Bu yazının ilk bölümünü İnternet Cafe’lerin Düzenlenmesi Tartışılıyor başlığı altında okuyabilirsiniz.
Toplantıda söz alan MEB EĞİTEK Genel Müd.Yar.Osman Ekinci ise, İnternet kafeleri gençlerimize daha da faydalı mekanlar haline getirebilmek için çalışmalar yaptıklarını söyleyerek bu çalışmalarda oluşan 21 maddelik düşünceleri içeren notları toplantıda bulunanlarla paylaştı.
Ulaştırma Bakanlığı Daire Başkanı Erkin Güner de internet kafelerde işlenen bilişim suçları hakkında konuştu. Hazırlanma aşamasında olan yasa tasarısı ile ilgili ayrıntılı bilgi vermek istemediğini belirten Güner’in tavrı katılımcılarda “internet kafelere yönelik ağır yaptırımlar mı geliyor?” düşüncesi uyandırdı.
Güner internet kafeleri kullanan müşterilerinin, kafe işletmecileri tarafından kayıt altında tutulması gerektiği görüşünü savunarak, bu konunun da kanunda yer alacağını belirtti. Güner’e göre kafelerde internet erişimi yapmak ya da PC’yi kullanmak isteyen kişilerin, vatandaşlık numarası, vergi kimlik numarası, ad ve soyadı ile kullanım tarih ve saatinin tutulması yararlı olacak.
TieV Avukatı Hakan Dinçer de kafelerde sigara içilmesi konusu üzerinde durdu. Dinçer, 176 sayılı interent kafeler genelgesinde ki “sigara içilmez” ibaresi ile İnternet Kafelere daha önce kanunla sağlanan hakların kaldırıldığını ve hakkını aramak isteyen her internet kafe sahibinin de ayrı ayrı dava açmak zorunda bırakıldığını söyledi. Dinçer :
4207 sayılı kanunun ikinci maddesine göre iş yerlerinde birbirinden ayrılmış bağımsız iki bölüm oluşturulabilir ve gerekli havalandırma tertibatı sağlandığı takdirde bu ayrılan yerlerde sigara içilebilir
dedi. Ayrıca internet kafeler ile ilgili düzenlemelerde, ne internet kafe sahibinin, ne de internet kafe müşterilerinin vatandaşlık haklarının ihlal edilmemesi konusunu hatırlatan Dinçer, TieV’in bu konularda hassas olduğu mesajını verdi.
Ankara İnternet Kafeciler Odası Başkanı Kaya Yıldız, sorunun internet kafecilerin bir araya gelip kendi mesleki etik kuralları koyamamasından kaynaklandığını söyledi. Değişen kanunlar ile oda kurulumunun zorlaştırıldığını ama mesleki odalar olmadan birlik ve düzenin getirilemeyeceğini ifade etti. Mevcut durumda 500 adet esnaf ve sanatkarlara bağlı olan internet kafenin bir araya gelmeden oda kurulamadığını söyleyen Yıldız bu sayının çok yüksek bir rakam olduğunu, büyük şehirlerde dahi bu kadar internet kafenin bir araya gelip oda haline gelmesinin imkansıza yakın olduğunu belirtti.
İnternet kafecilerin meslekleri ile ilgili bir eğitim almadan bu mesleği icra etmelerinin sakıncalarını da hatırlatan AİKO başkanı internet kafecilik yapacak kişinin mutlaka odanın açacağı meslek kurslarına katılarak bu işe ehliyetli hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünden Dr.Hasan Hüseyin Can internet kafelerin denetlenmesi hususunda zorluklar yaşadıklarını, Belediyelerin bazı yetkileri tek başlarına ellerinde bulundurduğunu ve bu konuyla ilgili her gün onlarca şikayet aldıklarını belirtti.
Bu şikayetlerin başında internet kafelerden eğlence vergisi istenmesi, ruhsat alımı ile ilgili şikayetler ve belediyelerin bir birinden farklı ruhsat verme şartlarını sayan Can yanısıra mesul müdürlük belgesi ve sigara içme yasağı konularının internet kafe işletmecilerinin başını en çok ağrıtan iki konu olduğunu not etti.
Can, İnternet kafelerden eğlence vergisi istenemeyeceğini, ancak bazı belediyelerin bu vergiyi talep ettiğini öğrendiklerini söyleyerek, kendilerine gelen şikayetler doğrultusunda tüm belediyelere bu konuyla ilgili yazıyı gönderdiklerini söyledi.
Sorulan bir soru üzerine, ruhsat alımı ile ilgili olarak da yine bazı belediyelerin encümen kararı ile “internet kafe açılacak yer 150 m2 altında olmaz” kararı aldığını, bu konu ile ilgili kendilerinin belediyelere bir yaptırımlarının olamayacağını ifade etti.
Mesul müdürlük belgesi aranması şartını şirketlerin kendi iyiliği açısından yararlı olduğunu söyleyen Can, internet kafelerde sigaralı-sigarasız bölümler oluşturulması konusunda, belediyelerin İş Yeri Açma Yönetmeliğinde bir sakınca olmadığını ifade etti.
Can, bu konularda yaşanan sıkıntıların yüksek olması konusundaki şikayetleri ise, konuyu inceleyecekleri ve kendi yetkileri dahilinde olan noktalarda belediyeleri bilgilendirecekleri şeklinde cevapladı. Ancak yine de bilgilendirme yapabilmeleri için, yerel yönetimlerin kendilerine başvuruda bulunması gerektiğini hatırlattı.
TTNet A.Ş adına katılan hukukçu Ahmet Bülter, zararlı içerik filtreleme konusunda şirketin daha önce nahoş olaylar yaşadığını ve sorumluluk gerektiren bir konu olduğunu vurguladı.
Kendilerine ulaşan bir mahkeme kararı nedeniyle IP numaralarını filtreleyerek ulaşımına engel oldukları bir sitenin ve okuyucularının TTNet’i sansürcü kurum olarak suçladığını belirten Bülter, bu nedenle Internet Cafe’lerdeki IP filtreleme olayına karşı sıcak bakmadıklarını sözlerine ekledi.
Sonuç :
TieV MYK temsilcisi olarak katıldığım bu toplantılarda, bir kaç küçük istisna dışında internet kafeler ile ilgili mevcut sorunların aslında internet kafelerin yapısında ya da var oluş sebeplerinde olmadığını bir kez daha tespit etme fırsatını yakaladım.
Zira konuşulan tüm konulara gerçekte basit çözümler üretebiliyoruz. Ama ne yazık ki çözüm olarak ürettiğimiz ve önerilerini hazırladığımız konuların, layıkıyla uygulanabileceği bir mekanizma yazık ki yok.
Var olan mekanizmanın motoru, tabiri caizse 1930 model olarak kalmış. Günümüz teknolojisine bu motoru zorlayarak yetişmeye çalışmak, zıplayarak uzaya çıkmaya çalışmak kadar trajikomik bir durum.
Devlet açısından bakıldığında İnternet kafelerde yaşanan sorunlar şöyle sıralanıyor,
- Zararlı içerik, kanuna aykırı, yasadışı faaliyetleri olan kumar, bahis gibi sitelerin filtrelenmemesi,
- Çocukların ve gençlerin bilinçsiz bir şekilde internet kafeleri kullanmaları,
- İnternet cafeler üzerinden internet erişimi sağlayarak işlenen suçların failinin tespitindeki zorluk,
- şiddet içeren oyunların sınıflandırmasının zorluğu
- Kafelerin kurallara uygun işletilmemesi
İnternet Kafe işletmecileri açısından bakıldığında ise, bu sorunların aslında kolaylıkla aşılabilecek ve “neden hemen düzeltmiyoruz” diyeceğimiz türden olduğunu görüyoruz.
Ancak devletin ağır işleyen bürokrasisi tüm kurumlarına da yansımış durumda. Bu ağırlık içerisinde sorumluluklarının bilincine vararak elerlinden geleni yapacağına inandığımız kişi ve kurumlarla yaptığımız bu toplantılardan çıkan sonuç ise sorunun internet kafelerde değil, yeni bir teknoloji olarak hayatımıza giren ve hayatımızı kolaylaştıran internetin nasıl düzenleneceğinin bilinmemesi ve bunun ile ilgili kuralların konulmasındaki kararsızlıklar olarak özetlenebilir.
İnternet ister evde, ister kafede, ister işte kullanılsın, eğer doğru kullanılmaz ise zararlı olacaktır. Mevcut Denetleme mekanizması ile denetlenemediği için çağımızın en büyük buluşlarından biri olan tüm dünyayı parmaklarımızın ucuna taşıyan bu bilgi ağını yasaklamak! öcü ilan etmek! hem vatandaş olarak hem de yöneticiler olarak düşebileceğimiz en büyük basiretsizlik örneklerinden biri olur.
Bu bağlamda, internet kafeleri suçlamak, günah keçisi ilan etmek, bütün kötülüklerin anası gibi göstermek, ülkemizin gençliğine, dolayısıyla bu vatana yapacağımız en büyük ihanetlerden birisi olacaktır. Bana göre geleceğimiz yok etmekle eş anlamlıdır.
“İnternet” eşittir “matbaa” demek hiçte yanlış olmayacaktır. Hatta daha da üstün bir teknolojiyle karşı karşıyayız.
Bir zamanlar matbaa’nın bilgiyi süratle çoğaltmasından korkan, toplumun bilgilenmesini istemeyen zihniyetin kalıntıları inşallah yoktur. İnşallah, interneti ve internet kafeleri hedef seçmemiştir.
Bu konuda toplumun dikkatle düşünmesi ve bu tuzağa düşmemesi gereklidir. Eğer sorunun ana kaynağı düzenleme / denetleme ise ki, öyle görünüyor, gerekli mekanizmalar acilen planlanmalı ve kurulmalıdır. Kurulmasına engel teşkil eden kanun yada yönetmelikler var ise bunlar yeniden ele alınarak Avrupa Birliği’nin kapısındaki Türkiye Cumhuriyetini, Avrupalının gözünde küçük düşürerek, aşağılanacak duruma getirmemelidir. “Düzenleyemiyorsan / denetleyemiyorsan yasakla!!” zihniyetinden bir an önce kurtulmalı, medeni toplumun ne olduğunun bilincine bir an önce varmalıyız.
Tüm katılımcıların bu sorunların çözümlerine yönelik çözüm önerilerinin internet kafecilik mesleğine zarar vermeden oluşturulması yönünde, Gülseren Topuz ve Alim Tunç’un hizmetlerini gözden kaçırmamak lazım. Son zamanlarda internet kafelere ilgisini eksik etmeyen Gülseren Topuz ve yıllardır yakından tanıdığımız değerli bir kişiliğe sahip olan Alim Tunç’un dikkatli çalışmalarına teşekkür ediyoruz. Türkiye’nin aydınlık geleceği için çalıştığını düşündüğümüz vekillerimize MİNNET VE ŞÜKRANLARIMIZI sunuyoruz.
Zira Milletvekillerimiz İnternet kafelerin yararlı mekanlar olduklarını, şu an meydana gelen sorunları ise denetimsizlikten kaynaklandığını biliyorlar Bu tür durumların faturasının, mesleğini layıkıyla yapanlara kesilmemesi gerektiğinin de farkındalar.
Gerekli düzenlemelerin akabinde, düzelmenin hemen fark edileceğini her fırsatta dile getiriyorlar. Son dönemde yapılan denetlemelerde, ortaya çıkan çok sayıda ruhsatsız işletmenin faaliyetlerinin engellenmesi bile, sektörde rahatlatıcı bir etki yarattı.
Bu bilinçle hareket ederek bilgi ve birikimlerini bu toplantılarda kullanıyorlar. Bundan sonra da aynı heyecan içerisinde bu çalışmaların süreceğini bilmek, biz internet kafe işletmeciliği yapanların yüreğini serinletiyor. Artık adımızın yanına pornocu, kumarcı, zehir tüccarı, kadın satıcısı sıfatlarının takılmasına asla izin vermemeli ve aramızdaki çürük elmaları ayıklama konusunda duyarlılığımızı en üst seviyede göstermeliyiz.
Bütün Türkiye bilmeli ki, bizler işini layıkıyla yapan, devletine vergisini ödeyen, memleketini seven şerefli insanlarız. İnternet evimize gelen çocuklar, bizim çocuklarımızdır. Onların genç dimağlarını zehirleyerek bu memleketin geleceğini yok etmek bir düşüncemiz olamaz! Kimseye de Ettirmeyiz! Bu mesele bizim namusumuzdur. Aksini düşünen her gücün karşında olduk ve bundan sonra da olacağız.



Kaynak : 