16 ekimde başlayan Türk Telekom grevi bugün 4.gününde. Bu arada pek çok arızanın meydana geldiği ve tamir edilemediği bilgisini alıyoruz. Örneğin İstanbul’da arızalı telefon sayısı 50-60.000 gibi diye tahmin ediliyor. Konuyu bir de Telekom sektörünün üst kurulu olan Telekomünikasyon Kurumu gözünden vermeyi istedik ve Kurul Başkanı Dr.Tayfun Acarer ile görüştük :
Salı günü Türk Telekom grevi başladı. Telekom sektörünün üst kurulu olarak Telekomünikasyon Kurumu, haberleşme hizmetlerinin aksamaması açısından grevi takip ediyor mu?
Dr.Tayfun Acarer : Türk Telekom’da grev ilan edildiği tarihte başladı ve bildiğiniz gibi Bakanlar Kurulu grevi ertelemedi. Türk Telekom ile Kurumumuz arasında imzalanan İmtiyaz Sözleşmesinde grev ve lokavt mücbir sebepler arasında sayılmaktadır. Ancak biz Kurum olarak, Türk Telekomdan haberleşme hizmetini aksatmaması ve önemli bir ülke kaynağı olan haberleşme şebekesinin zarar görmemesi için gerekli önlemi almasını bekliyoruz. Türk Telekom, gerevin başlaması üzerine Kurumumuza gönderdiği yazıda, hiç bir yükümlülüğünü aksatmayacağını bildirdi.
Bu grev sırasında, Turkiye’nin GSM, kablo, internet dahil tum altyapısının Turk Telekom’a yani tek bir omurgaya bağımlı olduğunu gördük. Sizce bu sorun yaratır mı? Sadece tüketici ve rekabet açısından sormuyoruz. Yanısıra ülkenin güvenliği ya da bir afet durumunda olacaklar açısından da soruyoruz.
Dr.Tayfun Acarer : Grev başlangıcında, Türk Telekomun kamuoyuna duyurduğu, telekomünikasyon altyapısı ve şebekelerinin gördüğü hasar nedeniyle oluşan kesintilerden duyduğum rahatsızlığı özellikle belirtmek istiyorum. TTAŞ’nin altyapısı, ülkemizin sahip olduğu önemli bir kaynaktır ve hasara uğratılmasının hiç bir geçerli açıklaması olamaz. Çünkü TTAŞ, altyapısıyla diğer telekomünikasyon, bilgi ve iletişim sektörü işletmecilerine de hizmet vermektedir. Bu nedenle, bu tür hasarların boyutu ve etkisi çok fazla olmaktadır.
Altyapı lisanslarını geçen yıl vermeye başladınız. 13 firma da lisans aldı ama burada 1,5 yıla karşın bir omurga oluştuğunu görmüyoruz. Sizce bu nasıl gidiyor? Bu firmalar yavas mi davranıyorlar? Ya da başka sorunlar mı var?
Dr.Tayfun Acarer : Biliyorsunuz telekomünikasyon altyapısı işletimi, İlgili altyapıya ilişkin gerekli telekomünikasyon tesislerinin kurulması, kurdurulması, kiralanması veya herhangi bir surette temin edilmesi ile bu tesisin diğer işletmecilerin veya talep eden diğer gerçek ve tüzel kişilerin kullanımına sunulması anlamını taşıyor. Yani bu lisansları alan firmalar, başka kurumlar ve işletmecilerle çok sıkı ilişki içinde olmak durumundalar.
Altyapı lisanslarını verdiğimiz firmalar, yatırımlarını yapmaya devam ediyorlar ve bazılarının kamu kurumlarının ihalelerine girdiğini biliyoruz. Daha kısa süre içinde işletmeye başlayacaklarını düşünüyordum hatta bekliyorduk ama olmadı. Bu firmalar özellikle geçiş hakkı konusunda sorun yaşıyorlar.
Telekomünikasyon Kurumu olarak Büyükşehir Belediyeleri ile biraraya geldik ve kendilerine bu sorunları aktardık. Bilgi toplumu olma yolundaki ülkemizde her kesimin üzerine düşen görevleri yapması gerekiyor. Bu gerekliliği, belediyelerle paylaştık.
Tam da bunu soracaktım. Geçiş hakkı konusunda duydugumuz ilginç bir gelişme; devlet kurumlarının kendi alanlarını ya da mevcut fiberlerini, altyapı lisansı
sahibi firmalara geçiş hakkı çerçevesinde tahsis ederken, çok anormal fiyatların meydana geldiği düşünüluyor. Altyapı firmalarının bu nedenle açılan ihalelere bile giremediği söyleniyor. Örneğin dünkü Karayolları ihalesine sadece 1 firma (Turkcell’in yan şirketi Tellcom) girebildi. Bu konuda ne diyeceksiniz..
Dr.Tayfun Acarer : Biz Geçiş Hakkı Yönetmeliğinde Geçiş Hakkının Kapsamını ve uygulanacak İlkeleri açık bir şekilde belirttik. Geçiş hakkı bir kıt kaynaktır ve sınırlı olan bu kaynağın ihale ile verilmesi makuldür. Geçiş hakkı sağlayıcısının talep edebileceği geçiş hakkı bedelinin, taraflar arasında, Geçiş Hakkı Yönetmeliğinde yer alan ilkeler çerçevesinde ve bu hakkın suistimaline yol açmayacak şekilde serbestçe belirlenmesi hüküm altına alınmıştır. Fiyatların belirlenmesi ile ilgili bizim yetkimiz yok.
Bir de kablo konusu var. Rekabet Kurumu’nun “ayrı bir omurga olması gerekir” kararı olmasına karşın, kablo şebekesinin sadece şeklen ayrıldığı ama altyapının hala TT’nin elinde olduğunu ve uyguladıkları kira fiyatlarının da yüksek olduğunu görüyoruz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Dr.Tayfun Acarer : Kablo platform hizmeti işletmecileri, kablo platform şebekesi üzerinden her türlü ses, veri, görüntü ve şifreli/şifresiz radyo/TV sinyallerinin tek yönlü/çift yönlü biçimde abonelere sunulmasını ve söz konusu şebekeye ait her türlü altyapıyı tesis etmeyi ve işletmeyi gerçekleştirebilirler. Dolayısıyla sahip oldukları lisanslarında bu konuda bir sınırlama sözkonusu değil. Bunu Telekomünikasyon Hizmet ve Altyapılarına ilişkin Yönetmeliğin Kablo Platform Hizmeti’ni düzenleyen ekinde görebilirsiniz.
Türk Telekom’un 7.Dönem Toplu İş Görüşmeleri konusundaki gelişmeleri ve detayları, burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
Düşüncelerinizi yazmak isterseniz aşağıdaki yorum bölümünü ya da Özelleşen Türk Telekom’da Personelin Durumu blogunu deneyebilirsiniz.



Kaynak : 