Turkcell çok uzun süredir Türk GSM sektörünün kralı. Halen de krallığından bir şey kaybetmiş değil. Karşısında Dünya devi Vodafone ile “Türk Telekom ve Cüneyt Türktan” destekli Avea var. Geçtiğimiz günlerde, Vodafone Türkiye Genel Müdürü Atilla Vitai’nin “tekeli kırdık” diyerek, pazar paylarını sırasıyla % 40-40-20 olarak açıklaması da pek inandırıcı bulunmadı zaten. % 50-35-15 gibi bir Pazar payı paylaşımı daha mantıklı olarak değerlendiriliyor.
Bir dünya devi olmasına karşın, Vodafone Türkiye’de sanki kış uykusunda. Yurtdışındaki sorunlarına, Yönetim kurulu sıkıntılarına, zarar sonucu açıklamalarına vs, o kadar dalmış görünüyor ki, globalden fırsat bulup, yerele eğilemiyor. Şirkete yakın olanlar “Vodafone Türkiye, 2008’den önce kendine gelmez” yorumunu yapıyorlar. Telsim, geçen yıl satış öncesi gösterdiği performansı ve abone yükselişini bu yıl gösteremiyor ama çaba da sarfetmiyor izlenimi var.
Çünkü Vodafone, network sorununu halen çözebilmiş değil, ihalesini bile yapamadı. % 10 belki 15 ya da 25 ucuza alacağım diye sallanıyor ve zaman kaybediyor. Ama asıl sorun, şirketin içinde “yükselen bir İngiliz-Türk ayrımı” olduğu şeklinde gözüküyor. Pazar bu durumu “2.bir Aria sendromu” olarak nitelendiriyor. Vodafone, Telsim’i, NewBurry (ya da başka bir deyişle Vodaburry)’den yönetmeye çalışıyor, üst kadrolara İngilizleri yerleştiriyor ama ne derler: “Burası Türkiye”. En azından Aria örneğinin incelenmesi iyi olmaz mıydı? Kamplaşmanın ne getirdiğini gösteren bir örnek burunlarının ucundayken bu şekilde bir strateji belirlemeleri (ya da belirlemeyip kolaya kaçmaları), üstte “yönetiyorum” duygusunu destekler belki ama öyle olur mu zaman gösterecek.
Avea ise tabiri caiz ise “bir enkaz devralmıştı”. Hala da uğraşıyor görünümünde. Bir dönemin Aycell yönetimindeki “satış yapmayı dağıtmek zanneden” bürokratlarının, devlet memurlarına bol keseden verdikleri sınırsız Aycell abonelikleri ve Berlusconi destekli İtalyan dostlarımızın “yatırım yapacağım” diyerek kendi eskilerini ülkeye kakalamaları ve arkasını da getirmemeleri sonucu, ağlanacak bir network ile kalakalan Avea’yı, “Türktan düzeltiyor” diyorlar. Kendisini tanımam ama piyasada çoğu kişinin bu tür bir inanışı var. Bu inanışın, biraz yoktan varedilen Turkcell şirketinin ilk Genel Müdürü olmasından, biraz da daha sonrasında dünya pazarlarında kendisine yer bulmasından ötürü olduğunu düşünnekle birlikte, son dönemde bana da, “az laf, çok iş” düsturu ile Avea iyi yolda gibi geliyor. En azından piyasadan aldığım izlenimler bu yönde. Avea sonunda hale-yola girmiş ve hızla yol almaya başlamış gözüküyor. Bunu cafcaflı isimlere büyük meblağlı paralar ödeyerek ses getiren reklam ve sponsorluk vermek yerine, hikayesi ve anlamı olan reklam ve sponsorluk kampanyalarına yönelmesi ile de görüyoruz.
Yazının başında da bahsettiğimiz Turkcell’e gelince, artık pazarda “vur patlasın, çal oynasın” yok. Hala kral ama yakın gelecekteki gelişmelerin, bu dengeyi bozmayacağını garantisi yok. Kulağımıza gelen söylentiler doğruysa, Vodafone’cular Turkcell için “müşteri sayısı yüksek ama içi kof. Faturalı abone sayısı ancak 1/4 ve sadakat programları da zayıf. Durum kolayca değişebilir” yorumunu yapıyorlar. Nitekim Hisse Senetlerinin hareketi sayfasına baktığınızda Turkcell’in hisselerinde bir düşüş olduğu görülüyor. Zaten, % 5,88’lik hisselerin satışının, kendi beklentilerinin % 15 altında gerçekleşmesi (toplam 129.393.197 YTL nominal değerli hisse için 590 milyon $’lık bir meblağ elde edildi) bizi aynı sonuca götürüyor.
Bu hisselerin satışı ile yeni ortaklık dağılımı şöyle olmuş;
| Turkcell Holding A.Ş. | 1,122,000,000.238 | 51.00% |
| Çukurova Investments N.V. | 64,494,842.514 | 2.93% |
| Çukurova Holding A.Ş. | 98,186,916.197 | 4.46% |
| T. Genel Sigorta A.Ş. | 1,558,452.599 | 0.07% |
| Sonera Holding B.V. | 287,632,179.557 | 13.07% |
| MV Holding A.Ş. | 84,021,712.590 | 3.82% |
| MV Investments N.V. | 27,494,257.660 | 1.25% |
| Müflis Bilka Bilgi Kaynak ve İletişim San. Ve Tic. A.Ş. | 153,999.575 | 0.01% |
| Halka Açık | 514,457,639.070 | 23.39% |
| TOTAL | 2,200,000,000.000 | 100.00 % |
Bu tabloda eskiye nazaran ne değiştiğini şu şekilde ifade edelim; Çukurova Grubu’nun % 5,88’lik hisse satışı öncesi, % 27,26 olan payı, %21,38’e düşmüş oldu (Turkcell Holding içindeki hisse dağılımı nedeniyle, bu durum yukarıdaki tablodan hemen görülemeyebiliyor). Tersine halka açık hisseler % 5,88 yükselmiş oldu. Bunun dışında bir değişim gözükmüyor.
Bu yazıyı ilk yazdığım dakikalarda henüz Turkcell Genel Müdürü duyurulmamıştı. Ben de bu yazıda, bir noktaya dikkati çekiyordum; Turkcell’in önemli bir handikapı da 5 aydır Genel Müdürsüz yönetilmesiydi.
Gerçi ülkemizin en kurumsal firmalarından birisi olması nedeniyle, Turkcell’ciler bunu esprili bir şekilde “Genel Müdür yardımcıları bile olmasa yine yürür bu şirket” şeklinde ifade ediyorlar ama KPartners tarafından yürütülen Genel Müdür arayışının ortakları tatmin etmeyişi, borsa yatırımcılarını tatminsiz bırakmış olmalı ki, % 5,88’lik satışa bakıldığında hisse fiyatları % 15 düşmüş.
Tek başına neden olmasa da, yani yatırımcıların pazardaki yeni dengeleri göz önüne aldıkları düşünülürse bile, Genel Müdürün bu kadar uzun süredir atanamayışı, açıkça şirket yönetiminde bir çekişme olduğunu gösteriyordu. Anlaşılan Yönetim Kurulu’nun seçiminde mahkemelik olan 3 ortak, bu konuda da çekişme içindeydi. Ama artık Genel Müdür ataması yapıldığına göre, bu konuda “ileriye bakalım” demekten başka söyleyecek söz kalmadı. Sn.Süreyya Ciliv’e başarılar diliyoruz ve başarılı kariyerine bakınca bu dileğimizin oluşmasının kolay olduğunu da sanıyoruz.
Son olarak bir de pazardaki yeniliklere göz atalım. Özetle, “2006 Türk GSM sektörü için kaybedilmiş bir yıldır” diyebiliriz. Ulaştırma Bakanı ve Telekomünikasyon Kurumu bu sene sözlerini yerine getiremediler. 3G, numara taşınabilirliği, MVNO ya da convergence türü gelişmeler bu yıl Türkiye’ye uğramadı. Sadece laf-i-güzaf dinledik.
Oysa o kadar çok konu var ki. Mesela 3G konusunda hiç bir tartışma duymuyoruz. Yani “kaç paraya” ya da “hangi modelle” verilecek gibi. Öyle ya, son olarak Vodafone Telsim’e 4,5 milyar verdiğine göre, mantıken 3G daha pahalı olmalı. Ama bunu ödeyecek babayiğit var mı? Geçmişte Aria ihalesi Italyan-İş Bankası ortaklığına 2,5 milyar $’a verildi ama sonrası tam bir hüsran oldu. Bu nedenle rasyonel bir şeyler olması gerektiğini sektörce öğrendik. Ya da başka bir soru “mevcut operatörler 3G konusunda bir avantaja sahip olmayacak mı?” Mesela benim düşüncem, bu konuda mevcut operatörlere –düşünülen meblağ ödenene kadar– gelir paylaşımlı bir model ile lisans vermek ve 1 adet yeni lisansı 4,5 milyar $ üstünde bir bedele satmak olabilir. Bunu almak isteyen, bu pazara girmek isteyen varsa o da değerlendirir.
Ama bunların hiçbirisi tartışılmıyor bile. Çünkü düzenleyici kurum yani Telekomünikasyon Kurumu, Ulaştırma Bakanı sözcülüğünde topu, “şu istemiyor, bu istemiyor” şeklinde taca atıyor. Ne de olsa, sektör futbol endüstrisinin en büyük sponsoru. Ondan herhalde..



Kaynak : 