Bilişim sektörünün en eski ve en büyük sivil toplum örgütü olan TBD’nin 35.yıldönümünde güzel bir jest Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu’ndan geldi. Coşkunoğlu Genel Kurul’da gündem dışı olarak söz aldı ve şunları söyledi;
Gündemdışı ikinci söz isteği, Türkiye Bilişim Derneğinin 35 inci Kuruluş Yıldönümü münasebetiyle, Uşak Milletvekili Sayın Osman Coşkunoğlu’na aittir.
Buyurun Sayın Coşkunoğlu.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Türkiye Bilişim Derneği 22 Nisan 1971’de kuruldu. Bu sözünü ettiğimiz, ne sıradan bir dernektir ne de sıradan bir tarihtir. Bunu anlamamız ve içimize sindirmemiz, içinde yaşadığımız çağı anlayabilmek için olağanüstü önemlidir. Bu amaçla huzurunuzdayım.
Dikkatinizi çekmek isterim: 70’li yılların başında, 1971’de, daha mikrobilgisayarlar yoktu; internet, faks yoktu; ama, bilgisayar teknolojisi, ekonomiyi, toplumsal yaşamı, eğitimi ve kültürü hızla etkileme potansiyeli kazanmaktaydı.
Tarihte, tarım ve sanayi devrimlerini yaşamış insanlık, gelişen iletişim olanaklarıyla, bilgisayarın ortaya çıkışıyla birlikte yeni bir devrim ile, bilişim devrimi ile karşı karşıyaydı.
İşte, yeryüzünde bu potansiyeli ve yaklaşan bilişim devrimini ilk görenlerden birisi Japonya’ydı ve öbürü de ülkemizdeki bir avuç vizyonerdi. Japon Massuda, 1971 yılında Japon hükümetine “Bilişim Toplumu İçin Plan” başlıklı raporunu sundu. Aynı yıl ülkemizde de bir avuç vizyoner Türkiye Bilişim Derneğini kurdu. Bu gerçeği kıvançla ve övünerek bilmemiz gerekir.
Türkiye Bilişim Derneğinin kuruluşunu gerçekleştiren, otuzbeş yıl boyunca ülkemizi bilişim toplumuna taşıma vizyonunun önderliğini yılmadan yapan bir isim var. Bu kişiyi tanımamış, hatta, ismini bile duymamış olabilirsiniz; fakat, her gün bu kişinin geliştirdiği ve Türkçemize kazandırdığı terimleri kullanıyorsunuz “bilgisayar” gibi, “yazılım” gibi, “donanım” gibi, “bilişim” gibi. Bu kavramları Türkçemize kazandırmış olan, Türkiye Bilişim Derneğinin kurulmasında öncülük yapmış olan ve bilişim toplumu konusunda vizyonerliğini otuzbeş yıldır bir görev olarak yüklenmiş olan kişi Profesör Doktor Aydın Köksal’dır. Hepinizin önünde ve bu yüce çatı altında insanlığın içinden geçmekte olduğu bilişim devriminin dünyada bildiğimiz ilk sivil toplum örgütlenmesi olan Türkiye Bilişim Derneğinin otuzbeşinci yaş gününü kutlarken bu devrimin ülkemizdeki vizyoneri ve emekçisi Aydın Köksal’a ve tüm diğer emeği geçenlere de teşekkürlerimi sunmak isterim.
Değerli milletvekilleri, bilişim toplumu için Türkiye Bilişim Derneğinden beden bulan sivil toplum, üstüne düşeni fazlasıyla yapmıştır ve yapmaktadır. Söz konusu olan, bu durumun bizim üstümüze yüklemiş olduğu sorumluluklar ve yükümlülükler ve bunun çerçevesi içerisinde bizim kendimizi değerlendirmemizdir.
Bunları ana hatlarıyla sıralamak istiyorum. Birincisi, bilişim konusunda somut ulusal hedefler olması gerekir. Bu hedefler piyasanın görünmez eline bırakılamaz, dünyanın hiçbir iddialı ülkesinde bu böyle yapılmamıştır. Burada, hükümetin sivil toplum örgütleriyle beraber saydam mekanizmaları oluşturması ve görünen elinin görünmesi gerekir.
İki, yazılım ve donanım sektörlerinde uluslararası tekeller bize iyi kullanıcı olmakla yetinmemizi önerebilirler; bunu kabul edemeyiz. Ulusal teknoloji üretiminin desteklenmesi gerekir. Örneğin, kamu ihalelerinde sadece uluslararası kuruluşların girebilmesini mümkün kılan şartnamelerden vazgeçilmesi gerekir.
Üçüncüsü, bilgi toplumu, sadece bilişim teknolojileriyle ilgili değildir, yaşamın her boyutunu ilgilendiren bir devrimden geçiyoruz. Bireyin günlük yaşamında, ekonomide, toplumsal yaşamda, ülke yönetiminde en yeni ve ileri bilginin temel ve ana girdi olmasıyla ilgilidir; olay sadece cihazlarla ilgili değildir, bilgiyle ilgilidir, bilginin girdi olması ve kullanılmasıyla ilgilidir değerli arkadaşlar.
Dört, yaşı, cinsiyeti, işi, ekonomik durumu, coğrafî yeri ne olursa olsun ülkemizin her kesiminin bilişim devriminden yararlanması sağlanmalıdır. Bunu gerçekleştirecek politikalar ülkemiz gündeminin önünde gelmelidir.
Değerli milletvekilleri, Türkiye Bilişim Derneğinin kurucu vizyonerlerini ve tüm emeği geçenleri kutlamakla yetinemeyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun efendim.
OSMAN COŞKUNOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Türkiye Bilişim Derneği üyeleri, sektörün üyeleri pastadan “ben payımı nasıl büyütürüm” değil “pastayı nasıl büyütürüz” mücadelesini ve politikalarını bizden beklemektedir. Bunun bilincinde görev yapmalıyız. Ülkemizin bilişim devrimini yakalaması için görevini heyecanlı bir bilinçle yapmış ve yapmakta olan bu sivil toplum örgütü karşısında, siyasîler olarak, kendimize, politikalarımızın yeterliliğine ve demokrasi anlayışımıza yeni bir gözle bakmamız gerekir diye düşünüyorum.
Kendimize yeni bir gözle bakmamız için bu noktada sizlere bir soru sormak istiyorum: Sanayi devrimi neden İngiltere’de gerçekleşmiştir? Bilimsel bakımdan, sermaye birikimi bakımından, Kıta Avrupası daha ileriyken, neden sanayi devrimi İngiltere’de gerçekleşmiştir? Bunu anlamamız, bizim önümüzdeki çağı yakalamamız için çok önemlidir. Bu sorunun en önemli yanıtı şudur: İngiltere’de, monarşi, Magna Carta’yla, gücünü keyfî olarak kullanma hakkından vazgeçmişti, bir hukuk devleti egemen olmuştu. Monarşi bile mutlak egemen olarak davranmıyordu. İşte, bunun yarattığı özgürlük ortamı ve toplumsal dinamiklerdir ki, sanayi devriminin İngiltere’de başlamasını sağlamıştır. Magna Carta’yla yönetilen İngiltere’de, 200-300 yıl önce monarşinin, kraliyetin bile yapmadığını, bugünün Türkiyesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi hiç yapmamalıdır değerli arkadaşlarım. Dolayısıyla, biz, çoğunluktayız, istediğimizi yaparız anlayışından hızla vazgeçmek zorundasınız. Demokrasi, seçimlerden seçimlere oy vermeye indirgenemez. Seçmenlerin salt çoğunluğunu almış, yüzde 51 oy almış bir iktidar bile, kurumlarla ve sivil toplum örgütleriyle kavga ederek veya onları umursamayarak ülkeyi yönetmek hakkına sahip değildir demokrasi anlayışı içerisinde.
Değerli milletvekilleri, bugün, bir yıldönümü daha yaşıyoruz, Anayasa Mahkemesinin kuruluşunun 44 üncü yıldönümü. Üzülerek görüyorum ki, bu önemli ve saygıdeğer kurumu, hukuk devletinin bu temel taşını, AKP İktidarı, kendisine hasım bir müdahaleci olarak görme yanlışı içerisindedir. Kurumların ve sivil toplum örgütlerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi çoğunluğunun tahakkümü altında çalışmalarını beklemek, demokrasiye, hukuk devletine ve yakalamak istediğimiz bilişim çağının gereklerine aykırıdır. Bilişim çağına ve bu çağı yakalamaya çalışan Türkiye Bilişim Derneğinin 35 yıldır gösterdiği öncülük ve vizyonerliğine yakışır bir siyasî irade ve davranış içerisinde olmamızı dilerim. Anayasa Mahkemesine, dolayısıyla, kurumlara ve hukuka saygılı bir çalışma içerisinde olmamızı dilerim.
Demokrasiyi, Türkiye Büyük Millet Meclisi çoğunluğunu kimseyi umursamadan istediğini yapabilmesi şeklinde yorumlayarak, kurumları kavga edilecek hasım gibi görerek ileri değil, ancak geri gideceğimizin bilincinde olmanızı diler, hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Coşkunoğlu.
Sektöre verdiği önemi her fırsatta gösteren Coşkunoğlu’na biz de teşekkür ediyoruz.



Kaynak : 