A.B.D.’nin Kissimmee – Florida kentinde düzenlenen IT Altyapısı Operasyonlar ve Yönetim Zirvesi’ne gelirken sanallaştırmanın yaygın bir tema olacağının bilincindeydim. Ancak bu temanın bir nevi “bir oda dolusu insana bir taş fırlat, kesin sanallaştırmayla ilgilenen birine çarpar” şeklinde gerçekleşeceği hiç aklıma gelmezdi.
Pazartesi sabahı Gaylord Palms Kongre Merkezi’nde birlikte kahvaltı ettiğim ve konferansta tanıştığım ilk kişi olan Dave McKnight, Güney Carolina Greenville’deki Bob Kones Üniversitesi’nde görevli bir IT operasyon uzmanı.
McKnight bana kendisini bu kongreye çeken şeyin sanallaştırma olduğunu anlattı. Jones ve IT çalışanları, değişik Windows ve Linux iş-yüklerini dağıtmaya yarayan IBM’in Sanallaştırma Motoru’ndan (Virtualization Engine) edindikleri mantıksal kısımlama sayesinde 12 farklı sunucudan gelen iş-yüklerini 3 adet IBM p550 çift-çekirdekli sunucu üzerine toplayabilmişler.
Bu durumun McKnight’a sağladığı en büyük imkanlardan birisi ise veri-tabanı test uygulamalarını çalıştırma imkanı. Bu kadar büyütülecek bir şey gibi gözükmüyor değil mi? Ama işler pek de sandığınız gibi değil.
Yine aynı sabah konferans sırasında Gartner analizcilerinden Tom Bittman sanallaştırmadaki en temel hedeflerden birisinin veri-tabanı uygulamaları olduğunu açıkladı.
Bu sıradan bir deja vu sahnesi de değildi, zira konferansta geçirdiğim sonraki iki gün boyunca da yeni milenyumun yüksek teknolojisinde anahtar tema olarak “sanallaştırma” teması adeta defalarca beynime kazındı.
Ancak sanallaştırmanın pazar potansiyelinin sadece yüzde 4’üne ulaştığı veya sanal sunucuların idaresinin hızla yayıldığı ve bu sanal makinelerin güvenliklerinin çok zayıf olduğu yönündeki Gartner iddiaları üzerine düşüncelerimle bu yazımda sizleri iyice sıkmak istemiyorum. Bu başlıkları başka bir yazıda inceleyeceğim.
En Büyük 4 Şirket Şu Anda Zirvedeler, Ama Daha Ne Kadar Zirvede Kalabilirler?
Gartner analizcilerinden Dona Scott’ın, konferansın IT operasyonları yönetimi oturumunda ifade ettiği bir şey gerçekten de ilgimi çekti. Scott, 10 milyar dolarlık operasyon yönetim yazılımı pazarının yüzde 55’ini IBM, HP, CA ve BMC ellerinde tutmalarına karşın, söz konusu bu firmalara ait gereçlerin entegrasyon eksiklikleri ve kullanım zorlukları konusunda pazarda pek çok şikayet bulunduğunu belirtiyordu.
Scott “Lider yazılım sağlayıcıları işbirliğine gitmedikleri müddetçe pek çok poatnsiyel açık söz konusu olacaktır,” dedi.
Bu sorun, büyük ayak izlerine sahip olan ve kalan yüzde 45’lik pazar payında rekabet için çoktan kendi yönetim yazılımlarını desteklendirmiş olan Microsoft, Oracle, EMC, Symantec ve SAP’nin ekmeğine adeta yağ sürüyor.
Scott ayrıca BMC’nin rekabeti sürdürebilecek kadar büyük olmayabileceğini ve diğer firmalarca satın alınabileceğini belirtti. Rakip firmalardan birisi öne çıkıp portföylerini ileri değişim yönetimi veri-tabanı yazılımı ile kayda değer oranda pekiştirmek için BMC’yi satın alabilir. Scott daha sonra ise Oracle’ın RAC ve grid (ızgara) yazılım ile yaptığı çalışmalar sayesinde pazar liderlerinden birisi olma yolunda yüzde 50’lik bir şans yakaladığını belirtti.
“Oracle şu anda tüm diğer yazılım alanlarında satın alımlar yapmakta, dolayısıyla pazardaki ayak izlerini arttıracak olan bu alanda niye satın alımda bulunmasınlar ki?”
İşlem-kitabı otomasyon (RBA) yazılımı üreten Opalis firmasının yönetim kurulu başkanı olan Todd DeLaughter’a bu konu hakkında sorular sordum. Opalis BMC ile yakın bir ortaklık kurdu ve BMC’nin Patrol paketi ile birlikte çalışmak üzere bir entegrasyon paketi geliştirdi.
Hiçbir yönetim kurulu başkanı satın alımlar hakkında konuşmak istemez, özellikle de IT işlem otomasyonunda gelişen bir pazar olan RBA gibi önemli bir alanda küçük bir başlangıç yapan bir şirket yönetiyorlarsa. HP’nin güvenli sınırlarını Opalis’i yönetmek üzere terk etmiş olan DeLaughter da bu durumun bir istisnası değildi.
DeLaughter konferans salonundaki görüşmemizde bana “Bu kesinlikle yorumda bulunmak istediğim bir konu değil,” dedi.
“Ancak Oparis’te bulunduğum altı ay içerisinde şunu gördüm ki, IT işlem otomasyonu üzerine bir müşteri ile genel bir görüş alış verişinde bulunmak enteresan bir olgu. Ancak BMC, VMware veya BladeLogic gibi hali hazırdaki yönetim sağlayıcıları ile kendi ortamlarında IT işlem otomasyonu tahsisi başlatabilirseniz bu tahsis söz konusu şirketlerin de değer önermelerini genişletmeye yardımcı olacaktır. Eğer bir birleşme meydana gelirse bu birleşme kendi başının çaresine bakmayı bilecektir ve bu konudaki kombinasyonların neye benzeyeceği konusunda henüz bir fikrim yok.”
DeLaughter’ın bu sağlayıcılardan isim vererek bahsetmesi oldukça ilginç. Yoksa bu bir satranç hamlesi mi? BMC Opalis’i alıyor ve Oracle da BMC’yi alıyor. Böylece Oracle IBM, HP ve CA’ya şah mat mı demiş oluyor? Enteresan bir beyin jimnastiği.
En Havalı Soğutma Teknolojisi
Söz konusu konferansta en havalı soğutma teknolojisi ödülü SprayCool’a verildi. Evet gerçekten de garip ama şirketin ismi bu.
20 yıl önce tanklar gibi askeri makineleri soğutmakla işe başlayan SprayCool, sıvı soğutma seçeneği sunan IBM’in Cool Blue, HP’nin Dynamic Smart Cooling ve Sun’ın Blackbox teknolojilerinden oldukça farklılık gösteriyor.
SprayCool’un pazarlama müdürü Patchen Noelke, bana işlemci ünitelerine bir sürü tüpün girip çıktığı bir raf dolusu Sun, IBM, Dell ve HP Blade sunucu içeren bir veri-merkezi gösterdi.
Tüplerden birisi bir soğutucu ile işlemciyi spreyliyor, daha sonra sıvıyı emiyor ve tekrar kullanılacağı ısı değişimi bölümüne gönderirken gaz hala getiriyor. Bu sıra dışı yöntem, sunucu rafından ısı sızmasını yüzde 30 ila 40 civarında azaltıyor.
Gartner analizcilerinden Michael Bell bu konu hakkında “Yani IBM, Sun ve HP markalarının tümü sunucunun etrafındaki havayı soğuturlarken, SprayCool şasi içi soğutma seçeneğini müşterilere sunuyor. Ve bu seçenek Gartner’ın veri-merkezi soğutmasında ve güç yönetimi kadranında başarıyla kullanılmaktadır,” dedi.
Söz konusu yaklaşım karşısında açıkça büyülenmiş olan Bell “Aslında SprayCool teknolojisi, işlemci üzerine yalıtkan bir sıvı püskürtüyor. Bunun delilik olduğunu düşünebilirsiniz ancak sonuca ancak gözlerinizle görürseniz inanabilirsiniz,” dedi.
“Bu sıcak sıvı daha sonra sunucu rafının tabanında bulunan ve buz-sıvı karışımı bulunduran bir ısı transfer ünitesine gidiyor. Bu buz-sıvı karışımı daha sonra tekrar çevrime sokularak çiplerin üzerine püskürtülüyor.”
Gerçekten enteresan olan bir başka şey ise sunucularınızı SprayCool’a uyumlu hale getirmek için değiştirmek zorunda olmamanız. İşte bu yüzden Bell ve Noelke, IBM, Sun, HP ve Dell gibi orijinal ekipman üreticilerinin de kendi makinelerinde söz konusu teknolojiyi rahatlıkla kullanabileceklerini belirttiler.
Büyük bir ihtimalle söz konusu teknolojiden ilk yararlanan Dell olacaktır, zira firmanın hali hazırda sırtını yaslayabileceği bir güç ve soğutma teknolojileri mevcut değil. IBM, Sun ve HP kendi soğutma çözümlerini sunduklarından, söz konusu teknolojiyi kullanmakta biraz daha muhafazakar davranacaklardır.
Dell SprayCool şirketini satın alarak güç ve soğutma güvenilirliğini bir anda kayda değer bir şekilde arttırabilir. Söz konusu teknoloji aynı zamanda şirketin eski şaşalı günlerine dönmesine de yardımcı olabilir. Ancak Dell elini çabuk tutsa iyi olur, çünkü benzeri bir teknoloji henüz var olmadığından birisi mutlaka bu şirketi eninde sonunda satın alacaktır.



Kaynak : 