24 Mayıs 1844 tarihinde, Samuel Mors, Waşington ile Baltimor arasındaki telgraf hattından ilk resmi mesajını gönderdi. Ve bu basit hareket ile telekomünikasyon çağını başlatmış oldu.
Bundan 10 yıl kadar sonra, 1854 yılında, telgraf artık bir kamu haberleşme aracı haline gelmişti. Ama, henüz telgraf telleri ülke sınırları dışına taşmamıştı. Gelişmeler yavaş seyrediyordu ve ülkeler henüz kendi milli şebekelerindeki gerekli hatları birbirine bağlamaya çalışıyorlardı. Ve, bu nedenle ülkeler arasındaki telgraf haberleşmesi için her ülke ile ayrı ayrı anlaşmalar yapmak gerekmekte idi.
Bir süre sonra, bir takım zorlukları gidermek üzere, ülkeler ikili ve bölgesel uzlaşmalar geliştirmeye başladılar. 1864 yılına geldiğimizde dünya üzerinde birçok bölgesel anlaşmalar hayata geçirilmişti.
Telgraf şebekelerinin dünyanın bir çok ülkesinde artan bir hızla yayılması, zamanla 20 Avrupa ülkesinin bir araya gelerek uluslararası bağlantıları kapsayacak bir çerçeve anlaşma oluşturmalarına yol açtı. Aynı zamanda, bu grup, uluslararası bağlantıları sağlayacak ekipmanın standardizasyonu için ortak kurallar konulmasına karar verdi, bütün ülkelerde geçerli olacak ortak bir işletme klavuzu geliştirdi ve uluslararası tarife ve hesaplaşma kurallarını kabul etti.
Ve nihayet, 17 Mayıs 1865 tarihinde, iki-buçuk aylık uzun pazarlıklar sonucunda, Paris’te, bu 20 kurucu üye tarafından, ilk Uluslararası Telgraf Konvansiyonu imzalandı ve bu başlangıç anlaşmasında yapılacak yeni düzenlemeleri ve gelişmeleri yapmak üzere Uluslararası Telgraf Birliği (International Telegraph Union – ITU) kuruldu.
Ve bu 20 Kurucu üyeden bir tanesi kimdi biliyor musunuz? Koca “Osmanlı Devlet-i Alisi”. Yani, bundan tam 141 sene önce atalarımız teknolojiyi ve gelişmeyi izliyor, ve de Avrupa’yı gidiyor, en azından gidenlerin başında geliyordu.
Birinci Dünya ve Kurtuluş savaşları sonrasında Osmanlı Devleti’nin şerefli mirasını devralan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ITU’daki üyeliği de devraldı ve ITU’nun aktif üyelerinden birisi olmaya devam etti.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1947 yılında, ITU, Atlantic City’de, Organizasyonu daha da geliştirmek ve modernize etmek üzere bir konferans düzenledi. Ve, ITU, 15 Ekim 1947 de, o sıralarda yeni kurulmuş bulunan “Bileşmiş Milletler” bünyesinde yapılan bir anlaşma ile “Birleşmiş Milletler uzman kuruluşu” statüsü kazandı.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti modernize edilmiş ITU da da aktif bir üye olarak yerini aldı. Ne zamana kadar? 1951 yılına kadar. Türkiye o tarihe kadar ITU Konseyi’nin sürekli üyelerinden birisi idi. Ya ondan sonra? Maalesef, mateessüf!
Yazının devamını Alternatif Bir PP06 Değerlendirmesi – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 