Röportajın ilk bölümüne burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Bir de bloklanan, kapatılan siteler oluyor. Bugüne kadar bunların durumu neydi?
Avukat Gökhan Ahi : 5651 sayılı yasaya kadar, siteye erişim engellenmesi konusunda yasal bir düzenleme yoktu. Mevcut engelleme kararları ise genel hükümlere göre veriliyordu. Ancak, Anayasa’da teminat altına alınan haberleşme özgürlüğü ve fikir ifade özgürlüğü bağlamında bakıldığında, sitelere erişimin engellenmesi kararları Anayasa’ya aykırıydı. Çünkü, zikrettiğimiz bu iki temel özgürlük sadece ve sadece kanunlarla sınırlanabilmektedir. Hal böyleyken, erişim engelleme kararları, sadece kanunla sınırlanabilen bir özgürlüğün kısıtlanması dolayısıyla Anayasa’ya aykırılık sorununu ortaya çıkardı.
Yeni kanunda TK İletişim başkanlığı (TİB) dışında, mahkemelerin kapatma yapamayacakları belirtildi. Bu konuyu açabilir miyiz?
Avukat Gökhan Ahi : Konusu suç teşkil eden bir içerikten dolayı, sunucusu yurtiçinde olan siteler için sadece mahkemeler kapatma kararı verebilecek. TİB’in görevi mahkeme kararını uygulamaktan ibaret olacak.
Kanunda sadece iki suç için (çocukların cinsel istismarı ve müstehcenlik) istisna tanınarak, bu suçlar için mahkeme kararı olmaksızın da TİB engelleme kararı verebilecek.
Ayrıca, kanunda sayılan 8 adet suçun yurtdışından yayın yapan bir siteden işlenmesi halinde de mahkeme kararı aranmadan TİB engelleme yapabilecek. Kaynağı yurtdışında bulunan bir çok site için bu durum oldukça sakıncalı.
Yurtdışından sunulan, Türkçe içeriği bulunan ve Türkiye için yayın yapan bir site mahkeme kararı olmaksızın TİB tarafından erişime kapatılabilecek.
Yeni kanunun internet servis sağlayıcıları ve yer sağlayıcıları açısından getirdiği mecburiyetleri yorumlar mısınız?
Avukat Gökhan Ahi : Yeni kanun internet erişim sağlayıcılarına sadece trafik verisi tutma zorunluluğu getiriyor. Bu bilgilerin tutulma süresi ise 6 ay ila 2 yıl arasında olacak. Bu sürenin tam olarak ne kadar tutulacağı yönetmelikle belirlenecek.
Şimdilerde bu sürenin ne kadar olması gerektiği tartışılıyor. Yer sağlayıcılar yani hosting firmaları için sınırlı sorumluluk hali düzenlendi. Kendi bünyesinde barındırılan sitelerden suç teşkil eden yayınları kontrol etme zorunluluğu olmayan yer sağlayıcılar, durumdan haberdar edilmeleri ve teknik olarak imkanları olmaları şartıyla, suç teşkil eden yayını kaldırmak zorunda olacaklar.
Bu kanunun bu halini AB’deki ya da Amerika’daki kanunlarla kıyaslayabilir misiniz? Bu kanunda eksiklikler var mıdır? Ya da sansür endişesi duyanlar var. Bu kanun ileride sansüre yol açabilir mi?
Avukat Gökhan Ahi : Bu kanunun benzerleri AB ülkelerinde ve ABD’de de var. Ancak, bu tür kanunlar yasaklamak kısıtlamak veya engellemek için değil, bilakis fikir ve ifade özgürlüğünü genişletmek amacıyla yapılıyor.
İncelediğim kadarıyla, erişim engelleme gibi tedbirlere başka ülke kanunlarında rastlanmıyor. Bunun yerine suç teşkil eden yayınla ilgili kişiye cezai yaptırımlar uygulanarak, hukuka aykırı içeriğin önüne geçilmesi sağlanıyor. Suç teşkil eden yayının arama motorlarından ve dizinlerden çıkarılması gibi daha çağdaş yaptırımlar da uygulanabiliyor.
Bu kanunun amacı ve uygulanış şekli, sansür riski olduğunu gösteriyor. Bir blog yüzünden, blogun ana adresine dolayısıyla tüm bloglara erişimin engellenmesi sansürden başka bir şey değildir.
Sözgelimi, yurtdışından host edilen muhalif bir site, çeşitli bahanelerle çok rahat susturulabilir. Herhangi bir haber sitesinde bile erotik olabilecek bir deyim veya resim, müstehcen bulunduğu gerekçesiyle sitenin kapatılmasına yol açabilir. Şimdiye kadar uygulanan bazı örnekler (ekşisözlük, youtube, wordpress) açıkçası başka türlü düşünmemi sağlamıyor. Uygulamaları zaman içerisinde göreceğiz.
Düşüncelerinizi aşağıdaki bölüme ya da burayı tıklayarak erişebileceğiniz blog’a yazabilirsiniz.



Kaynak : 