Telekom sektörü, 1900’lü yılların nerdeyse tamamını geleneksel yoldan aldıktan sonra, 21.yüzyılda yeniden şekilleniyor. Bu şekillenmeyi, geleneksel firmalarla, yeni nesil Telekom firmaları arasındaki savaş belirliyor.
Yeni nesil firmalar, eski firmaların sağladıkları olanakları kullanarak hizmet verirken yükseliyorlar. Buna karşılık eski firmalar ellerin tuttukları gücü kaybetmemek üzere savaşıyorlar. Ancak eski firmaları tehdit eden sadece yeni Telekom firmaları değil, yanı sıra medya şirketleri de rakip haline geldiler.
Mobilliğin artışı ise bir başka tehdit olarak gözüküyor. İşte bu noktada herkesin üzerinde fikir birliği sağladığı bir husus, sabit hat sektörünün bir geleceği olacaksa bu gelecek geniş-bantta ile var olacak.
Yankee Group’un tüketici araştırma direktörlerinden Anette Schaefer, genişbant savaşını, gerillalar (Google, Skype ve Vonage gerillaları) ile emperyalistler (AT&T, NTT, BT ve çalışma grupları) arasında bir savaş olarak tanımlıyor. Bu savaşta “gerillalar”, sabit hat piyasası aktörlerini en hassas noktalarından yani ses ve VAS gelirlerinden, içerikten ve hatta yükümlülüklerinden vuruyorlar.
Bu konuda ilginç bir yorumu ABD’deki Columbia Üniversitesi İşletme Fakültesi profesörü Eli Noam yapıyor. Noam 20 yıldan beri uygulanmakta olan kamusal telekom politikalarının, artık gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyor.
Noam, çevreleri yüklenici altyapısını kullanan küçük firmalarca sarılı az sayıda büyük firmanın varlığının telekom sektörü gibi network-etkileşimli endüstrilerin doğasında var olduğunu söylüyor. Ancak bu networklere erişim gittikçe sınırlandırılmakta. Bu durum özellikle ölçek ekonomilerin büyüdüğü networkler ile düşüşün yaşandığı içerik bir araya getirildiğinde ortaya çıkıyor. Noam şöyle diyor :
Binlerce bağımsız firma ve on milyonlarca kullanıcı durmaksızın içerik üretiyor. ve hepsi de kısıtlanmamış ve ucuz network erişimi istiyorlar. Bu içeriklerin üreticileri ve tüketicileri güçlü pazar etkinliğine sahip bir networkle karşılaştıklarında ise “net nötralliği” olarak bilinen ayrımcılık yapmayan, ucuz erişim argümanları politik olarak yankılanmaya başlıyor. Bunun sonucu olarak da erişim, kalite ve fiyatlandırma da düzenleyici yasalar meydana geliyor.
Bu fikirler, yirmi yıl kadar önce Ofcom, OFTA ve diğer düzenleyiciler ilk kurulduklarında pek de düşünülmeyen konular ama bugün artık gündemimizde bunlar var. Diğer yandan toptan satış her yerde sorunlu.
Bu arada, endüstrinin yeni teknolojileri kullanarak bu sorunu aşma olasılığını da göz ardı etmemek gerekiyor. Cisco, Allot ve Sandvine gibi sağlayıcılar geniş-bant ilk çıktığında taşıyıcıların network trafiğini yönetmelerini sağlayan ürünleri ile öncü ve baskın durumdaydılar, şimdi ise takip ve şekillendirmede iyiler.
Özet olarak, Telekom dünyasının değişmesi söz konusu. Ancak bu değişiklik için zihniyet değişikliği gerekiyor. Bunun için sektörün eskileri ile yenileri savaşıyor. Ancak bu savaşta, pazarı şekillendirmesi, yeni firmaların pazarda filizlenip büyümelerini sağlamaları beklenen ve bu amaçla kurulan regülatörler yani düzenleyiciler, bunun yerine eski tekel firmaları koruma görevini daha öncelikli benimsiyorlar. İşte bu nedenle telekom sektörünün gerçek büyümeyi yakalayabilmesi için hala biraz süreye ihtiyaç var.



Kaynak : 