Yeni Trump kitabı zaten farkında olduğumuz, yeni bir güç gerçeğini ortaya koyuyor; Silikon Vadisi artık Washington’ı tehdit olarak değil, kapı bekçisi (Gate Keeper) olarak görüyor.
New York Times muhabirleri Maggie Haberman ve Jonathan Swan’ın kitabı, Amerika’nın teknoloji elitleri ile Başkan Donald Trump arasındaki giderek karmaşıklaşan ilişkiye yeni bir ışık tutuyor. Ancak Trump’ın Meta CEO’su Mark Zuckerberg ve Amazon kurucusu Jeff Bezos’u “kendisine yaltaklandıkları” ve mesajlarını konuklarına gösterdikleri için alaya aldığı gibi renkli anekdotların ötesinde, kitap çok daha önemli bir şeyi ortaya koyuyor : Washington ve Silikon Vadisi arasındaki güç dengesinde temel bir değişim.
“Rejim Değişikliği: Donald Trump’ın İmparatorluk Başkanlığının İç Yüzü” adlı kitaptan yapılan alıntılara göre, Zuckerberg 2024 seçimlerinden sonra Trump ile iyi niyet oluşturmaya çalıştı, hatta ona çocuklarından birinin Amerika’nın yaklaşan “altın çağını” öven bir mektubunun fotoğrafını gönderdi. Bezos’un ise Trump ile yaptığı görüşmeler sırasında Washington Post’u eleştirdiği ve daha sonra Blue Origin’i etkileyen konularda destek aradığı bildiriliyor. Ancak Trump, özel konuşmalarında bu girişimleri alaya aldı ve iddialara göre, yakın çevresine bir zamanlar kendisine karşı çıkan büyük teknoloji yöneticilerinin şimdi lütfunu aradığını övünerek anlattı. Kitaba göre Elon Musk, bu davranışı “birinci sınıf dalkavukluk” olarak nitelendirdi.
Kişisel hikayeler dikkat çekici olsa da, daha büyük bir eğilime işaret ediyorlar. İnternet çağının büyük bir bölümünde Silikon Vadisi kendini bağımsız bir güç merkezi olarak görüyordu. Teknoloji şirketleri genellikle hükümetleri, inovasyona ayak uydurmakta zorlanan yavaş hareket eden düzenleyiciler olarak görüyordu. Yapay zeka çağı bu denklemi değiştiriyor.
Bugün, hükümet sözleşmelerine erişim, yapay zeka düzenlemeleri, ihracat lisansları, yarı iletken kontrolleri, enerji izinleri, veri merkezi onayları, savunma ortaklıkları ve ulusal güvenlik izinleri, teknoloji şirketlerinin geleceğini giderek daha fazla şekillendiriyor. Yapay zeka, bulut altyapısı, uzay sistemleri ve gelişmiş yarı iletkenler gibi alanlarda hükümetler sadece düzenleyici değil, aynı zamanda temel müşteriler ve stratejik ortaklar haline geldi.
Kitabın zamanlaması özellikle dikkat çekici çünkü Trump yönetiminin gelişmiş yapay zekayı, stratejik bir ulusal varlık olarak ele alma çabasıyla, aynı zamana denk geliyor. Anthropic’in en gelişmiş yapay zeka modellerine getirilen son kısıtlamalar, yapay zeka ihracat kontrolleri konusundaki anlaşmazlıklar ve Beyaz Saray’ın yerli yapay zeka altyapısını hızlandırma çabası, teknolojinin ulusal güç ve jeopolitik rekabet merceğinden bakıldığı yeni bir doktrine işaret ediyor. Bu ortamda, siyasi karar vericilere erişimi sürdürmek, sermayeye erişimi sürdürmek kadar önemli hale geliyor.
Kitap ayrıca, ilkine göre önemli ölçüde daha iddialı bir ikinci Trump başkanlığını da tasvir ediyor. Haberman ve Swan, daha az iç kısıtlamayla çalışan bir Beyaz Saray ve soruşturmalardan, kovuşturmalardan ve siyasi sürgünden kurtulduktan sonra kendisini giderek “avlanan”dan “avcı”ya dönüştüren bir başkan tanımlıyor. Yazarlar, Trump’ın 2020 ile 2024 yılları arasındaki deneyimlerinin onu yürütme gücünün sınırlarını test etmeye daha istekli ve kurumlar, işletmeler ve siyasi rakipleri üzerindeki etkisinin daha fazla farkında hale getirdiğini savunuyor.
Rejim Değişikliği’ndeki her anekdotun incelemeye dayanıp dayanmayacağı, kitabın yayınlanmasından sonra tartışılacak. Ancak bir sonuç şimdiden göz ardı edilmesi zor görünüyor. Dünyanın en güçlü teknoloji liderlerinden bazılarının Trump ile ilişkiler kurma çabası, ağırlık merkezinin değiştiğini gösteriyor. Yapay zekâ çağında, hükümetler teknolojik başarıyı belirleyen altyapıya, pazarlara ve izinlere erişimi giderek daha fazla kontrol ediyor. Silikon Vadisi hala paraya, yeteneğe ve yeniliğe sahip. Washington ise giderek daha fazla nüfuz sahibi oluyor.
Bu nedenle, “Rejim Değişikliği”nden çıkarılacak en önemli sonuç, Zuckerberg ve Bezos’un Trump’ın onayını aradıkları değil, buna ihtiyaç duyduklarını hissetmeleri olabilir.



Kaynak : 