Kısa bir süre de olsa, geçmişte Türk Telekom A.Ş. nin Genel Müdürlüğünü yapmış ve Yüksek Mühendislik Master derecesini de İngiltere’de Uydu Haberleşmesi Mühendisliği üzerine almış bulunan bir Türk vatandaşı olarak yeni bir uydu siparişi verilmiş olmasından duyduğum endişeleri dile getirmeyi bir vatandaşlık borcu addediyorum.
Bu yazı sadece bu endişemi açık ve net olarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine ve onun Ulaştırma Bakanlığına iletmek, bu hususta bir uyarı, bir hatırlatma yapmak amacıyla kaleme alınmıştır. Yoksa pişmiş aşa su katmak gibi bir niyetimiz yok. Ama keşke bu kararı vermeden önce bu konuda geçmiş acı tecrübeleri yaşamış insanlara da fikirleri sorulsaydı.
Tabii burada Hükümetin ve Kamuoyunun dikkatine ve vicdanına sunduğumuz görüşler – eğer dikkate almak lütfunda bulunulursa – en azından, anladığım kadarıyla sözleşmesi imzalanmış ve geri dönüşü bulunmayan Türksat 3A dan sonra düşünülen 4A ve 5A uyduların yapımı fikrinden vaz geçilmesine, hele de Türkiye’de üretilmesi gibi bir maceraya hiç girilmemesine yardımcı olabilir.
Evet, Türksat 2A bir macera idi:
- Türksat 2A uydusunun (diğer adı ile Eurasiasat-1) finansmanı başlı başına bir hata idi ve maalesef daha baştan itibaren pamuk ipiliğine bağlanmıştı. INTELSAT’tan (International Telecommunications Satellite Organization – Uluslararası Telekomünikasyon Uyduları Teşkilatı) söz alınmıştı ki (kağıt üzerinde ve yazılı değil, sadece bazı INTELSAT yöneticilerinden dilden söz alınmıştı) INTELSAT Türksat 2A’dan “hatırı sayılır sayıda” transponder kiralayacaktı ve bu kiralamanın bedeli uydunun ilk imalat süreci içerisinde ödenecek ve bu para da uydunun finansmanında kullanılacaktı.
Ama, maalesef evdeki hesap çarşıya uymadı ve INTELSAT Genel Kurulu ilk toplantısında böyle bir kiralamanın gerekli olmadığına karar verdi. Bütün finansman ümitleri uçmuştu.
- Bu arada Alcatel Space –sözleşme gereği- uydunun yapımına çoktan başlamıştı bile.
- Türk Telekom, mecburen Bakanlar Kurulu’na başvurarak ödeme yapmasına müsaade edilmesini istedi. Böylece öz kaynak ödemeleri başladı. Ancak, yüz milyon, iki yüz milyon dolar yetmiyordu.
- Benim TTAŞ’de Genel Müdürlük görevime başladığım 1999 yılında durum hiç de içaçıcı değildi ve uydu yapımının belirli aşamasını geçmiş olan Alcatel ödenmeyen parasını talep etti, aksi takdirde uyduyu başka birilerine satabileceğini bildirdi.
- Tekrar Bakanlar Kuruluna başvurularak ödeme müsadesi istendi ve yine milyonlarca dolar ödendi.
- Ve Türksat 2A, türlü badireler atlatılarak nihayet 2001 yılının başında atılabildi. Yörüngedeki yerine de yerleştirildi, başarıyla da çalıştırıldı, ama 2001 yılı şubat ayında hizmet vermeye başlayan uydu maalesef müşteri yokluğundan sürekli zarar etmeye başladı.
- Türksat 2A ile ilgili olarak TTAŞ ve Aerospatiale (Alcatel Space) arasındaki sözleşmeye göre “eğer uydunun en az 10 transponderi doldurulamazsa uydunun işletilmesi için gerekli masrafları karşılamak üzere 10 tarnspondere kadar boş olan transponderlerin kirası TTAŞ tarafından ödenecek idi, ve ödendi de maalesef. Uydunun ilk üç yıllık ticari operasyonları sırasında birkaç transponder kirası sürekli TTAŞ tarafından ödendi.
- Son 2-3 yılda transponderler için bir miktar müşteri bulundu ise de kira ücretlerinde indirime gidildiği için uydudan sağlanan gelir “uydunun yapımı için harcanan paranın” yanında çok düşük bir seviyede kaldı. En son verilen rakamlar ile şu anda Türksat 2A’nın transponder kapasitesinin ancak %70’inin dolu olduğu bilinmektedir. Ve uydunun üzerindeki Ku band transponder sayısının 32 olduğu dikkate alınacak olursa henüz 10 adet transponderin boş olduğu görülecektir.
Yazının devamını Türksat Macerası Yetmedi mi? -2 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 