Tüm Dünya’da serbestleşen ve devlet tekelini özelleştiren ülkeler, yeni bir uygulamayı da devreye alıyorlar. Yani “Evrensel Hizmet Fonu”nu..
Nedir derseniz, bilmeyenler için tekrar da olsa anlatalım; telekom sektörü serbestleşmeyen ve devlet tekeli ile yürütülen ülkelerde, kar getirmeyen ya da marjların düşük olacağı bölgelerde (köy, kasaba, nüfusu düşük, gelir düzeyi düşük bölgeler) yapılacak telekom yatırımları, bizzat devlet tarafından ve kar amacı güdülmeden (ama belki politik amaç güdülerek) yapılır.
Ancak sektör serbestleştiği ve devlet tekeli de özelleştiği zaman, bu kar getirmeyen ya da düşük olan bölgelere yatırım yapmak düşünülmeyebilecektir.
İşte, bu sorunu yaşanmış ve bizden önce sektörlerini özelleştiren, serbestleştiren ülkeler “Evrensel Hizmet Fonu” fikrini oluşturmuşlar. Basitçe tanımlarsak, fikir; lisans alan firmaların, gelirlerinin bir kısmını bir fonda toplamaları ve bu fon ile de bahsettiğimiz bölgelere yatırım yapılması anlamına geliyor.
Ülkemizde de, 2004 başında başladığı anons edilen serbestleşme ve arkasından gelen özelleştirme nedeniyle, Fon’un oluşturulmasına yönelik 5369 no’lu yasa çıkarıldı.
Kanuna göre, telekomünikasyon ruhsatı ve genel izin kapsamında faaliyet gösteren tüm işletmecilerin, fona yıllık net satış hasılatlarının % 1 i oranında katkıda bulunacaklar.
Böylece gelir kaynağına kavuşan “Evrensel Hizmet Fonu” ile fakir ya da düşük nüfuslu bölgelere de TELEKOM yatırımı yapılabilir olacak. Bu hizmetin götürülmesinde, fonun yönetimini üstlenen Ulaştırma Bakanlığı, ancak “evrensel hizmet yükümlüsü” firmaların katılabileceği ihalelerle, bahsettiğimiz yatırımları gerçekleşmesini sağlayacak ve ülkemizde zengin yörelerle, fakir yöreler arasında oluşması mümkün “digital divide – sayısal uçurum”un önüne geçmiş olacak.
Uygulamada Aksaklıklar Sektörü Farklı Çözümlere Yönlendirebilir
Evrensel Hizmet Fonu, tahsil ve harcama yönetmeliği geçtiğimiz haziran sonunda, Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlülüğe girdi.
Ancak sektörü şaşırtacak bazı uygulamaların yer aldığı görüldü. Bunları madde madde sayalım;
- Kanunun yayın tarihi haziran 2005 olmasına karşın, yönetmelik tahsilatın bütün 2005 yılını kapsayacak şekilde yapılmasını not ediyor. Oysa kanunun çıkmasından öncesi için bu talebin yapılmasını hukukçular “hukuksal dayanaktan yoksun” olarak değerlendiriyorlar.
- Telekom firmalarının tüm satış gelirleri üstünden pay talep ediliyor. Oysa firmaların telekom hizmeti yanısıra cihaz, yazılım satışı gibi farklı ve telekom alanında olmayan satışları da var. Telekom gelirlerinden alınan Özel İşletim Vergisi (ÖİV) matrahı üzerinden pay alınması şeklinde çözülebilecek bir konu olan bu sorun çözülmemesi durumunda, telekom şirketlerinin bölünmesi (yani sektörün küçülmesi) kaçınılmaz gözüküyor.
- Yine satış gelirinin tamamından demek yurtdışı satışlarından da pay alınmasını anlamına geliyor. Telekom firmaları bunu, hem yurtdışında büyük rekabet içindeyken, negatif bir faktör olacak şeklinde değerlendiriyorlar, hem de TK’nın lisanslarının ancak Türkiye içinde geçerli olduğunu hatırlatıyorlar. Dolayısıyla yurtdışı satışların farklı bir şirketle yapılması, paranın da yurtdışında tutulması gibi çözümler akla geliyor.
Telekom Şirketleri Küçülüp, Sektör Güdük Hale Gelebilir
2004’de başlayan telekom serbestleşmesinin hali ortadayken, bir de bu tür bir uygulamanın getirilmesi, sektörün yeni oluşan firmalarının tepkisine neden oldu.
Mobil operatörler konuya itiraz etmiyor çünkü, zaten hazineye ödedikleri payın bir kısmını Bakanlığa veriyor hale geliyorlar.
Cep telefonu operatörlerinin itirazsız uydukları konuya, halen ciroları düşük olan firmalar itiraz ediyorlar ve “küçülmemiz ve bir takım numaralar çevirerek iş yapmamiz isteniyor” diyorlar.
Firmaların “numaralar” olarak adlandırdıkları işler, telekom firmalarının Türkiye içinde “air time satan 1 firma + proje satan 1 firma” şeklinde 2 firmaya bölünmesi ya da yurtdışı işlerin, yurtdışında kurulacak firmaların üzerinden geçirilmesi şeklinde ifade ediliyor. Sektörden bir uzman şöyle diyor.
İşte tipik bir devlet eliyle yapılmış telekomünikasyon pazarına sabotaj örneği. Ne yazık ki bu tür örneklere, TK kurulduktan sonra daha çok rastlanmaya başlandı.
Kısaca bir Service Provider servis satışının yanında ekipman satıyor.
Satışlar yapıldıktan 1 yıl sonra devlet bir sene önceki tüm satışlar üzerinden %1 evrensel hizmet vergisi istiyorum diyor. Yurt dışına verilen hizmetler için keza aynı şey.
Ortalama brüt %10 karlılıkla satılan ekipmandan %1 devlet kesesine koyalım mı? Yoksa bunu son kullanıcı mı ödesin? Ne dersiniz?
TK kurulurken en büyük beklenti devletin küçüleceği vergilerin azalacağı idi. Sonuç devlet TT nin özelleştirilmesi ile kaybettiği gelir ve kontrolü yeni vergiler uydurarak geri alıyor.
TK ve Ulaştırma Bakanlığının bu şekilde oluşturduğu fonlar nasıl harcanıyor hiç soran varmı? TK nın İstanbul’daki Merkezinin fonksiyonu nedir? Bugüne kadar telekomünikasyon pazarını geliştirmek için ne kadar katkı yaptılar. Bu kadroları atayanlar kimler?
Sonuç olarak devlet bitmeyen iştahı (kadro istihdamı oy getirir) ile Şirketlere şu mesajı veriyor.”ortada gördüğüm herşeyden direk yada dolaylı vergi alırım, ister faturasız iş yapın, ister yurt dışında hesap açın o tarafı beni ilgilendirmiyor. Yasal çalışanı cezalandırırım….
Bunun adı eski deyişle fasit daire. Sonunda da yeni iş fırsatları yaratacak galiba…. görünmez iş fırsatları yani..
Evrensel Hizmet Fonu, Telekom Dışı İşlerde Kullanılıyor
Ulaştırma Bakanlığının elinde şu anda bu fona ait 250 Milyon YTL’nin biriktiği bildiriliyor. Bakanlık, arada bir kararname çıkarıp Milli Eğitim Bakanlığına “Bilgisayar okur yazarlığını arttırmak” adına bilgisayar dersaneleri kurup, TRT’nin karasal sayısal radyo ve TV yayınlarını başlatması için kaynak aktarıyor.
Dünya’daki uygulamalarına bakıldığında, Evrensel Hizmet Fonu’nun telekom konusunda oluşturulduğu görülüyor. Ancak ülkemizde bir kanun değişikliği yapılarak, Fon kapsamına “bilgisayar”lar da dahil edildi.
Üstelik bu bilgisayar alımının Ulaştırma Bakanlığı ihtiyaçları için kullanıldığı şeklinde de bir duyum bulunuyor. Bu da olayın bir başka ilginç detayı.
Sektörün konuyu bir süredir tartıştığı ve mahkemeye taşımayı düşündüğü biliniyor. Evrensel Hizmet Yönetmeliğinin kanuna aykırı hükümlerinin ve Bakanlığın hukuksal dayanaktan eksik uygulamalarının iptali için ayrı ayrı davalar açılması gerekir. Bunun için sürenin 29 Ağustos 2006’da yani yarın dolduğu not ediliyor



Kaynak : 