Regülasyon yabancı bir kelime ancak daha uygun bir kelimemiz olmadığı için bu kelimeyi kullanmak zorunda kalıyoruz. Telekomünikasyon alanında regülasyonu, tüm işletmecilerin uymak zorunda oldukları kurallar bütünü şeklinde tarif etmek mümkün.
Dünyada serbestleşmenin başlaması ile birlikte regülasyon dönemi başladı. Serbestleşmenin ilk başladığı yıllarda tüm ülkelerde regülasyonlar asimetrik olarak düzenlenmiştiı. Zira bu ülkelerdeki mevcut ana işletmeciler ülkedeki tüm altyapının sahibi idiler ve piyasaya yeni giren işletmecilere çeşitli zorluklar çıkarıyorlardı. İşte regülasyon bu nedenle ana işletmecilere karşı piyasaya yeni girenleri koruduğu için asimetrik olmak zorundaydı. Piyasaya yeni giren işletmecilerin belli pazar büyüklüklerine ulaşmaları ile bu ülkelerde deregülasyon, yani bu kuralların koruyucu olan kısmı kaldırılarak serbest pazar ve rekabet dönemine geçiş başladı. ABD, Japonya ve Avrupa ülkeleri şimdi bu dönemi yaşıyorlar. Biz ise yeni işletmecilerin pazar payları henüz %1-2 ler seviyesinde olduğu için asimetrik regülasyon dönemini yaşamaya çalışıyoruz.
Diğer yandan teknolojideki değişim ve hizmetlerin bütünleşmesi ile şimdiki regülasyonların yetersiz kalacağını düşünen ülkeler 2010 dan sonra ne tür kuralların uygulanması gerektiği konusunda çalışmalara başlamış durumdalar. Zira klasik olarak kullandığımız ses, data, video tanımları, sabit, mobil haberleşme ayırımı ile mesafe ve süreye bağlı telefon ücretlendirmesi ayırımları ortadan kalkıyor, bunların yerine Paket temelli, her yerde bulunan ve iletişimi ön planda tutan IP şebekeler geliyor.
Temmuz 2006 tarihinde Japonya’da bu konu ile ilgili yayınlanan bir rapordan alıntılar ile konuyu biraz açmaya çalışacağım. Fakat önce bu raporda yer alan Japon telekomünikasyon pazarı ile ilgili bazı rakamları sizlere aktaracağım.
Japonya’nın nüfusu 128 Milyon. Kişi başı yıllık geliri 34.000 Dolar.
Mart 2006 verilerine göre geniş bant abone sayıları şöyle;
Kablo TV 3.3 Milyon, DSL 14.5 Milyon, FTTH (Eve kadar fiber) 5.5 Milyon.
Aylık yeni abone sayısı Kablo TV 24.000, DSL 12.000, FTTH 243.000.
Bu abone sayılarına ulaşılmasında milat olarak 2000 yılında ortak yerleşim ve yerel ağın paylaşıma açılması kuralının koyulmasını gösteriyorlar. 2000 yılından bu güne kadar Kablo TV yeni abone sayısında sabit bir artış hızı görülüyor. DSL yeni abone artış hızı ise 2003 yılına kadar çok artıyor (aylık 470.000 kadar) sonra düşüyor, FTTH ise 2003 den bu yana artıyor.
Ülkede mevcut VOIP abone sayısı 11.5 Milyon.
Ana operatör NTT E/W nin Mart 2006 daki Pazar payı ise %39.2
Mart 2006 tarihindeki mobil abone sayısı 91.8 Milyon,1999 yılında başlayan mobil internete bağlananların sayısı 79.8 Milyon, 2001 yılında başlayan 3G abone sayısı 48.3 Milyon.
Bu rakamlar bize hayal gibi gelse de moralimizi bozmak için yazmadım. Eğer bizim bu ülkelere yetişmek gibi bir amacımız varsa, ülke olarak onlardan çok daha hızlı hareket etmemiz gerektiği gerçeğini vurgulamak için yazdım.
Raporun başlığı “Telefon çağından tam IP şebeke çağına geçiş”. Bu yeni çağda regülasyonun sağlanabilmesi için klasik tanımlar yerine Fiziksel Şebeke katmanı, Telekomünikasyon servis katmanı, Platform katmanı, İçerik ve Uygulamalar katmanı gibi tanımlar kullanılıyor. Tam rekabet için temel prensipler şöyle sıralanıyor;
– İletişim katmanını oluşturan Fiziksel şebeke ve Telekomünikasyon servis katmanında rekabetin sağlanması.
– Katmanlar arasında rekabetin sağlanması.
– Rekabet tarafsızlığı ve teknoloji bağımsızlığının sağlanması.
– Tüketici haklarının korunması.
– Rekabet kurallarının esnek, şeffaf ve tutarlı olmasının sağlanması.
2010 a kadar yaşanacak geçiş süresinde yapılacaklar ise ana başlıklar halinde şöyle tarif ediliyor;
– Hakim konumdaki işletmecilere uygulanacak kuralların gözden geçirilmesi
– Arabağlantı kurallarının gözden geçirilmesi
– Erişim şebekelerinde ana operatör tarafından işletmecilere uygulanacak ücretlerin gözden geçirilmesi
– Arabağlantı muhasebe sisteminin ve ücretlerinin gözden geçirilmesi
– MVNO ların pazara girmesinin sağlanması (Sanal Mobil Operatör)
– Uzlaştırma süreçlerinin iyileştirilmesi
– Evrensel Hizmetin tanımı ve kaynaklarının gözden geçirilmesi
– Mobil telefon cihazları pazarının gözden geçirilmesi
– Numaralama düzenlemesinin gözden geçirilmesi
– ITU, OECD gibi uluslar arası kuruluşların düzenlemeleri ile uyumun sağlanması
Aslında bunlar pek de bilinmeyen şeyler değil. Bizim Telekomünikasyon Kurumu’muzun yaptığı veya yapmaya çalıştığı düzenlemelerin de bir çoğunun, gerçekten çağdaş ve ileriye dönük düzenlemeler olduğunu söyleyebiliriz. Bu düzenlemelere rağmen ilerleme sağlanamamasını ise, bu kurallara uyulmasının sağlanmasında gösterilen irade zaafiyeti olarak yorumluyorum.
Konu ile pek ilgili değil ama irade demişken, son dönemde bazı GSM operatörlerinin ben 3G yi isterim, Numara taşımayı istemem veya diğerlerinin 3G ye ne gerek var, önce Numara taşınabilirliği sağlansın türü söylemlerini sıkça ve yüksek sesle dile getiriyor olmalarının TK’nın iradesine zarar verdiğini düşünüyorum.
Ayrıca TK nın Kablo TV alanında yaşanan karışıklığa ve kullanıcı mağduriyetinin giderek artmasına seyirci kalmasının, TK’nın saygınlığını ve iradesini zedeleyecek boyutlara ulaşmakta olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.



Kaynak : 