Koç Sistem’in İller Bankası’ndaki bir ihaleyle ilgili olarak aldığı 1 yıllık yasaklamayı bildirdiğimiz haber üzerine 120 kadar mail aldık. Maillerde yazılan ana başlıklarla ilgili olarak sektörün derneklerinin başkanları, belli başlı integratör firmalar, taşaron firmalarla bazı görüşmeler yaptık. Bunları önümüzdeki hafta içinde sırasıyla okuyacaksınız. Bu konuda söyleyecek sözü olan varsa onların da görüşlerini bekliyoruz*.
Kamu ihaleleri konusu, Bilişim-telekom sektörünün en önemli konuları arasında. Çünkü bilişim sektörü cirosunu (bütün dünyada da) 2 ana sektörden yapar. Finans ve Kamu.
Kamu ihalelerinin özelliği, sürekli eleştiri yağmuru altında tutulmalarıdır. O dönem iktidarda olan siyasal görüşün taraftarlarının ihaleleri yönlendirdiği iddiaları hiç bitip tükenmez.
Türkiye’deki duruma baktığımızda, –geçen hafta ulaşan maillerin bazılarının da eleştirisi bu yöndeydi– eleştiriler, bu siyasal yönlendirme yanısıra ihalelerin belli başlı firmalar arasında paylaşıldığı şeklinde. Özellikle küçük yazılım firmaları ihtisasları içerisindeki konulara ait ihalelerin bile kendilerine dolaylı ve taşaron mantığıyla geldiğinden şikayetçi.
Diğer yandan Koç Sistem’in yasaklanmasını Meteksan Sistem’e bağlayanlar var. Bu nedenle Yönetim Kurulu Başkanı Alper Köstem ile bir telefon görüşmesi yaptık. Kendisi de bu konuda çok şikayetçi ve tüm sorularımıza bütün açıklığıyla cevap verdi. İşte cevapları şu şekilde;
Koç’un ihale yasaklısı olmasından hiç mutlu değiliz. Son derece yanlış olduğunu düşünüyoruz.
Meteksan’a getirilen yorumlarla ilgili olarak cevap vermek yerine size şunu söyleyeyim. Meteksan’ı tanımak lazım. Biz 1992 yılında 2 milyon $ ciro yaparken, geçen yıl 380 milyon $ ciro yaptık. Bu tesadufi ya da hak edilmemiş bir şey değil. Ya da onu bunu ezerek elde edilmiş bir şey değil.
Bizi tercih ediyorlarsa eğer, unutmayın bu şirkette 550 tanesi yazılımcı, 1200 kişi çalışıyor. Yurtdışında 8 ofisimiz var. İhracat yapıyoruz. Moskova – Bükreş – Brüksel -Abu Dabi – İsviçre – Suudi Arabistan’da ofislerimiz ve Amsterdam’da Kortex var.
Biz artık başka bir boyuttayız. Türkiye sınırlarını aştık. Bizden sonraki en büyük firma Koç Sistem, 100 milyon $ cirosu var. Bizim dörtte birimiz. Ondan sonra gelen firmalar da onun dörtte biri, üçte biri boyutlardadır.
Bu şirkete yapılmış 40 milyon $’ın üstünde yatırım var.
Sektördeki arkadaşlar en önce bakmalı; biz başka bir yerdeyiz. Bizi kıyaslayacaksanız, Netaş, Aselsan filan gibi bir yerlerdeyiz, boyutlardayız.
Koç olayına gelince, biz o ihaleye katılmadık.. Olayın tam boyutlarını da ben bilmiyorum ama Koç Sistem’in ihalelerden yasaklanmasını doğru bulmuyoruz. Bir şirket hırsızlık, arsızlık yapmadıysa –dediğim gibi Koç’un o olaydaki durumunu çok çok iyi bilmiyorum ama sonuçta saygın bir firma. Böyle bir şey yapmadıklarını varsayıyoruz– bu tür bir ceza verilmesini doğru bulmuyoruz.
Devletle 200 üzerinde kontrat yapan bir firmayız. Bir o kadarda özel firmalar ve yurtdışında imzaladığımız kontrat var. Şimdi düşünün, bu kadar iş yapıyorsunuz, sonra 10.000 $ bir işin –belki 3 tane bilgisayar alımı diyelim– içinde sizin doğrudan da suçunuz olmayan, 3.şahıslardan kaynaklanan bir hatadan ötürü böyle bir ceza alıyorsunuz. Bu çok doğru değil.
Kamu İhale Kanununda bu tür aksaklıklar için değişiklik gelmeli. Başka bir şey uygulanabilir demek istiyorum. Mesela ceza getirilir. Bu tür opsiyonlar uygulanmalı. Mesela yıllık cironuzun % bilmemkaçını ya da ihalenin belli bir oranını ödersiniz gibi.
Şimdi düşünün 300 kontrat yapmışşsınız, 299 tanesini teslim etmişsiniz. 1 tanesinde sorun çıkıyor ve size böyle bir ceza veriliyor. Bu doğru değil.
Ben hatırlıyorum, başka bir firmanın başına bir iş geldi. Firma ihaleyi kazanmış. Fax göndermişler, siz kazandınız diye ama fax bir şekilde kaybolmuş (tabi ki bu bir hata). Kamu ihalelerinde, 10 gün içinde kazandığınız ihalenin kesin teminatını getirmezseniz, ihale yasaklısı olursunuz. Ama düşünün konu 3 notebook alımı. Yazık yani.
Ben bütün bunları söylerken de yanlış anlaşılma olmasın. “Kamu ihalesi yasaklısı” kavramına itiraz etmiyorum. Bu tür bir müessese olmalı. Şöyle ki, mesela hiç knowhow olmayan bir firma, ilgisiz bir ihaleye giriyor ve işi bitiremiyor. Bu durumda “kamu ihale yasaklama” çok önemli ve gerekli. Doğruyu-iiyiyi, kötüden ayırmak anlamında.
Ama bu bazen kötüye kullanılıyor. Bu müessese özellikle küçük firmalar için işlemiyor. Adam zaten küçükse gidiyor başka firma kurup, ihaleye onunla giriyor. Yasağı delmiş oluyor. Oysa Koç, Meteksan gibi firmaların başına geldiğinde kaçma noktası yok.
Biz bu olayda kendimizi Koç ile aynı teknede görüyoruz. Üstelik konuyla ilgili en ufak bir duhulumuz yok. Koç’la çoğu zaman ortak işler de yaparız. Dolayısıyla bu yasaklamanın doğru bir şey olmadığını düşünüyoruz.
Bu noktada Alper Köstem’e, önümüzdeki yıl 250 milyon $ devlet ve 500 milyon $ savunma sanayi olmak üzere toplam 750 milyon $’lık ihale olduğunun söylendiğini hatırlattık. Köstem bize şunları söyledi;
Keşke, Türk devletinin 750 milyon $’lık bilişim projesi olsun. Bizce daha bile fazla olmalı.
Bakın Avrupa Birliği’nde e-Devlet harcaması adam başına 250 $. Bizde ne kadar? 5 euro /adam. Şimdi sizin dediğiniz gibi 750 milyon $’a çıksa bile, ki bu aşağı yukarı 600 milyon $ yapar, yine de 10 $/adam olur. O da söyleniyor ama çıkıp çıkmayacağı bilinmiyor.
Bakın burda hepmize, basın, vendor, integratör olarak çok iş düşüyor. İnsanlar küçük şeylerin peşinde. Bir firmanın kazanacağı parayı konuşuyorlar ama aslında hep birlikte ülkenin menfaatine bakmalıyız. Keşke bütün firmalar 100-300 milyon $’lı projeler alsa. IT sektörümüz ve ülkemiz gelişse keşke. Devletin e-Dönüşüm geçirmesi sürecinde.
Düşünün şimdi SSK 20 milyar $ açık veriyor. Bunu nasıl 10-15 milyar $’lara düşürecek. Yolu nedir? O zaman diyorsunuz ki, keşke 1 milyar $ lik bilişim projeleri olsun. Bunları yapabilmenin yolu bilişim.
Dünya’ya bakın, en zengin şirketler artık bilişim firmaları. Ama Türkiye bu alanda kaybetti. Artık hataları görmemiz lazım. Biz sadece dedikodu yapayapa vakit kaybediyoruz. Bunu esefle kınıyorum. İş yapmayan insanların dedikoduları her yeri kaplamış vaziyette. Halbuki hep birlikte büyük resme bakalım. Medyası, sivil toplum örgütleri ile neler yapalım ona bakalım.
Ayak kaydırmadan vazgeçmek lazım. Bakın ihalelerde Meteksan Sistem’in itiraz ettigi bir firma bile yok. Ama biz iahele alınca, o çıkıyor, bu çıkıyor. İtiraz ediyorlar. Halbuki düşünmüyorlar, bu ihalelerin hazırlık süreci bile 1-2 yıl.
İtiraz edince hem KIK meşgul oluyor. Hem herkez. Bazen olmaz nedenler bile öne sürülüyor. Yazik yani. Projeler gelişemiyor. Büyük kıskançlık. Halbuki bakıyorsunuz adam yeterince yatırım yapmamış. Vendor iş getirmiş. Hiçbir katma değeri yok. Ama Meteksan 1200 adama çıkınca konuşuyor.
Konuşulacak bir şey varsa, o da “sektörü nasıl büyüyeteceğiz?” olmalı. IT gelişmeden, gelişmiş ülke olmak mümkün değil.
Ben gözümü kapatıp, işimi yapıyorum. Çok iş var etrafta yapılmasıgereken. Hatta kendime bile vakit ayıramıyorum bu yüzden. Meteksan artık kendi ülkemizin dışına çıktı. Biz artık dışarıda işler yapıyoruz.
Elbirliği ile ortak ses çıkarıp, hep ortak kalkınmak lazim. Bu yıl Meteksan fuarın kongre tarafında ana sponsordu. Sayın Başbakan ordaydı. “Sektör olarak hedefimiz yok. 2010 yılında ne kadar ihracatımız olacak” dedim konuşmamda.
Sektörün hedefi yok ama ben kendim, Meteksan için hedef koydum. 2010 yılında 2 milyar hedefliyoruz. Geçen yıl 100-150 milyon $ gibi yaptık. Sektör olarak hep birlikte hedef koyalım ve o hedefe kilitlenelim.
Kürşat Tezmen Bey, isteyelim, bizim sektörün de işlerine koştursun. Sektör ancak böyle bir noktaya gelir. Oysa biz sadece konuşuyoruz. İstanbul’da bir teknoparkı 2 yıldır konuşuyoruz ama gerçeklestiremedik. Şimdi biz ele attık. Bilken’teki Cyberpark yakında İstanbul’da da bir süpriz yapabilir.
Konuşmak değil, negatif enerji yaymak değil, iş yapmak ve pozitif enerji yaymak önemli.
Bu arada konuyla ilgili olarak Koç Sistem yöneticilerini de aradık. Ancak kendileri konuyla ilgili sessiz kalmayı tercih ediyorlar. Biz ise, bu konuyu açmalarında yarar görüyoruz. Aktarmak istedikleri notlar varsa, memnuniyetle sayfalarımıza alırız.
* Görüşlerinizi yorum olarak katmak için turk-internet.com site üyemiz iseniz aşağıdaki YORUMLAR bölümünü tıklayarak, değilseniz ve kimlik bırakmak istemiyorsanız, turk-internet.com Blog‘una not bırakarak katkıda bulunabilirsiniz.
Anlatmak istediğiniz bir kamu ihalesi hikayeniz varsa ya da bu konudaki görüşlerinizi makale olarak sunmak istiyorsanız ise
Turk-internet.com / Haber adresine konuyla ilgili maillerinizi gönderebilirsiniz.



Kaynak : 