Son 1-2 haftadır Amerikan Borsalarında meydana gelen ve etkileri IMKB (İstanbul Menkul Kıymetler Borsası) dahil dünya borsalarına da yansıyan, “mortgage” yani “ev kredileri” sorunu ve ekonomik çalkantıları biliyorsunuz. Bu çalkantıların, Telekom-bilişim sektörüne etkilerini biz de takip etmeye ve sizleri de bilgilendirmeye gayret ediyoruz.
Haftasonu kapanışı olan bugün, Amerikan borsalarındaki teknik hisselerin durumu gayet başarılı olarak değerlendirildi. İnternetnews.com’a göre, Amerika’da ev satışları yeniden ve beklentilerin üzerindeki sayıda başladığı için Amerikan ekonomisini bir krize sürükleyecek olan kredi pazarı sorunları ve korkuları şimdilik rahatlamış gözüküyor.
Apple (borsa kartı), Intel (borsa kartı), EMC (borsa kartı) ve Oracle (borsa kartı), hisseleri Amerikan Borsalarını, yükseğe çeken hisseler arasında ilk sıralarda yer aldı.
Dell (borsa kartı), hisseleri gelecek Perşembe açıklanacak olan çeyrek dönem kazançlar raporundan önce % 1,8 yükseldi.
Bu arada NYSE borsasında Turkcell de (borsa kartı) % 2,6 yükseldi.
Borsa işaretini gelecek hafta “JAVA” olarak değiştirmeyi planlayan Sun (borsa kartı), % 1,6 yükseldi.
MetroPCS ve Leap Wireless firmaları birleşme spekülasyonları nedeniyle yükseldiler.
Nasdaq (Amerikan Teknik Borsası) 35 puan alarak 2576’ya, S&P 500 puan alarak 1479’a, Dow 143 çıkarak 13,378’e yükseldi. New York Borsasında (NYSE) işlem hacmi 2.52 milyara ve Nasdaq’de 1,66 milyara geriledi.
Amerika’da Mortgage Krizi
İstanbul Üniversitesi, İşletme Fakültesi Finans Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Ali Hepşen, Amerika’daki krizi Subprime kredilerindeki sıkıntı olarak tanımlıyor :
Amerika Birleşik Devletleri’nde konut kredisi talep eden kesimi 3 segmente ayırmak mümkün: Subprime (alt gelir grubu), Near Prime (orta gelir grubu) ve Prime (üst gelir grubu). Kişiler gelirleri doğrultusunda segmentlere
ayrılmakta ve ona göre belirlenen faiz oranları üzerinden krediler açılmakta.
Özellikle ABD başkanı George Bush’un 2004 yılında yeniden başkan seçilmesi ile birlikte, subprime grubunun da konut edinebilmesi için vergi avantajları gibi birtakım kolaylıklar getirildi. Subprime grubuna açılan kredilere çoğunlukla ilk 2 yılı sabit faiz ödemeli, geri kalan yıllarda ise piyasa faiz oranlarına endeksli değişken faiz uygulanmaktaydı.
Durum böyle olunca, 2004 yılından 2006 yılına kadar geçen dönemde ABD faiz oranlarının % 1,5’lardan %5’e doğru hareketlenmesi, kredi kullanan subprime
grubunu etkilemedi. Ancak, 2006 sonlarıyla birlikte alınan kredilerin yapısı sabitten değişkene dönünce ve kişilerin gelirleri de aynı dönem içerisinde artmayınca, kredi geri ödemelerinde zorluklar çıktı.
Kredilerin geri ödemelerinde sorun çıkınca, bu tür kredileri teminat göstererek yeni kredilere para bulmak için menkul kıymet ihraç eden kurumlar da zora girdi. Ve tabi en önemlisi bu zincirin son halkası olan, bu tür menkul kıymetleri satın alan hedge fonlar da finansal sıkıntıyla karşılaştılar.



Kaynak : 