tablodan da anlaşılacağı gibi yavaşlamıştır.


    Yıllar

    Büyüme Oranları (%) Dönemler İtibariyle Büyüme Performansı

    1971
    12,2 Dönem % (Ort.)

    1972
    9,4 1950-62 6,3

    1973
    7,3 1963-67 6,4

    1974
    8,3 1968-72 6,7

    1975
    8,0 1973-77 7,2

    1976
    7,9

    1977
    3,9

    1978
    2,9

    1979
    2,5

    O yıllarda nufus artışının da ortalama yıllık %2,5 civarında olduğu göz önüne alındığında, son üç yılın düşük ekonomik performansı belirgin şekilde ortaya çıkmaktadır. (Milli Gelirin mutlak rakamı da 58/65 mia.$ civarında değişmektedir.)

    b)Yüksek Oranlı enflasyon

    1973 yılındaki petrol krizi ile petrolün varilinin 2,74 Amerikan Dolarından 11,65 Amerikan Dolarına çıkması, 10/8/1970’de yapılan %66,7, 1/3/1978 yapılan %29,9 ve 10/6/1979 yapılan %77,7 oranlarındaki devalüasyonlar, ithal ikamesi sanayileşmenin gereği olarak yapılan ara ve yatırım malı ithalatının pahalılanması sonucu maliyet enflasyonu şeklinde kendini göstermiştir. Diğer bir ifade ile, enflasyonun kaynağı talep canlılığı ve buna dayalı büyüme değildir.

    70’li yıllarda ve dönemsel olarak gerçekleşen Tefe artışları, bu konuda fikir vermesi amacıyla aşağıda gösterilmiştir:

    Yıllar
    Tefe Artışı % Dönemler Ort.Tefe
    Artışları (%)

    1970 6,7
    1940/50 24,7

    1971 15,9
    1950/60 8,8

    1972 18,0
    1960/70 5,0

    1973 20,5
    1970/80 25,7

    1974 19,9
    1980/90 50,2

    1975 10,1
    1990/2000 65,1

    1976 15,6

    1977 24,1

    1978 52,6

    1979 63,9

    1980 107,2

    Türkiye ekonomisi savaş sonrası hızlı bir büyüme göstermiş, ancak 70’li yıllardan itibaren bir yavaşlama sürecine girmiştir. Bu yavaşlamayla birlikte enflasyon hızlanmış, ekonomide enflasyon içinde durgunluk (stagflasyon) yaşanmıştır.

    c)Karaborsa ve Bazı Malların Kıtlığı

    Düzenli piyasa dışı bir ekonomi sektörünün oluştuğunu ve bununla birlikte büyük haksız karların gerçekleştiğini görmekteyiz.

    d)Giderek Artan Ödemeler Dengesi Açıkları

    Ödemeler dengesi yaklaşık 2 mia Amerikan Doları tutarındaki işçi döviz girdisine karşın, en hayati ithalatı yapmayı ve dış kredi bulmayı olağanüstü zorlaştıracak kadar bozulmuştu.

    1950’lerden sonra başlayan Dış Ticaret Açığını, işçi dövizine rağmen 70’li yılların ikinci yarısında, petrol ve sanayi girdisi fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle Cari Denge açığı da takip etmeye başlamış ve bu durum, sanayi yapısının çarpıklığı nedeniyle günümüze dek sürmüştür. Bu bağlamda, 1973 yılında %1,6 olan Cari Açık/Milli Gelir oranı, 1974,1975 ve 1977 yıllarında sırasıyla yüzde 1,8, 3,5, 5,4 olarak gerçekleşmiştir.

    Son iki yılın Dış Ticaret Açığına baktığımızda;


    Yıl

    İth.(mia.$)
    İhr.(mia.$)
    Dış Tic.Açığı (mia.$)

    1978 4,6
    2,1 2,5

    1979 5,1
    2,3 2,8

    1980 6,5
    2,9 3,6

    e)Kısa Vadeli Dış Borç Baskısı

    Yukarıda belirttiğimiz ve Milli Gelire oranı tehlike boyutunu aşmış olan Cari Açık’ın finansmanı, önemli bir kısmı kısa vadeli olan dış borç ile yapılmıştır. Bu gelişme sonucunda 1975 yılında 1,2 mia.$ civarında olan döviz rezervleri 300 mia.$’a düşmüş; 2 mia.$’lık bölümü DÇM niteliğinde olan Dış Borçlar 11,3 mia.$’a ulaşmıştır.

    Bu gelişmeler, tümüne yakın kısmı kısa vadeli olan Dış Borçların çevrilmesini veya ertelenmesini zorlaştırmış, diğer bir anlatımla, 1970’lerin sonunda ülke döviz krizine girmiş zorunlu transferlerini yapamaz ve 70 sente muhtac olduğu tanımlamasının yapıldığı döneme girmiştir.

    Bu durumun doğal sonucu da, ülkemizin yurt dışında değer kaybı ve yurt dışı kreditörlerin, uluslararası finans kuruluşlarının ülke üzerindeki (ekonomik rejim değişikliği talebini içeren) baskılarıdır.

    f)İşsizlik Artışı

    Yeni yatırım yapılamaması, yurt dışından hammadde ve ara mal teminindeki güçlükler nedeniyle atıl kapasite, işsizliğin giderek artmasına ve bu arada da verimsiz kamu kuruluşu kadrolarının da şişmesine yol açmaktadır.

    g)Katı ve Koruyucu Bir Kambiyo Sistemi

    İthal edilecek malların gruplara ayrılıp, bir kısmının izine bağlandığı ve kotalara tabi olduğu; tüm yurt dışı transferlerinin TCMB tarafından yapıldığı veya izninin gerektiği; keza döviz fiyatlarının da TCMB’ca belirlendiği bir kambiyo sistemi mevcuttur. Açıklamaya gerek yoktur ki, bu sıkı devlet kontrolunun amacı, ithal ikameci sanayi sektörünü korumaktır.

    h)Mevduat Faizlerinde Üst Sınırın Devlet Denetiminde Olması ve Negatif Reel Faiz

    Türkiye’de 1980 öncesinde finansal piyasaların durumunu şu şekilde özetleyebiliriz:

    • Mevduat ve kredi faiz oranları devlet kontrolu altındaydı; yüksek ve dalgalı enflasyon ortamında kredi ve mevduat reel faiz oranları negatifti.

      Yıllar Nominal
      Ortalama Reel Mevduat

      Mevduat
      Faiz % (*)
      Faiz % (**)

      1975 9,0
      – 10,18

      1976 9,0
      – 7,31

      1977 9,0
      – 13,35

      1978 17,25
      – 27,63

      1979 22,67
      – 24,90

      1980 30,0
      – 33,07


      (*) : 1 yıllık
      vadeli mevduat


      (**): Reel faiz
      oranı : R= 1 + ra – 1 formülüyle hesaplanmıştır.



      1+ e Burada ra nominal faiz oranını, e ise enflasyonu belirtmektedir.

    • Döviz işlemlerinde kısıtlamalar vardı.
    • Kişilerin portföylerinde döviz bulundurma olanakları yoktu.
    • Tercihli kredi yoluyla birçok sektöre sübvansiyon sağlanmaktaydı. TCMB para politikasının oluşturulmasında tercihli krediler önemli yer tutmaktaydı.
    • Kalkınmada öncelikli sektörlere ucuz krediler sağlanmaktaydı.
    • Kurumsallaşmış bir mali sistem yoktu, aracılık hizmetleri maliyetleri yüksekti.
    • Disponibilite ve zorunlu karşılık oranları göreceli olarak yüksekti.
    • Şirket ve banka sahipliliği iç içe girmişti.

    Yazının devamını yarın okuyacaksınız.

    Etiketler: Yazar

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Ersin Dedekoca

Ersin Dedekoca

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Türkiye Yapay Zeka Stratejisinde Yeni Dönem: Dijital Egemenlik Merkeze Yerleşti, Peki Bu Yeterli mi?
  • Teknoloji Girişimlerini İlgilendiren Yeni Düzenlemeler Yürürlükte
  • Washington Yapay Zekada Yavaşlatma Yerine Hızlanmayı Seçti: Yeni ABD Yapay Zeka Doktrini ve Riskleri
  • Dijital Dönüşüm ve Gazeteciliğin Küresel Krizi

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.