Röportajın ilk 2 bölümünü
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Soru – 4 : İşe yeni alınan kişilerin telekom sektörünün dışından olduğu ve sabit hat operasyonları konusunda sınırlı tecrübe veya bilgiye sahip olduğu yönünde bazı eleştiriler var. Sizin görüşünüz nedir?
Dr.Paul Doany : Klasik sabit hat sektöründen gelen yönetimin güçlü ve zayıf yanlarını değerlendirelim.
Bu tür şirketlerin şebeke planlama, şebeke tasarımı, şebeke uygulaması ve şebeke operasyonları/bakım ihtiyaçlarından doğan geniş iş kültürü dikkate alındığında, bu şirketlerin yöneticilerinin geleneksel olarak güçlü “mühendislik” kökleri vardır.
“En düşük maliyetli” şebeke planlaması konusunda güçlüdürler. Proje yönetimi konusunda kabiliyetlidirler, şebekelerin zamanında ve bütçe dâhilinde tamamlanmasına odaklanırlar ve belirlenen şebeke kalitesi koşullarının yerine getirilmesinde başarılıdırlar. Bu özellik Avrupa’nın dev operatörleri de dâhil olmak üzere bu tür yerleşik operatörlerin hepsi için geçerlidir ve Türkiye’de bu açıdan farklı değil.
Ancak yerleşik sabit hat operatörlerinin geleneksel piyasa konumu nedeniyle yönetim, satış, pazarlama ve müşteri ilişkilerine odaklanma gereği hissetmez. Bunu, mobil operatörlere kıyasla söylüyorum. Mobil pazarı daha rekabetçi bir pazar ve genç şirketleri barındırıyor (genellikle 15 yaşın altında). Çok farklı yönetim dinamizmine sahipler ve mobil sektöründe yoğun teknolojik gelişmelerden faydalanıyorlar.
İlginçtir ki birçok mobil operatör faaliyetlerine 1990’lı yılların başında başlamış ve sabit hat operasyonlarında çalışanlardan pek fazla kişiyi işe almamışlardır. Gerçekten de mobil operatörler telsiz şebekesi planlama, BT, ürün geliştirme, pazarlama, satış, müşteri ilişkileri vb. fonksiyonlarda güçlü profesyoneller arayarak tüm sektörlerden kabiliyetli kişileri işe aldılar. Uluslar arası platformda mobil sektörde en üst düzeyde yer alan kişilere bakacak olursanız çeşitli geçmişlere sahip olduklarını görürsünüz. Tabii ki bu kişiler bugün sabit hat operatörlerinden daha güçlü, kurumsal değeri çok daha yüksek şirketler yarattılar.
Dolayısıyla, telekom dışındaki sektörlerden gelen yöneticiler konusunda şüpheleri olanlara bunun eski moda bir düşünce tarzı olduğunu üzülerek söylemek istiyorum. Ama bu düşünce tarzı beni şaşırtmıyor çünkü ben kendim en temel şebeke planlama fonksiyonlarında sabit hat operasyonlarında çalıştım ve bu şirketlerdeki iş ahlakını ve dostluğu takdir ediyorum. Yeni ve eski yöneticilerin birlikte çok iyi çalıştığı tüm Avrupa operasyonları benim görüşümü destekliyor.
Diğer sektörlerden Türk Telekom’a katılan yeni arkadaşlarımız var. Bu kişilerin mükemmel bir kariyer geçmişleri var ve Türkiye’de ve uluslar arası alanda çok önemli yöneticilik başarıları elde etmiş kişiler. Onların başarılı olacaklarına ve şirkete çok büyük değer katacaklarına inanıyorum.
Ayrıca anladığım kadarıyla Oger Telecom personelinin Türk Telekom’daki rolü ile ilgili de bazı yersiz endişeler var, bunu sorunuzda ima ettiğinizi düşünüyorum. Oger Telecom personeli Türk Telekom yönetimine “yardımcı” olmak için burada, Türk Telekom’u yönetmek için değil. Çoğunlukla “vekil” pozisyonlarında olduklarını fark edeceksiniz. Sabit hat, mobil ve yanı sıra strateji, finans, regülasyon vb. birleşik alanlar dâhil olmak üzere operasyonlarımızın çeşitli ayaklarında derin tecrübeye sahipler.
Ben Türk Telekom yönetiminin, önceki yönetim, yeni atanan kişiler ve Oger Telecom destek personeli olarak 2007 yılında TEK BİR EKİP halinde çalışacağını düşünüyorum. Bu ekibin daha verimli çalışması için şahsen daha fazla zaman ayıracağım.
İcra Kurulu seviyesinde biz tek bir ekip halinde çalışıyoruz. Ben şebeke planlama ve şebeke mühendisliği geçmişine sahibim; ancak, çok farklı ülkelerde çalışma şansına sahip oldum ve strateji geliştirme, iş planlama, satış/pazarlama ve regülasyon gibi alanlarda tecrübe edindim. Bu, bana operasyonların geneline tam olarak vakıf olma imkânı veriyor.
Ayrıca Türk Telekom’un 1980’li ve 90’lı yıllarda muazzam başarılar elde ettiğini ve dünyadaki en hızlı şebeke büyümesi süreçlerinden birini tecrübe ettiğini söylemek isterim. Bu başarılar Sayın Emin Başer’in liderliğinde elde edildi ve onun yerleştirdiği iş ahlakı şirketimizde hâlâ devam ediyor. Emin Bey’in İcra Kurulu’ndaki varlığı bizim için bir gurur kaynağı ve kendimizi bu nedenle ayrıcalıklı hissediyoruz. Kendisi şebekeler ve operasyonlar konusunda liderliği üstlenmiş durumda.
Ayrıca finans alanında yüksek becerilere sahip olan ve şirketimizde hissedarlık değerinin artırılmasına odaklanmış bulunan Sayın Doç. Dr. Metin Ercan’ın da İcra Kurulu’nda bulunmasından gurur duyuyoruz.
İcra Kurulu şirketin ileride elde edeceği başarının üç unsurunu temsil ediyor ve bu yıl ne kadar başarılı olacağımızı göstereceğiz.
Soru – 5 : Türk Telekom’da çalışan mühendis sayısı oldukça azalmış gibi görünüyor. Bazı mühendislerin yöneticilik pozisyonlarında olduğu da düşünüldüğünde, Türk Telekom’un yeni mühendislere ihtiyacı olduğunu söyleyebilir miyiz? Bu teknik güç eksikliğini nasıl telafi etmeyi planlıyorsunuz?
Dr.Paul Doany : Aslında bu konuya eğilmek için tasarlanan bir insan kaynakları planımız var.
Ancak şirketteki mühendis standardının çok yüksek olduğunu belirtmek isterim. Yönetim ekibimizin ve onlarla çalışan personelin profesyonelliği ve performansı çok etkileyici. Bütün bunlar bu ülkedeki yüksek eğitim standardından ve bu güçlü şirkette aşılanan iş ahlakından kaynaklanıyor.
Tabii ki daha fazla mühendise ihtiyacımız var. Ancak şirket ihtiyaçlarını destekleyebilecek birçok teknisyenimiz var. Eğitim programları uygulayabilir ve teknisyenlerin gerekli rolleri üstlenmesini sağlayabiliriz.
Bir sonraki bölümde Doany : Başka Bir GM Atama Planımız Yok – 4 başlığı altında Outsource ve Genel Müdürlük konusundaki görüşlerle, ayrılan eleman sayılarını bulacaksınız.
Not : Röportaj ingilizce yapılmış ve Türkçe’ye bizzat Dr.Doany’nin ekibi tarafından çevrilmiştir. Bu bölümün İngilizce versiyonunu Doany : Oger Telecom Staff is Assisting TT – 3 başlığı altında okuyabilirsiniz.




Kaynak : 