Donald Trump yönetimindeki ABD hükümeti, CHIPS Yasası ve Güvenli Bölge hibelerinden yaklaşık 8,9 milyar doları Intel’de oy hakkı olmayan %9,9’luk bir hisseye dönüştürdü. Bu hamle, hükümeti Intel’in en büyük hissedarı haline getiriyor. Bu fonlama, gelişmiş çip üretimi (örneğin Intel’in 14A/18A düğümleri) de dahil olmak üzere Intel’in üretim genişlemesi için kritik bir fon sağlıyor.
Güçlü hükümet desteği ve güvenine işaret ediyor; bu da liderliği istikrara kavuşturabilir ve yatırımcı güvenini yeniden canlandırabilir. ABD hükümeti tarafına bakıldığında ise, ulusal güvenlik hedefleri çerçevesinde, yerel yarı iletken üretim yeteneklerini güçlendiriyor.
Ancak Intel’in hâlâ onaylı dış dökümhane müşterileri yok. Bu da sözleşmeli üretimde uzun vadeli hayatta kalmanın kilit faktörlerinden biri. Şirket, verim sorunları ve AMD, Nvidia ve TSMC’den gelen rekabet baskısı da dahil olmak üzere teknolojik ve uygulama zorluklarıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor.
Uzmanlar, hisse senedi takasının piyasa dinamiklerini bozduğu, siyasi müdahale riski taşıdığı ve kurumsal yönetim ile hissedar değerini zayıflatabileceği konusunda uyarıyor. Yani uzmanlar hisse senedi anlaşmasının tek başına Intel’i kurtarmaya yetmeyeceği düşüncesindeler. Zaman ve finansal destek satın alacağını, ancak Intel’in gidişatı tersine çevirmek için hala büyük müşterilere, teknolojik atılımlara ve etkili bir uygulamaya ihtiyacı olduğunu belirtiyorlar. Dolayısıyla ABD hükümetinin verdiği fon stratejik bir can simidi durumunda. Bir kurtarma paketi veya başarı garantisi değil.
CHIPS Yasası, Hibelerin Hisse Senedine Dönüşmesine İzin Veriyor mu?
ABD’de bazı avukatlar ve bankacılar, CHIPS Yasası’nın ABD hükümetinin hibeleri hisse senedine dönüştürmesine izin vermediğini ve bu nedenle Intel anlaşmasının yasal zorluklarla karşılaşabileceğini söylüyor. Orijinal CHIPS Yasası, hükümetin mülkiyet hissesi alabileceği şartı olmaksızın yerli çip üretimini desteklemek için tasarlanmıştı. İtiraz edilmesi halinde –ki dava açılma riski mevcut–, bu durumun hibe karşılığı öz sermaye düzenlemesini engelleyebileceği veya iptal edebileceği kaydediliyor.
ABD’de Biden yönetimi ve öncesinde, sübvansiyonlar mülkiyet iddiası olmadan sağlanıyordu. Potansiyel öz sermayeyi içeren yeni yaklaşım, bu modelden önemli bir sapmayı işaret ediyor. Bu değişim, koşulsuz geleneksel hibeleri tercih edebilecek sektör oyuncuları arasında endişeye neden oldu. Örneğin, TSMC’nin hisse senedi bazlı şartları kabul etmek yerine sübvansiyonları iade etmeyi düşündüğü bildiriliyor.



Kaynak : 