Türk bilişim pazarında ilginç bir gelişme son 1-2 yılda arka arkaya açılan büyük teknoloji marketleri. 2006 yılında çeşitli firmalar tarafından açılan mağaza sayısı bu akımın canlılığını gösteriyor. Ancak bir yandan da bilişim sektöründe bir tartışma yaşanıyor. Perakendeciler olarak adlandırılan bu büyük teknoloji marketlerinin bazen yaptıkları kampanyalarda distribütör firmaların alış fiyatlarının altına inebildikleri görülüyor. Örneğin Gold Bilgisayarın ağustos başında uyguladığı 1 $ = 1 YTL kampanyası.
Bilişim sektörü 1990’larda kurulan Arena ve arkasından 1994 yılında kurulan Index’in oluşturduğu kanal sistemi ile satışlarını gerçekleştirir. Bugün Anadolu’da 5-6000 bayisi bulunan kanal sistemine, 2000’lerle birlikte çeşitli holdinglerin oluşturduğu yeni distribütörlükler katılırken, karşısına da, 2002’de kurulan Teknosa’yı takip eden çeşitli teknoloji marketleri dikildiği söyleniyor.
Bütün bunları sektörün duayeni Arena’nın Genel Müdürü İzi Kohen ile konuştuk.
Bilişim Pazarı 2005 ve 2006 yılında ne kadar büyüdü?
Bilişim sektörünün, 2005’de % 25 büyüdüğünü tahmin ediyorum. Bu yıl en az bu kadar daha büyüyeceğini planlamıştık ama ilk 6 ayda büyüme böyle olmadı. Son 6 ayda da olmayacak.
Neden pazarda sıkıntı var?
Ekonomideki sıkıntı, dolardaki dalgalanmalar, seçimin yaklaşması hepsi birer etken.Daha önce Merkez Bankasının Başkanının atamasında yaşanan belirsizlik. AB beklentisinin yok olması, Ortadoğu’daki durum. Döviz değerinin düşük olması geçen yıldan gelen bir durumdu. Pazar mart – nisan gibi daralmaya başladı.
Geçen yıl bir takım beklentiler vardı. Stoklar yapıldı. Biliyorsunuz Uzak Doğu’dan siparişler 6 ay, 1 yıl önceden yapılır. O nedenle 1 yıl önceki duruma bakılıp, stoklar yapıldı. Bu sıkıntı yaratıyor tabi.
Bir de piyasada yeni distribütörlük alanlar var. Onların da stokları var.
Yeni distribütörler pazara ne etkide bulunur?
Bu üretici firmaların her zaman yaptıkları bir şey. Eski distribütörler sabit bir şeyler satar. Nakit akışı belli bir noktada kalır. Oysa yeni distribütör, başlar başlamaz kallavi bir alım yapar. Yeni distribütör atamanın bir nedeni de budur zaten. Ancak, yeni distribütörün stokları hemen eritmesi kolay değil. Nakit akışında sıkıntı oluşur. O zaman da, mallar ucuz ucuz verilmeye başlar. Kar yaratmayacak koşullarda verilir. Fiyat, vade ve kar marjında bir takım oynamalar yapılır. Çünkü nakit akışın sağlanması gereklidir.
Ama bu piyasada bir domino etkisi yaratır. Tüm piyasada kar düşer. Vadeler uzar. Zaten güçsüz olan şirketler, daha da zor kar eder hale gelir.
Yani arzın, talepten daha fazla olduğu pazarda ne yaşanırsa o oluyor. Bu Türkiye’ye özgü bir durum da değil. Endüstrinin bir özelliği.
Intel örneğini ele alalım. Intel bu sektörün “pompalama elemanı”dır. Diğer sektörlerde de bu tür pompalama elemanları var ama bilişim sektöründeki durum daha çarpıcı.
Intel ve rakipleri, sektörde sürekli araştırma yapıyor. Bilmem ne hızlı Pentium buluyor. Buldukları her yeni teknoloji için, “large scale integration” bir fabrika oluşturuyor. Biliyorsunuz bir yonga üzerine gitgide daha fazla transistör sığdırıyorlar. Transistör yoğunluğu arttıran yeni bir teknoloji bulununca, yeni bir fabrika kuruluyor. Yeni fabrika eskisinin en az 2 katı maliyetli oluyor. Bu maliyet nereden çıkacak?
Yeni CPU fiyatı aynı, hatta daha düşük olmalı. Ama satış daha öncekinin 2 katına çıkmalı çünkü yeni fabrikanın maliyeti söz konusu. Yeni fabrikanın ürünlerinin de satılması lazım. İşte bu durumda pazarın genişlemesi lazım. İşte o zaman yeni distribütör, yeni bölgesel satıcılar atanıyor.
Teknoloji 4 ayda bir yenileniyor. MP3 bile 3 ayda bir ucuzluyor. Bellek üretimi gittikçe artıyor. Satış artsın diye yeni distribütörler atanıyor. Kar marjları düşüyor, yok oluyor. Öyle olunca da bilişim sektörü çok küçük karlarla çalışmak zorunda kalıyor.
Çünkü, yabancı üretici firmaların çoğunluğu borsada (NYSE ya da Nasdaq). Borsa ise sürekli kar, sürekli büyüme bekliyor. Ciroların sürekli büyümesi bekleniyor. Aksi takdirde borsadaki şirketin küçülmesi söz konusu. Borsada ayakta kalmak için bütün firmaların büyüme göstermesi ve daha öncekinden daha büyük satışlar yapması lazım.
Mesela HP firmasına bu sene sen 10 milyon PC satacaksın deniliyor. O da bakıyor, 3 tane distribütör var. Bunları büyütemiyor çünkü firmaların özvarlıkları ve dolayısıyla teminat mektupları yetersiz. O zaman gidiyor, yeni yani 4.distribütörü açıklıyor. Aslında diyelim ki pazar 3 tane distribütörü kaldırabiliyor ama 4cüyü başta dediğimiz o kallavi satışı gerçekleştirmek ve stok’a da olsa büyük bir satış yapmak amaçlı atıyor.
Distrübütörler dünyasına bakalım. Kendi aralarında bir sınıflama var mı?
Dünya’da da, Türkiye’de de 2 tür distribütör var.
- Broadliner : yani geniş bir müşteri yelpazesine hitap eden
- Specialized : Uzman yani markalara odaklı ve/veya belli bir müşteri kitlesine odaklı
Broadliner tipine baktığımızda, Türkiye’de 2,5 tane distribütör var denebilir. Arena, Index ve yarım da Penta. Akora için 2 arada kalmış denebilir.
Specialized modelde pek çok distribütör var. Hızlı sistem, Kont, Boğaziçi, Koyuncu, Multimedya, Çizgi, Infronic vs..
Röportajın devamını “Kohen; Kanal Hiç Ölmez, Çünkü Bu İşin Esnafı Onlar” başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 