Yazının başını 26.Yıl Dönümünde 24 ocak 1980 Ekonomik Kararları-1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
1970 Lİ YILLARIN SONLARINDA EKONOMİK DURUM
- a) Ekonomik büyümedeki yavaşlama
- Mevduat ve kredi faiz oranları devlet kontrolu altındaydı; yüksek ve dalgalı enflasyon ortamında kredi ve mevduat reel faiz oranları negatifti.
Yıllar Nominal
Ortalama Reel MevduatMevduat
Faiz % (*) Faiz % (**)1975 9,0
– 10,181976 9,0
– 7,311977 9,0
– 13,351978 17,25
– 27,631979 22,67
– 24,901980 30,0
– 33,07
(*) : 1 yıllık
vadeli mevduat
(**): Reel faiz
oranı : R= 1 + ra – 1 formülüyle hesaplanmıştır.
1+ e Burada ra nominal faiz oranını, e ise enflasyonu belirtmektedir. - Döviz işlemlerinde kısıtlamalar vardı.
- Kişilerin portföylerinde döviz bulundurma olanakları yoktu.
- Tercihli kredi yoluyla birçok sektöre sübvansiyon sağlanmaktaydı. TCMB para politikasının oluşturulmasında tercihli krediler önemli yer tutmaktaydı.
- Kalkınmada öncelikli sektörlere ucuz krediler sağlanmaktaydı.
- Kurumsallaşmış bir mali sistem yoktu, aracılık hizmetleri maliyetleri yüksekti.
- Disponibilite ve zorunlu karşılık oranları göreceli olarak yüksekti.
- Şirket ve banka sahipliliği iç içe girmişti.
1963 yılından sonra planlı ekonomi ile yakalanmış olan ve 60’lı yılların sonunda girilen ekonomik durgunluk nedeniyle 10 Ağustos 1970 yapılan %66,7 oranındaki devalüasyon ve istikrar tedbirlerini takip eden yüksek büyüme, aşağıdaki tablodan da anlaşılacağı gibi yavaşlamıştır.
Yıllar
Büyüme Oranları (%) Dönemler İtibariyle Büyüme Performansı
1971
12,2 Dönem % (Ort.)
1972
9,4 1950-62 6,3
1973
7,3 1963-67 6,4
1974
8,3 1968-72 6,7
1975
8,0 1973-77 7,2
1976
7,9
1977
3,9
1978
2,9
1979
2,5
O yıllarda nufus artışının da ortalama yıllık %2,5 civarında olduğu göz önüne alındığında, son üç yılın düşük ekonomik performansı belirgin şekilde ortaya çıkmaktadır. (Milli Gelirin mutlak rakamı da 58/65 mia.$ civarında değişmektedir.)
b)Yüksek Oranlı enflasyon
1973 yılındaki petrol krizi ile petrolün varilinin 2,74 Amerikan Dolarından 11,65 Amerikan Dolarına çıkması, 10/8/1970’de yapılan %66,7, 1/3/1978 yapılan %29,9 ve 10/6/1979 yapılan %77,7 oranlarındaki devalüasyonlar, ithal ikamesi sanayileşmenin gereği olarak yapılan ara ve yatırım malı ithalatının pahalılanması sonucu maliyet enflasyonu şeklinde kendini göstermiştir. Diğer bir ifade ile, enflasyonun kaynağı talep canlılığı ve buna dayalı büyüme değildir.
70’li yıllarda ve dönemsel olarak gerçekleşen Tefe artışları, bu konuda fikir vermesi amacıyla aşağıda gösterilmiştir:
Yıllar
Tefe Artışı % Dönemler Ort.Tefe
Artışları (%)
1970 6,7
1940/50 24,7
1971 15,9
1950/60 8,8
1972 18,0
1960/70 5,0
1973 20,5
1970/80 25,7
1974 19,9
1980/90 50,2
1975 10,1
1990/2000 65,1
1976 15,6
1977 24,1
1978 52,6
1979 63,9
1980 107,2
Türkiye ekonomisi savaş sonrası hızlı bir büyüme göstermiş, ancak 70’li yıllardan itibaren bir yavaşlama sürecine girmiştir. Bu yavaşlamayla birlikte enflasyon hızlanmış, ekonomide enflasyon içinde durgunluk (stagflasyon) yaşanmıştır.
c)Karaborsa ve Bazı Malların Kıtlığı
Düzenli piyasa dışı bir ekonomi sektörünün oluştuğunu ve bununla birlikte büyük haksız karların gerçekleştiğini görmekteyiz.
d)Giderek Artan Ödemeler Dengesi Açıkları
Ödemeler dengesi yaklaşık 2 mia Amerikan Doları tutarındaki işçi döviz girdisine karşın, en hayati ithalatı yapmayı ve dış kredi bulmayı olağanüstü zorlaştıracak kadar bozulmuştu.
1950’lerden sonra başlayan Dış Ticaret Açığını, işçi dövizine rağmen 70’li yılların ikinci yarısında, petrol ve sanayi girdisi fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle Cari Denge açığı da takip etmeye başlamış ve bu durum, sanayi yapısının çarpıklığı nedeniyle günümüze dek sürmüştür. Bu bağlamda, 1973 yılında %1,6 olan Cari Açık/Milli Gelir oranı, 1974,1975 ve 1977 yıllarında sırasıyla yüzde 1,8, 3,5, 5,4 olarak gerçekleşmiştir.
Son iki yılın Dış Ticaret Açığına baktığımızda;
Yıl
İth.(mia.$)
İhr.(mia.$) Dış Tic.Açığı (mia.$)
1978 4,6
2,1 2,5
1979 5,1
2,3 2,8
1980 6,5
2,9 3,6
e)Kısa Vadeli Dış Borç Baskısı
Yukarıda belirttiğimiz ve Milli Gelire oranı tehlike boyutunu aşmış olan Cari Açık’ın finansmanı, önemli bir kısmı kısa vadeli olan dış borç ile yapılmıştır. Bu gelişme sonucunda 1975 yılında 1,2 mia.$ civarında olan döviz rezervleri 300 mia.$’a düşmüş; 2 mia.$’lık bölümü DÇM niteliğinde olan Dış Borçlar 11,3 mia.$’a ulaşmıştır.
Bu gelişmeler, tümüne yakın kısmı kısa vadeli olan Dış Borçların çevrilmesini veya ertelenmesini zorlaştırmış, diğer bir anlatımla, 1970’lerin sonunda ülke döviz krizine girmiş zorunlu transferlerini yapamaz ve 70 sente muhtac olduğu tanımlamasının yapıldığı döneme girmiştir.
Bu durumun doğal sonucu da, ülkemizin yurt dışında değer kaybı ve yurt dışı kreditörlerin, uluslararası finans kuruluşlarının ülke üzerindeki (ekonomik rejim değişikliği talebini içeren) baskılarıdır.
f)İşsizlik Artışı
Yeni yatırım yapılamaması, yurt dışından hammadde ve ara mal teminindeki güçlükler nedeniyle atıl kapasite, işsizliğin giderek artmasına ve bu arada da verimsiz kamu kuruluşu kadrolarının da şişmesine yol açmaktadır.
g)Katı ve Koruyucu Bir Kambiyo Sistemi
İthal edilecek malların gruplara ayrılıp, bir kısmının izine bağlandığı ve kotalara tabi olduğu; tüm yurt dışı transferlerinin TCMB tarafından yapıldığı veya izninin gerektiği; keza döviz fiyatlarının da TCMB’ca belirlendiği bir kambiyo sistemi mevcuttur. Açıklamaya gerek yoktur ki, bu sıkı devlet kontrolunun amacı, ithal ikameci sanayi sektörünü korumaktır.
h)Mevduat Faizlerinde Üst Sınırın Devlet Denetiminde Olması ve Negatif Reel Faiz
Türkiye’de 1980 öncesinde finansal piyasaların durumunu şu şekilde özetleyebiliriz:
Yazının devamını yarın okuyacaksınız.



Kaynak : 