Yazının ilk 2 bölümünü
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
SMS’in Avrupa’da şaşırtıcı yükselişi, cep telefonu endüstrisinin WAP sistemlerini pazara sokmaya çalıştığı 2000 yılında da sürdürdü. Neredeyse hiçbir kar getirmemiş olmasına karşın WAP’ın sağladığı en önemli kazanım, interneti, hareket / seyahat ederken de kullanmak isteyen kişilerin, mobil telefonları aracılığıyla bir çözüm bulabilecekleri fikrine yaklaştırmış oluşudur. WAP bozgunundan sağ çıkabilen cep telefonu şirketleri, kullanıcı ve işletme ilgisine WAP’ın değil, SMS’in sahip olduğunun en sonunda farkına vardılar. Şirketlerin, SMS’in kişiden kişiye mesajlaşmanın yanı sıra SMS tabanlı ticari mesajlara erişmek için de kullanılabileceğini fark etmeleri ile, SMS temelli reklamcılık ve diğer servisler gelişmeye ve yayılmaya başladı.
SMS temelli servislerin bir sonraki kayda değer başarısı, zil-sesleri oldu. Nokia firması standart text SMS’ yerine ikili sisteme sahip SMS üzerine kurulu akıllı mesajlaşma protokolünü geliştirdi. Nokia bu teknolojiyi geliştirirken bilgilendirme servislerinde ve over the air** servis profillerinde kullanılmasını bekliyordu ve bu teknoloji yıllarca bir köşede çürüttü.
Ancak 2000 yılında, bir anda bu teknolojinin asıl uygulama alanı olan ve kullanıcıların zil tonlarını değiştirmelerine olanak tanıyan zil-tonları alanını buldu. Network operatörlerinin zil-tonu sağlayıcılarına adil ve esnek gelir payları sunmaktaki acizliklerinden ötürü, servis sağlayıcıları zil-tonlarının transferini mümkün kılan özel tarifeli İnteraktif Sesli Yanıt (Interactive Voice Response – IVR) platformlarını oluşturdular. Zil-tonu pazarı daha sonra gazete ve dergilere reklam veren bağımsız servis sağlayıcılarının domine ettiği milyar dolarlık bir pazar haline dönüştü.
SMS, kullanıcıların bir zaferi, mobil endüstrisinde eşine az rastlanır, halktan gelen bir devrim idi ve cep telefonu endüstrisi hemen bu devrime bir yanıt verdi. Bu durum sesli olmayan servisler içerisinde WAP gibi tepeden inme teknolojiler ve endüstri güdümlü yaklaşımların hiçbirisinde rastlanmayan bir oluşumdur. Sesli olmayan yeni servisler yaratma uğraşındaki endüstri SMS’den pek çok şey öğrenebilir.
Sektörde başarıya ulaşan, sesli olmayan diğer servisin Japonya’da beklenmeyen ve tahmin edilmeyen bir başarı yakalayan i-mode oluşu çok büyük bir sürpriz olmamalı. Mobil endüstrisi, sesli olmayan servislerin başarısı için gerekli olanın, servisleri başarıya taşıyacak ortamı sağlamak olduğunu iyi anlamalıdırlar.
Bunun yolu ise, herkesin aynı şekilde açık standartlar uyguladığının garanti edildiği, doğru ödeme ve mikro-faturalandırma teknolojilerinin kullanıldığı bir ortam oluşturmak ve kritik bir kullanıcı topluluğunu oluşturmanın zaman alacağını benimsemekten geçiyor. Cep telefonu endüstrisi, ya uçtaki kullanıcılara ve uygulama ve servis geliştirme sürecindeki ülkelere kontrolü teslim etmeyi reddederek Internet devrimini geciktirecek, ya da bu kontrol, pazarlar tarafından zorla elde edilecek. Her iki durumda da sesli olmayan servislerin devrimi gerçekleşecek. Asıl soru bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği değil, sadece ne zaman gerçekleşeceğidir.
“Mobil” mi yoksa “Hücresel” mi?
Hangisi doğru: “mobil” telefon mu yoksa “hücresel” telefon mu? Aslında ikisi de aynı şey. İngilizce’deki “cell” sözcüğü hücresel anlamına gelen “cellular” sözcüğünden gelmektedir ve Bell Laboratories 1947 yılında ilk kablosuz telefon sistemini icat ettiğinden bu yana kullanılmaktadır. Bu sistem, her biri küçük bir bölge olan veya hücreyi kapsayan düşük-güçteki bir vericiler ağından oluşmaktadır.
Ticari cep telefonları 1978’te Chicago’da ve 1981’de Avrupa’da piyasaya sunuldu. Eğer mobil telefon teknolojisinin bu kadar uzun zamandır var oluşu sizi şaşırttıysa bir de şuna bakın: Bell Labrotories görüntülü telefonu (videophone) 1927’de icat etti.
SMS Yazmada Kullanılan Tuşlar
Bir telefonun üzerinde yer alan rakamların çoğuna bazı harfler atanmıştır. Örneğin 2 tuşu için a, b ve c harfleri atanmıştır. Ancak 1 ve 0 rakamlarının bulunduğu tuşlara hiçbir harf atanmamıştır. Bu rakamlara hiçbir harfin atanmamış olmasının sebebi, bu rakamlara bayrak rakamları (flag numbers) deniyor oluşu ve acil durumlar veya operatör servisleri gibi özel amaçlarla kullanılıyor oluşlarıdır.
Daha önceden Q ve Z harfleri tuş-takımı üzerinde yer almıyordu yani örneğin “Quincy” gibi bir sözcüğü yazamıyordunuz. Şimdi ise, Q 7 numaralı tuşta, Z ise 9 numaralı tuşta yer almaktadır.
**- WAP ve GPRS ayarlarının Nokia ve Ericsson telefonlara SMS ile gönderilmesini sağlayan protokol.




Kaynak : 