Ülkemizin telekom alanındaki hikayesi 2 adım ileri, 1 adım geri şeklinde mehteran bölüğünün hareketine benziyor. Bunun pek çok örneğini gördük ama bu yazıda size en son örnek olan SMS sitelerinin kapatılması konusunu derinlemesine anlatacağım.
Öncelikle konuya ilişkin bazı dedikoduların olduğunu söyleyeyim ama bu dedikoduları daha sonraki bir yazımda aktaracağım. Şimdilik olayın detayını inceleyelim.
Telekomünikasyon Kurumu dün yayınladığımız TK, Toplu SMS Satan Siteleri kapatıyor mu? başlıklı haberden de göreceğiniz üzere, internet erişimi sağlayan firmalara bir tebliğ gönderdi ve 8 sitenin erişime kapatılmasını istedi.
Öncelikle ifade edelim, Telekomünikasyon Kurumu’nun bu hareketi usül açısından bazı sıkıntılar taşıyor. Kendilerine bu sıkıntıları sorduk ama henüz cevaplarını alamadık. Bu nedenle de bugün size sadece sıkıntıları iletebileceğiz. TK’dan cevap ulaştığı zaman onu da yayınlıyor oluruz.
- SMS Satan Firmalar için Farklı bir lisans mı Gerekli?
Toplu SMS Satan firmalar 5-6 yıldan bu yana hayatımızda yer alıyorlar. SMS satmak da bir telekom servisi olduğu için lisans alınması çok uzak bir düşünce değil ama gerekli ise neden TK bu kadar uzun süre boyunca lisans tanımlamadı? Burayı tıkladığınızda görebileceğiniz üzere TK sayfasında bir lisans sayfası bulunuyor ama bu lisans işler durumda değil.
Hemen akla gelen soru da şu; peki TK tanımlama yapmadığı bir konuda 5-6 yıldır çalışmakta olan firmaların çalışmalarını ne oldu da aniden durdurma kararı verdi?
Ya da bu firmaların halen müşterilerine karşı sorumluluklarını yerine getirememelerinden doğacak mali ya da diğer problemleri ve mağduriyetleri çözmeye de hazırlıklı mı?
- Yurtiçindeki sitelere durdurma getirilmesinin anlamı açık değil
Internet servis sağlayıcı firmalara gönderilen tebliğ ile 8 adet sitenin kapatılması istenirken, bu sitelerin sahibi durumundaki firmalara bildirim yapılmamış durumda. Bunun nedeni ise açık değil.
Açık değil demekle kastettiğimiz, Telekomünikasyon Kurumu’nun lisansa yönelik bir sıkıntısı varsa neden ilgili firmalara gitmediği, onun yerine bu firmaların sitelerinin kapatılması için internet erişim sağlayıcılarına “kapatın” tebliğ yaptığı. Bir erişim sağlayıcı TK’nın yaklaşımını :
Bakkala gidilip, şu adam suçlu ona ekmek vermeyin deniliyor ama adama gidilip suçlu olup olmadığı sorulmuyor ya da suçlu ise gerekli işlem bildirilmiyor.
şeklinde özetledi. Tabi diğer ilginç bir husus, bu durdurma işleminin 8 siteye karşı uygulanması ve özellikle yurtdışı sitelere yönelik işlem yapılmamış oluşu. - TK’nın site kapatma Hakkı Var mı?
Telekomünikasyon Kurumu, telekom sektöründeki düzenlemeleri yapmakla görevli. Ancak bu görevler arasında site kapatma bulunmuyor. Yukarıda da işaret ettiğimiz üzere, eğer lisansa yönelik bir sıkıntı varsa bunu site kapatmak şeklinde değil, ilgili şirketle görüşmek şeklinde çözmesi gerekir şeklinde yorumlanıyor.
Telekomünikasyon Kurumu henüz TBMM’de olan yeni bilişim suçları yasa tasarısına göre, gecikilmesinde sakınca olan durumlarda sakıncalı içerik (çocuk pronosu gibi) durdurma yetkisine sahip olacak ama bu henüz geçerli değil ve bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de site kapatmak şu anda ancak mahkemeler kanalıyla yapılabilir.
Sektörel bir araştırma olmamakla birlikte Türkiye’de aylık gönderilen SMS miktarının 100-150 milyon adete ulaştığı sanılıyor. Konuyla ilgili olarak düşüncelerini sorduğumuz toplu SMS satıcıları ise, yurtdışı toplu SMS satıcısı siteleri hatırlatarak :
Ne yapmamız isteniyor? Elimizde ciddi bir müşteri portföyü var. Bu şekilde bir uygulama bizim yurtdışı ile anlaşma yapmamız ve tüm kazancı dışarıya taşımamız şekline de dönebilir. Yapılmak istenen bu mudur? Telekomünikasyon Kurumu’nun görevi çalışan sistemleri durdurmak mıdır? Önünü açmak mıdır?
şeklinde konuşuyorlar. Bu firmalara göre, sistemin değişmesi ile müşteriler ;
- Daha ucuza alamayacaklar
- Karşılarında muhattap bulmakta eskisine nazaran daha zorlanacaklar
- Esnek çözümler üretilemeyecek
- Kuvvetle muhtemel yeni bir GSM aboneliğine zorlanacaklar
Buna karşın GSM firmaları :
- Daha önce hiç tanımadıkları bilmedikleri bir müşteriye fatura kesip, tahsilat riskini alacaklar
- Operasyon olarak her çözüm için call centerlarında birden fazla yetkili, fatura kesebilmek için ilave kaynak, ilave posta vs gibi giderler üretecekler. Bunların hepsi son kullanıcıya ilave maliyet olarak yansıyacak. SMS maliyetlerinin son kullanıcı için halihazırda sesten daha pahalı olduğunu düşündüğünüzde durum daha da vahimleşiyor
- Müşteri sayıları artmayacak. Aksine muhtemelen artış hızı yavaşlayacak. Dikey olarak pazarlama ağını daha alt kademelere indirmek mümkün olmayacak. Artan maliyetler ve azalan marjlar yüzünden çözüm ve satış ortaklarına paylaştıracak bir gelir kalmayacağı için Pazar küçülecek.
- SMS Gelirleri muhtemelen azalacak
- Çözüm ortaklarının yaratıcılıkları kısıtlanmış olacak ve dolayısıyla bu konuya ilgileri de zayıflayabilecek.
Biz de baktığımızda işleyen bir sistemin aniden durdurulmak istenmesinin amacını anlayamadık ve düşünmeye başladık; acaba Telekomünikasyon Kurumu neler olabileceğini hesapladı mı? Bu kadar senedir işleyen sistemin durdurulması yerine lisans hazırlığı yapıldıktan sonra hala lisans almayan kalır ise onların durdurulması yoluna gidilmesi daha akılcı bir çözüm olmaz mıydı?
Eğer 3.Şahısların Telekom Hizmeti Satması Yasaksa, Kontör Satışı da SMS gibi Lisans ile mi Yapılmalıdır?
Konuyla ilgili bir yorum da, kontör satışı konusunda geldi. Buna göre bir anlamda “SES hizmeti satışı” yani telekom hizmeti olan kontör satışlarının da bayiler, bankalar ya da Migros gibi firmalar tarafından yapılması SMS satışı ile aynı kapsamda alınması gerekmez mi diye soruluyor:
Karşılığında bankaların ya da diğer satıcıların ve de operatörün bizzat kendisinin herhangi bir fatura ibraz etmediği bu satış aslında bir telekom hizmeti satışı olmuyor mu? Bu durumda mesela Garanti Bankasının ya da Carrefour ve Migros’un TK’dan yetki belgesi / lisans alması gerekmiyor mu? Bu satışı yapan bankalar ya da kurumlar kar amacı gütmeden mi bu satışı yapıyorlar? Bu firmaların yaptığı satış bir anlamda SES hizmeti satışı değil midir?
Bu da ilginç bir yaklaşım. Doğal olarak TK’nın buna vereceği yorumu da merak ediyoruz tabi ki.
Eğer Yetkilendirma Yapılacaksa, Sistem Değişikliği Yapılmadan Önce Çıkartılmalıdır
Sonuç olarak bu tarz bir girişimden hiçbir tarafın kazancı olmadığı düşünülüyor. Yapılması gereken yetkilendirme için gerekli kuralları bir an önce belirlemek ve bu firmaları yasal bir zemine oturtarak hizmet vermelerini sağlamak, daha sonrasında ise hizmet kalitesini denetlemek.
Aslında bakıldığında ülkemizde bu hizmete soyunmuş firmaların yurtdışındaki emsallerinden aşağıda kalmadığı ve hatta kendi haline bırakılmış bu alanda daha üstün, daha gelişmiş ve daha yetenekli çözümler sunduğu da bir gerçek.
Pazartesi günü bu konuda bir hukukçu görüşü sunacağız.



Kaynak : 