Yeni RTÜK üyeleri görevlendirildikten sonra karasal yayında yaşanan sıkıntıları aşmada Haberleşme Yüksek Kurulu’nda alınan kararın hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunun görüldüğünü ifade eden Akman, özel yayıncılar ve TRT’nin bu kaotik yapının ortadan kaldırılması noktasında çok büyük katkılarda bulunduğunu belirtti.
Akman, 3 Şubat 2006 tarihinden bu yana TRT’nin sağladığı altyapı imkanlarıyla sayısal yayına geçildiğini kaydederek, bu test yayını süresinde son derece mutlu edici, olumlu sonuçlar elde edildiğini söyledi.
Önceki hukuki durumun, fiili yapıyı düzenlemek için ortaya konulduğunu kaydeden Akman,
Bu nedenle maalesef Türkiye’de yayın hayatında sıhhatli sistem oluşamadı. Dijital yayın teknolojisi Türkiye’ye geldiğinde ilk defa fiili durumdan önce hukuki altyapısı oluşmuş olacak
dedi. Analog yayın teknolojisiyle yaklaşık 20 TV kanalı yayın yapabilirken, dijital yayın teknolojisinde bu sayının 2-3 katına çıkabildiğini belirten Akman,
Bu yeni imkanın nasıl değerlendirileceği konusuna sıhhatli yanıt bulmak ve bulunan yanıtı kararlılıkla uygulama zorunluluğumuz var. Bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor.
diye ilave etti. Mevcut kaotik yapıyı ortadan kaldıracak ve yepyeni bir düzene kavuşturulmasını sağlayacak dijital teknolojiyi uygulama noktasında RTÜK ve ilgili kurumların başarıya ulaşabilmesi için son derece kararlı olduğunu anlatan Akman, bu sistemin başarılı olması için ülke genelinde başlatılması ve sonuçları dikkate alınarak, yeni planlamalar yapılması gerektiğini söyledi. Haberleşme Yüksek Kurulu’nun bu sistemin 2014 yılında hayata geçeceğini öngördüğünü bildiren Akman,
Evrensel Hizmet Fonu’ndan sağlanan kaynağa güvenerek, özel yayıncılar ve TRT’nin de desteğiyle 2009 yılı sonuna kadar tüm Türkiye dijital yayına geçecek. Bunun gerçekleşmesi için şu anda sıkıntı görünmüyor.
diye konuştu. Zahid Akman, vatandaşlara da şu uyarılarda bulundu:
Vatandaşlara şu anda dijital teknolojiye geçiş noktasında söyleyeceklerim var. Vatandaşlar bizden çok net bilgiler almadan bu teknolojiyle ilgili hanelerine yatırımda bulunmasınlar. Yeni bir şey alırken de böyle bir geçişi dikkate alsınlar. Ancak uzmanların bilgisine başvurarak, bu alışverişleri gerçekleştirsinler. Özellikle yayınların pek izlenmediği bölgelerde birçok vatandaşımız çanak antenle uydudan doğrudan yayın alarak TV izleyebiliyor. Vatandaşlar bu konuyla ilgili 10-12 yıldır bir sabır içindelerse, 1-2 yıl daha sabretsinler. Tahmin ediyorum birkaç yıl içinde Türkiye’de büyük illerin tamamında dijital yayına geçeceğiz. Sayısal yayın teknolojisiyle vatandaşların büyük masrafa girmelerine gerek kalmayacak. Hem görüntü kirliliğine neden olan durum ortadan kalkacak, hem de gerçekten birçok mahsurlu yayının eve girmesine neden olan çanak anteni almayarak evlatlarını, ailesini ve kendisini mahsurlu yayınlardan korumuş olacaklar.
Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Şahin de RTÜK’ün devrim niteliğinde bir adımla sayısal yayına geçme kararı aldığını belirtti. Evrensel Hizmet Fonu’ndaki paranın bir kısmının Ankara, İstanbul ve İzmir’de sayısal yayın teknolojisinin ilk etabının başlaması için kullanılması talebini Devlet Planlama Teşkilatı’nın onayına sunduklarını anlatan Şahin, DPT’nin onay vermesi durumunda ilk harcamaların yapılacağını söyledi. Türkiye’nin zaman kaybına tahammülü bulunmadığını ifade eden Şahin, bu teknolojinin kurulabilmesi için herkesin düşüncesine açık olduklarını dile getirdi. Şahin, ayrıca görüntü kirliliğine neden olan antenlerin ortadan kaldırılmasının da önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Sayısal Yayıncılık Panelini yöneten Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Üyesi Taha Yücel de, karasal ortamda sayısal dönüşümü 2007 yılının başından itibaren başlatacaklarını belirterek,
Sayısal dönüşümün başlamasına biz karar veririz, ama tamamen tamamlanmasına izleyici karar verecek.
dedi. Yücel, televizyon yayıncılığında “uydu, kablo ve karasal” olmak üzere 3 yöntem kullanıldığını, sayısal dönüşümün üçünde de olduğunu söyledi. Uydu üzerinden dijital dönüşümün tamamlandığını, kablo üzerinde ilgili kurumların çalışmalarını sürdürdüğünü anlatan Yücel, RTÜK’ün, karasal ortamda vericiler üzerinden sayısal dönüşümün sağlanması konusunun üzerinde durduğunu bildirdi.
Halkın çoğunluğunun karasal ortamda yayın aldığını, uydu ve kablonun yaygınlığının karasala göre daha az olduğunu belirten Yücel,
Bundan dolayı karasal ortamda sayısal dönüşüm her bir izleyicinin evindeki cihazı, yayıncıları ve vericileri etkileyeceği için iki taraflı bir dönüşüm söz konusu.
dedi. Frekansların dolu ve kullanımda zorluk olmasından dolayı bu dönüşümün öyle çok kolay, bugünden yarına olmadığını ifade eden Yücel, şu anda denemelerin yapıldığını, bununla ilgili en doğru yöntemi tespit etmeye çalıştıklarını söyledi. Buna göre dönüşümü 2007 yılının başından itibaren başlatacaklarını bildiren Yücel, şöyle konuştu:
Biz izleyiciyi önemsiyoruz. Sayısal dönüşümün başlamasına biz karar veririz, ama tamamen tamamlanmasına izleyici karar verecek. Biz yapacağımız araştırma sonucunda yüzde 80’in üzerinde sayısal alıcı kullanan vatandaş olduğunu ve karasal yayından sayısal yayına geçtiğini tespit edersek, o zaman analog yayınları keseceğiz. Ama o zamana kadar analog ve dijital birlikte devam edecek.
Günümüzde karasal yayında analog yayınların birbirlerini etkilemesinden dolayı görüntülerin kötü olduğunu, Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde net bir yayın izlemenin mümkün olmadığını belirten Yücel, şöyle devam etti:
Linkler birbirinin üzerinde ve frekansları birbirini bozacak şekilde kullanılıyor. Sayısal yayında bundan kurtulacağız. İzleyiciler evlerinde net yayın alacaklar, ses ve görüntü netleşecek. En önemlisi bu. Frekanslar daha verimli hale gelecek. Önce bir yayın yaptığımız frekans bandından 4 ila 6 yayın yapma imkanı olacak. Hareketli alışa uygun yayın yapılabilecek. Yani hareket halindeyken analog yayın almak mümkün değil, yolda, arabada, otobüste ama sayısal yayında bu mümkün olacak. Arabada, cep telefonunda, otobüste televizyon seyredilebilecek. Sayısal yayın sayesinde interaktif hizmetler de olacak. İstediğiniz yayını istediğiniz zamanda izleme imkanı olabilecek. Bu sayede yayın ortamı daha rasyonel, daha verimli bir ortama geçmiş olacak. Verici açısından da ortak verici kullanımından dolayı enerji ve frekans bakımından verimlilik sağlanacak.
Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Şafak da sayısal televizyon yayıncılığının nasıl yapılacağı hakkında teknik bilgi verdi. Gelecekte mobil iletişim, sayısal yayın ve internetin birleşeceğini belirten Şafak,
Gelecekte bir cihaz, hem televizyon alıcısı, hem cep telefonu, hem de bilgisayar görevini görebilecek.
dedi. Yakın zamanda insanların istedikleri bir anda ve yerde televizyona ulaşabileceklerini ifade eden Şafak,
Bu çalışmalar hızla ilerliyor, biz de hızla izlemeliyiz.
diye konuştu. Televizyon Yayıncıları Derneği Başkanı Nuri Çolakoğlu, panelde “sayısal dönüşümün yayıncı kuruluşlara etkileri” konusunda bilgi verdi. Sayısal dönüşümün teknolojik gelişimin sonucunda zorunlu hale geldiğini belirten Çolakoğlu, bütün televizyonların yayın noktasına kadar tamamen sayısal olduklarını anımsattı. Sayısal dönüşümle yayın kalitesinin yükseleceğini, daha net, parazitsiz yayın izlenebileceğini ifade eden Çolakoğlu, sayısal dönüşümün çağdaş bir RTÜK yasası yaratılması için de fırsat olacağını söyledi.
Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Avni Morgül, panelde, “Sayısal televizyon yayıncılığı ve sıkıştırma teknikleri” konulu bildiri sundu. Sayısal dönüşümün tamamlanması için mevcut alıcı-verici sistemlerin yavaş yavaş değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Morgül, bu sürecin zaman alacağını kaydetti. Yeni nesil televizyonların artık düz ekran ve içinde sayısal tüner devresi olacak şekilde tasarlandığını belirten Morgül,
Yani, bir set üstü cihazına gerek kalmayacaktır
dedi. Morgül, sayısal televizyon yayınlarının cep telefonları ve benzer mobil alıcılar tarafından da rahatça alınabileceğini dile getirdi.
TRT Vericiler Dairesi Başkanı Erkan Can, “Sayısal televizyon yayıncılığının deneme ve düzenli yayın geçiş stratejileri” başlıklı bildirisinde, sayısal dönüşümün 1-1.2 milyar avro olmasının beklendiğini söyledi. Türk insanının sayısal yayına ne kadar aşina, vericilerden kaliteli yayın almak veya interaktif hizmetler için ne kadar para harcamaya hazır olduklarına dair kamuoyu araştırmaları yapılması gerektiğini anlatan Can, 3 Şubatta Ankara, İstanbul ve İzmir’de başlayan deneme yayınının halk üzerinde bıraktığı etki ve beklentilerin de araştırmalarla ortaya konulması gerektiğini dile getirdi.
Bilkent Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Altıntaş da “Sayısal yayıncılık planlaması” konusunda teknik bilgi sundu.



Kaynak : 