Türk Telekom grevinin başlamasının üzerinden 1 aydan fazla süre geçti. Bu süre içinde grevin hangi noktaya geldiğine baktığımızda, karşılıklı açıklamalar, suçlamalar ve sabotajlar, gözaltılar ve tutuklamalar ile devam eden bir süreç izliyoruz. Bu süreç içinde “Peki ama bu grev kimin işine yaradı, kim kazançlı çıktı?” diye kendi kendimize sormadan edemedik. Gelin bu işten kimin karlı çıktığını birlikte değerlendirelim.
Geçtiğimiz hafta Türk Telekom Genel Müdürü Paul Doany grevde olanlarında dahil olduğu tüm Türk Telekom çalışanlarına bir mektup göndererek Türkiye Haber İş Sendikası ile toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde yapılan görüşmeleri anlattı ve “Sendikaya Toplu İş Sözleşmesi çerçevesinde verebileceklerinin en iyisini verdiklerini ve daha fazlasını vermelerinin mümkün olmadığını” belirterek bir noktada sendikanın uzlaşmaz tutum içinde olduğunu çalışanlarına anlatmaya çalıştı.
Arkasından, hiç gecikmeden Türkiye Haber İş Sendikası Genel Başkanı Ali Akcan’ın Paul Doany’nin mektubunu eleştiren “Hiçbir teklifimizde Türk Telekom’u zora sokmak gibi bir yaklaşım sergilemedik, aksine olumlu ve tutarlı bir yaklaşım sergiledik, buna rağmen işverenin olumsuz tutumu nedeniyle greve gitmekten başka çaremiz kalmadı” açıklamasında bulunduğu cevabı geldi. Bu cevap ekinde, bir de Türk Telekom’un ve Sendikanın teklif ve taleplerinin neler olduğuna ilişkin Haber İş karşılaştırmalı bir tablosunun yer aldığı görüldü.
Türk Telekom’un özelleştirme süreci birkaç yıllık bir süreç değildir. Bu kuruluşun özelleşmesi çalışmaları rahmetli Özal döneminde başladı ve 2005 yılında AKP Hükümeti döneminde sonuçlandı. Türk Telekom’un özelleştirilmesi ile ilgili olarak Anavatan, Doğruyol, CHP (veya o zamanki adıyla SHP), yine Mesut Yılmaz döneminde Anavatan MHP, DSP ve son olarak ta AKP döneminde bu konuda çeşitli hazırlıklar ve mevzuat düzenlemeleri yapıldı. Sonuç olarak da, kasım.2005 itibariyle Türk Telekom’un % 55’i özelleştirildi, % 45’i yine kamuda kaldı. Bu gelişmeler bize açıkça göstermektedir ki her partinin, her iktidarın Türk Telekom’un özelleştirilmesi sürecinde iyi ya da kötü, katkısı ve payı vardır. Bu noktadan baktığımızda bu gün hiçbir parti, Türk Telekom özelleştirilmesinde payının olmadığını söyleme ve yukardan bakma hakkında sahip değildir.
Diğer taraftan 20.yüzyılın son çeyreği ile, 21.yüzyılın başlarında dünyadaki gelişmelere baktığımızda sermayenin küresel bir şekle dönüştüğü, rekabetin ülke sınırlarını aştığı, büyük sermaye şirketlerinin ulusal olmaktan çıktığı küresel bir dünyayı yarattığını görmemek mümkün değil. Bu gelişmeler çerçevesinde sermaye hareketleri izlenirken, farklı ülkelere yatırılan sermayenin yatırıma mı dönük olduğu, yoksa borsa, faiz ve hazine bonolarına yatırılmak suretiyle, elde edilen gelirlerin bir süre sonra dışarıya transfer edilerek mi değerlendirildiği önem kazanıyor.
Elbette ülkelerin kendi menfaati açısından borsaya, faize yatırılan paraların değil, ülkede yatırıma dönüşen sermaye girişlerinin önemli olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla; artık sermayenin yerlisi, yabancısı, Arap Sermayesi, Amerikan veya İngiliz Sermayesi olup olmamasından çok, ülkenin yararına olarak yatırıma dönüşüp dönüşmediği, şirketlere değer katıp katmadığı önemli. Bu çerçeveden bakıldığında Türk Telekom’a yatırılan paranın borsaya, faize yatırılan bir sermayeden farklı olarak, ülkede kalıcı olduğunu düşünüyoruz.
Bu bilgiler ışığında, başa döndüğümüzde gerek Genel Müdürün çalışanlarına gönderdiği mektuptan ve gerekse Sendikanın karşı cevabından, greve niçin gidildiğini anlamak pek mümkün değil.
Kamuoyuna yansıyan demeçlere ve greve giden işçilerin İnternet ortamında yer alan forumlardaki görüşlere bakıldığında “Greve gidilmesinin en önemli nedeninin ücret olmadığı” açık ve net bir şekilde beyan ediliyor. Yine bu forumlarda görüş belirten Türk Telekom çalışanlarının görüşleri ve Sendikanın kamuoyuna yansıyan açıklamalarından, grevin en önemli sebebinin “Personelin 4,000 kişilik kısmının, kapsam içi statüden kapsam dışına geçirilmek istenmesi ve bu yolla sendikanın gücünün azaltılması” olduğu, bir başka önemli sebebin ise “Kapsam içi statüde olan personelin aynı işi yapan kapsam dışı personelle arasındaki ücret farkının giderilmesi” olduğu açıklanıyor. Diğer anlaşmazlıkların ise bir şekilde telafi edilebileceği öngörülüyor.
Bu yazının devamında bu nedenleri daha detaylı inceleyeceğiz.



Kaynak : 