Kablo TV şebekesi üzerinden genişbant internet erişimi sağlayan Kablo İnternet, AB ülkelerinde ve gelişmiş ülkelerde tüketicilerin genişbant internetten yararlanması için önemli bir imkan olmaya devam ediyor. Kablo İnternetin ADSL’in önemli bir rakibi olması bu ülkelerde tüketicilere seçme şansı tanıyor ve rekabetin gelişmesine yardımcı oluyor. Türk tüketicileri ise, 2.5 milyon adrese ulaşan kablo şebekesinin getireceği bu büyük imkandan yararlandırılmamaya devam ediliyor.
OECD’nin 2006 sonu genişbant istatistiklerine göre Türkiye 30 ülke arasında 29. sırada yer alıyor. Genişbant erişim teknolojilerine göre Türkiye’de DSL %3,8, Kablo, fiber ve diğer tüm erişim yüzdeleri 0 olarak gösterilmiş, nüfusa göre genişbant oranı ise %3,8 olarak belirlenmiştir. Bu konuda OECD ortalamaları şöyledir; DSL %10,5, Kablo % 4,9, Fiber %1,1, diğer %0,3 ve nüfusa göre genişbant oranı %16,9 dır. Bu rakamlar bize genişbant konusunda Kablo imkanımızı hiç kullanmamış olduğumuzu gösteriyor.
Kablo konusunun bir başka önemi ise, Kablo şebekesinin telefon şebekesinin en önemli rakibi olması ve Telekomünikasyon alanında serbest rekabetin tesis edilmesi açısından da büyük önem taşımasıdır. Türk Telekom’un özelleştirilmesi ile ilgili 4.8.2004 tarihli Rekabet Kurumu raporunda şu ifadeler yer alıyor;
….. Türk Telekom’un bu hali ile bir bütün olarak devri, şebeke erişim hizmetlerinde halihazırda kablo TV altyapısı ile yerel telefon şebekesinden oluşan çifte tekelin devamına yol açacak ve altyapılar arası rekabetin tesisi hedefiyle tamamen zıt bir uygulama oluşturacaktır.
……Bu çerçevede, kablo TV altyapısının ve (bu altyapı hariç) Türk Telekom’un farklı teşebbüslere satılmak suretiyle özelleştirilmesi gereği sonucuna ulaşılmaktadır.
……Kablo TV şebekesi bu manada yerel telefon şebekesinin en büyük alternatifi durumundadır.
…… Kablo TV altyapısı, ses, internet, veri, multimedya hizmetlerinin sunulmasında yerel telefon şebekesi operatörünün tekel konumuna sahip olması veya tekelci uygulamalarda bulunmasına karşı nitelik ve nicelik bakımından en önemli caydırıcı unsurdur. Keza işletmeciler, bu altyapının durumuna göre yerleşik telefon operatöründen temin edebilecekleri ŞEBEKE ERİŞİM HİZMETLERİNİ kablo TV operatöründen temin edebilecekleri erişim hizmeti ile ikame edebilecek, yüksek fiyatlar veya kalitesiz bir hizmet ile karşılaşmaları durumunda tercihlerini kablo TV operatöründen hizmet temin etme yönünde kullanabilecektir.
Çok ayrıntılı olarak ve rekabet şartlarını tüm yönleri ile incelemiş olan bu rapordan yaptığımız kısa alıntılardan anlaşılacağı gibi, kablo şebekesi telekomünikasyon alanında rekabetin gerçekleştirilmesi için çok önemlidir ve Türk Telekom’dan ayırılarak derhal özelleştirilmelidir.
Bu arada 2.5 milyon adrese ulaşan kablo şebekesinin Türk Telekom (o zamanlar bir devlet kuruluşu idi) ve Türk Telekom ile gelir paylaşımı sözleşmesi imzalamış olan şirketler tarafından kurulduğunu ve kablo şebekesi Türksat’a devredildiği sırada bu gelir paylaşımı sözleşmelerinin devam etmekte olduğunu hatırlatmakta fayda var.
Kablo TV şebekesinin 2005 yılında Türk Telekom’dan ayırılarak Türksat A.Ş.’ye devredilmesinden sonra, Türksat’ın neler yaptığına bir bakalım isterseniz.
- Türksat ilk iş olarak gelir paylaşımı sözleşmelerini yargıya taşımış, Telekomünikasyon Kurumundan Kablo TV işletme lisansı alan gelir paylaşımı şirketlerinin çalışmasını ve yatırım yapmasını engellemiştir.
- Türksat bu yolla gelir paylaşımı şirketlerine yatırım yaptırmadığı gibi, kendisi de Kablo şebekesine hiçbir yatırım yapmamıştır. Bunun sonucunda;
- 2005 yılında yaklaşık 40 bin olan Kablo internet abone sayısı, 2007 yılında yaklaşık 29 bin’e düşmüş, bu arada 2005 yılında 1.5 milyon olan ADSL abone sayısı 3.6 milyona ulaşmıştır.
- Kablo TV hizmeti sayısal yayıncılığa geçememiş, 2005 yılında yaklaşık 1,2 milyon olan Kablo TV abone sayısı yerinde saymış, kablo telefon hizmeti abone sayısı ise çok küçük kalmaya devam etmiştir.
- Bir çok alanda lisans alarak faaliyet gösteren yeni işletmeciler, kablo şebekesinin imkanlarından yararlanamamış, kablo şebekesi Rekabet Kurumunun raporunda önemle üzerinde durduğu, “rekabetin tesis edilmesi” amacına uygun olarak kullandırılmamıştır.
Bu durumda kablo şebekesinin ülke ekonomisine kazandırılması, özelleştirmeden elde edilecek gelirin daha fazla düşürülmemesi, tüketici yararının korunması ve rekabet koşullarının iyileştirilmesi amaçları gözetilerek, yapılacak işler vardır ve bu işler ACİL’ dir. Bu ACİL işler için, yetkili / sorumlu kurum TELEKOMÜNİKASYON KURUMU’ dur.
Bu konuda, devam eden hukuki sorunlar engel olarak düşünülemez.. Telsim’in özelleştirilmesinden önce Motorola ve Nokia ile yaşanan büyük uluslararası hukuki ihtilaflar bile aşılmış ve Telsim başarıyla özelleştirilmiştir.
Kablo TV şebekesiyle ilgili olarak da, önce ACİLEN “yetki ve sorumluluk kimde ?” sorusu sorulmalıdır; bu sorunun cevabı ile yetki ve sorumluluğun nerede yoğunlaştığı görülür; sonra da çözüm yolu bulunur.
Konuyla ilgili yorumlarınızı aşağıya ya da turk-internet.com Bloguna kaydedebilirsiniz.



Kaynak : 