İtalya Başbakanı, Avrupa’nın küresel ekonomide gerileyen yerini “Amerika yenilik yapar, Çin taklit eder, Avrupa düzenler” cümlesi ile eleştirdi. Kıtanın ekonomik durgunluğu 15 yılı kapsıyor; Deutsche Bank hesaplamalarına göre bu, Sanayi Devrimi’nden bu yana muhtemelen en uzun dönem. Bu durgunluk, sanayisizleşme baskılarını, Rusya’nın gaz kesintisi sonrası enerji krizini, demografik düşüşü ve düzenlemelerin aşırılığını yansıtıyor.
Ukrayna savaşı sonrası enerji sorunu, pahalı LNG’ye bağımlılık, ucuz Rus boru hattı gazının kaybı ve parçalanmış enerji politikaları sonucunda, bölgenin Aşil topuğu haline geldi. Bu durum, Avrupa’nın ağır sanayi rekabet gücünü (kimyasallar, çelik, otomotiv) zayıflatıyor.
Alman ekonomisi 2017 sonundan bu yana sadece %1 büyürken, ABD’nin %19’luk büyümesi dikkat çekici. Endüstriyel elektrik maliyetleri, Almanya’da üç kat, Birleşik Krallık’ta ise Amerikan fiyatlarının dört katı yüksek seyrederek, caydırıcı hale geldi. Kıtanın piyasa değerine göre en büyük şirketi SAP, şu anda küresel sıralamada sadece 28. sırada yer alıyor.
Kişi başına düşen GSYİH farkları önemli ölçüde arttı: ABD’de yıllık 86.000 dolar, Almanya’da 56.000 dolar ve Birleşik Krallık’ta 53.000 dolar. Transatlantik gelir farkı, modern tarihte hiç olmadığı kadar büyük. Amerikalılar daha ucuz enerjinin, daha güçlü teknoloji sektörünün, daha agresif inovasyonun ve sermaye piyasalarının keyfini çıkarıyor. Avrupalılar daha yüksek vergiler, yaşlanan nüfus, pahalı enerji ve dijital/yapay zekaya daha yavaş adaptasyonla karşı karşıya.
Uzay, Avrupa’nın derin teknolojideki genel zayıflığının bir göstergesi. Avrupa’nın küresel ekonomik çıktıdaki payı 2005’ten bu yana %33’ten %23’e düşerken, uzay fırlatma kapasitesi neredeyse çöktü. ABD’nin 100’den fazla ve Çin’in 40 roket fırlatmasına karşın Avrupa bu yıl sadece dört roket fırlatabildi. Bu, bir zamanlar Ariane/ESA ile güçlü olan Avrupa’nın, stratejik özerklik, askeri kapasite ve ileri teknoloji ekosistemlerini tanımlayan bir sektörde nasıl geride kaldığını gösteriyor.

Avrupa Tüketicileri Korurken, İnovasyonu Boğuyor mu?
Meloni’nin “Amerika yenilik yapar, Çin taklit eder, Avrupa düzenler” esprisi, yaygın bir algıyı yansıtıyor: Avrupa, küresel ölçekte teknoloji şampiyonlarından yoksunken bürokratik düzenlemelere (GDPR, Yapay Zeka Yasası, rekabet hukuku) saplanmış durumda. Bir zamanlar Avrupa’nın gözbebeği olan SAP, piyasa değeri açısından küresel olarak artık 28. sırada. Apple, Microsoft, Nvidia veya hatta Tencent’in Avrupa’daki muadili yok.
Avrupa bir “müze ekonomisi” haline geliyor. Zengin ama durgun, geçmiş altyapıyla yaşıyor. Kilit öncü alanlarda geride kalmış durumda yani yapay zeka, yarı iletkenler, uzay, savunma teknolojisi. Avrupa tüketicileri koruyor ama çoğu zaman inovasyonu boğduğu iddia ediliyor.
Üstelik, Avrupalı ülkeler daha az genç işçiye sahip yaşlanan toplumlar durumunda.
Avrupa küresel ağırlığını kaybediyor; çökmüyor, ancak ABD dinamizmine ve Çin’in devlet odaklı genişlemesine kıyasla yavaş yavaş aşağı doğru kayıyor. “Düzenleyici bir orta güç” olma riskiyle karşı karşıya: Endüstriyel ateş gücünden yoksun bir kural koyucu haline geliyor. Böylece, ABD’nin teknoloji hakimiyeti ile Çin’in üretim/ölçek hakimiyeti arasında sıkışmaya doğru gidiyor.



Kaynak : 