Airbus, A320 ailesi jetleri için acil bir küresel geri çağırma başlattı. Etkilenen uçak sayısının, küresel A320 filosundan yaklaşık 6.000 uçak olduğu kaydedildi. Bu, dünya çapındaki A320 filosunun (toplamda yaklaşık 11.300 uçak) yarısından fazlasına denk geliyor.
ABD’den Avrupa, Asya ve Avustralya’ya kadar dünyanın dört bir yanındaki birçok havayolu, acil yazılım (veya bazı durumlarda donanım) güncellemeleri için A320 filolarının en azından bir kısmını geçici olarak yere indirdi. Örneğin, büyük bir ABD havayolu şirketi, 480 A320 ailesi uçağından 340’ının bu düzeltmeye ihtiyaç duyacağını belirtti.
Bu, ticari havacılık standartlarına göre büyük bir uçuş durdurma olayı. Tek bir model ailesi için ticari havacılık tarihindeki en büyük olaylardan biri olduğu kaydediliyor.
Kozmik Radyasyon Kritik Uçuş Kontrol Verilerini Bozuyor mu?
Sorun, 30 Ekim 2025’te havada meydana gelen bir kazaya dayanıyor: Başka bir havayoluna ait bir jet aniden irtifa kaybetmiş ve acil inişe neden olmuştu. Daha sonra yapılan soruşturma, olayı uçağın uçuş kontrol bilgisayarındaki (“ELAC” — Asansör ve Aileron Bilgisayarı) bir yazılım arızasına bağladı.
Airbus, yoğun güneş radyasyonunun yani güneş patlamaları ve dolayısıyla açığa çıkan kozmik radyasyonun, ELAC sistemlerinin bazı versiyonlarındaki kritik uçuş kontrol verilerini bozabileceği sonucuna vardı. Bu veri bozulması, uçuş sırasında meydana gelirse, düzensiz kontrol girdilerine neden olabilir ve dengeyi tehlikeye atabilir.
Bu nedenle, Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) da dahil olmak üzere düzenleyici kurumlar, etkilenen uçakların tekrar yolcu taşımadan önce yazılım güncellemelerinden ve bazı durumlarda donanım değişiminden geçmesini zorunlu kılan bir “Acil Uçuşa Elverişlilik Direktifi” yayınladı.
“Güneş radyasyonu sistemleri etkileyebilir” ne anlama geliyor?
Bu sadece küçük bir hata değil, fiziksel ortam ve yazılım güvenlik açığı olarak yorumlanıyor. Ticari jetlerin uçtuğu yüksek irtifalarda, kozmik ışınlara ve güneş radyasyonuna maruz kalma, yer seviyesinden daha yüksektir. Belirli koşullar altında örneğin güneş fırtınaları ve patlamalarında, bu radyasyon hassas elektronik aksamları etkileyebilir.
A320 gibi uçaklarda, bu parazit uçuş kontrol bilgisayarları tarafından kullanılan verileri (konum, yönelim, kontrol yüzeyi komutları gibi) bozarak tehlikeli kontrol sorunlarına yol açabilir.
Sorunun belirli yazılım ve donanım yapılandırmalarında ortaya çıktığı bildiriliyor. Ancak A320 grubu uçaklar çok yaygın olduğu için, dünya çapında birçok uçak bu risk kategorisine girdi.
Dolayısıyla Airbus, havada başka bir kontrol arızası riskine girmek yerine, bu jetleri geçici olarak yere indirip güncellemeyi ve yamalamayı tercih etti.
Özellikle A320 ailesi jetlerin yoğun olarak kullanıldığı rotalarda, küresel hava yolculuğunda önemli aksamalar olduğu belirtiliyor. Raporlar, dünyanın en yoğun seyahat dönemlerinden birinde (Şükran Günü hafta sonu sonrası) dünya çapında iptaller ve gecikmeler olduğunu gösteriyor.
Bazı havayollarının eski jetleri için sadece yazılım değil donanım değişikliklerine de ihtiyaç olabileceği ve bu nedenle güncellemenin günler hatta haftalar sürebileceğini ve filonun bazı bölümleri için yere indirme süresini uzatabileceği de not ediliyor.
Uzun vadede, radyasyonun aviyonikler üzerindeki etkilerine yönelik artan inceleme, muhtemelen revize edilmiş tasarım standartlarına, daha iyi koruma önlemlerine veya daha sağlam yazılım ve donanım mimarilerine yol açacak.
Bunun havacılık güvenliği ve endüstrisi için anlamı
Bu bölüm, modern “fly-by-wire” uçaklar için yeni bir risk türünün altını çiziyor. Sadece mekanik arıza veya insan hatası değil; uzay havası ve radyasyon da önemli olabilir.
Düzenleyicilerin, üreticilerin ve havayollarının standartları güncellemeleri, dünya çapında yazılım/donanım yapılandırmalarını denetlemeleri ve muhtemelen artan güneş aktivitesi altında (özellikle iklim ve uzay havası değişiklikleriyle birlikte) “uçuşa elverişliliğin” ne anlama geldiğini yeniden değerlendirmeleri gerekecek.



Kaynak : 